.

Felçli Dedikleri Bebeği Aldırmayınca Hastane Doğum Yaptırmadı..

Altı yıldır Tanzanya’da öğretmenlik yapan iki çocuk annesi Meral Er, üçüncü çocuğuna hamileyken İstanbul Üniversitesi, Çapa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları Bölümü, Perinatoloji Sağlık Kurulu’nun karşısına çıktı.

Felçli Dedikleri Bebeği Aldırmayınca Hastane Doğum Yaptırmadı..



Kurul, 35 haftalık bebeğin beyninde yüzde 90 hasarla doğacağını söyledi ve alınmasını talep etti. Aile bunu kabul etmedi ve imza atmadı. Üç gün sonra doğum sancıları başlayan Er, aynı hastanenin acil servisine başvurdu fakat görevli doktor, “Çocuğun alınmasını kabul etmemişsiniz, burada doğum yapamazsınız.” diyerek anneyi geri çevirdi. Doğum sancıları artan çaresiz anne, yürüyerek fakültenin birkaç yüz metre uzağındaki Bezmialem Tıp Fakültesi’ne gitti ve burada normal doğumla bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Doğumdan sonraki incelemeler bebeğin genel gidişatının ve sağlığının yerinde olduğunu gösterdi. Kızına Nihal Ayşe ismini veren anne Er, yaşadıklarının bir imtihan olduğunu ve her şeye hazır olduklarını söylüyor. Anneyi doğuma kabul etmeyen hastanedeki bölüm doktoru İ.K., “Bu bebekler bizim hastamız değil. Doğunca kuvöz ihtiyacı olacak, sağlıklı bir bebeğin kuvözünü işgal edecek. Ayrıca burası bir çocuğa hasta diyorsa o çocuk hastadır. Aile aksini düşünüyorsa mahkemeye versin.” açıklamasını yaptı.

6 yıldır Tanzanya’da yaşayan Er ailesi, üçüncü çocuğa hamileliğinin son döneminde Türkiye’ye geldi. Anne Meral Er, bir özel ve bir kamu hastanesinin yönlendirmesiyle İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ne gitti. Kadın Doğum Bölümü’ne bağlı perinatoloji ünitesine giden aileye yapılan ultrason tetkikleri sonucunda ciddi riskler tespit edildiği belirtilerek, Perinatoloji Sağlık Kurulu’na gireceği söylendi. İkisi profesör, biri doçent 4 uzmanın yer aldığı kurulda, bebekte nadir görülen beyinle alakalı doğumsal anomali CCA (Korpus Kallozum Agenezisi) ve kafa büyümesi (hidrosefali) tespit ettiklerini ve çocuğun yüzde 90 beyin felçli (nörolojik sekelli) olabileceği açıklandı. Aileye çocuğun alınması seçeneği sunuldu. Meral Er ise her şeye hazır olduğunu ve çocuğunu aldırmayacağını belirterek, kabul etmedi. Meral Hanım, o gün kurula gelen ve hamileliklerinin ileri safhasında olan herkese aynı şeylerin söylendiğini aktarıyor. “Kimisi ağlayarak imzaladı, kimi imzalamadı.” diyor. Bu olaydan 3 gün sonra sancıları artan Meral Er, Çapa Tıp Fakültesi Kadın Doğum Bölümü’ne acil olarak başvurdu. Görevli doktorun “Bizim bu önerimizi kabul etmediniz, biz de sizi kabul etmiyoruz.” dediğini söyleyen Er, anne ve babasıyla 400 metre uzaklıktaki Bezmi Alem Üniversitesi’ne yürüyerek gitti. Bir gün sonra normal doğum gerçekleşti. Adı Nihal Ayşe konulan minik bebekte, belirtilen rahatsızlıklardan ziyade solunum problemi çıktı. İki hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra EMAR’ı çekilen minik kızda problem görülmedi. En son 15 Ağustos’ta doktor karşısına çıkan Nihal Ayşe’nin genel durumunun iyi olduğu açıklandı. Anne Meral Er, “Hastanede bize mevcut durumu açıkladılar. Hiçbir şey olmadan atlatılabilir ya da ileride bir problem çıkabilir dediler. Her iki şıkkı da sundular. Her şeye hazırız.” diyor. Olayı bir imtihan olarak gördüklerini anlatan Meral Er, “Çapa’daki kurula bile çocuğumu aldırmak için gitmedim, durumunu ve yapılacakları öğrenmek için gittim. Rabb’imin bir emaneti olan kızımı her türlü kabul etmeye hazırım. Benim kararım 3-4 aylıkken de değişmezdi. Sonuçta hastalığı ve sağlığı veren Allah. Bize düşen, sebeplere riayet edip, tevekkül etmek.” ifadesini kullanıyor.

Çapa’daki bölümün sorumlu hekimi İ.K. ise durumun yanlış aksettirildiğini iddia ediyor. Bu çocukların rahatsızlıklarından dolayı ağır özürlü dünyaya geldiğini belirten İ.K., “Bunlar doğunca kuvöz ihtiyacı olacak bebekler ve sağlıklı bebeğin kuvözünü işgal edecekler. Bu çocuklar her yerde doğurulabilir. Biz burada doğuştan kalp hastası olan ve doğar doğmaz müdahale edilecek çocukları alıyoruz. Fayda görecek hastaları alıyoruz.” diyor. Bu annelerin kendi hastaları olmadığını belirten İ.K. “Eğer burası bir çocuğa hasta diyorsa o çocuk hastadır. Aile sağlıklı olduğunu düşünüyorsa mahkemeye verir.” şeklinde konuşuyor. Türkiye’de bir yılda 150 bine yakın gebelik sonlandırılıyor. Resmi rakamlara göre ise son 3 yılda 40 bine yakın 12 hafta üstü gebelik, sağlık gerekçesiyle sonlandırıldı.

‘KÜRTAJ, ANNENİN HAYATINI KURTARMAK İÇİN YAPILMALI’

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Meşru bir mazeret olmadıkça kürtaj haram ve cinayettir.” diyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saffet Köse ise 4 aydan sonra anne karnında canlı insan meydana geldiğini belirtiyor. “4 ay 10 günden sonraki dönemde kürtaj sadece annenin hayatını kurtarmak için söz konusu olabilir. İslam âlimleri bu süreden sonra sakat doğacağı belli olsa bile annenin hayatını kurtarma dışında müdahale olmaması gerektiğini belirtiyor. Ancak 4 aya kadar olan dönemde de annenin hastalığı olmasa bile cenin çok kötü durumdaysa tıp bu konuda kesin bilgi verebiliyorsa o konuda da müdahale olabiliyor.” diyor. Bu dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu söyleyen ilahiyatçı Selman Kuzu da “Allah insanı malıyla imtihan eder. Eşiyle imtihan eder. Anne babasıyla imtihan eder. Bazen sağlam bazen de özürlü bir evladıyla imtihan eder. Önemli olan ‘imtihandayız’ şuuruyla yaşamak ve imtihanı verebilmektir. Çocuğunu özürlü bekleyen ailelerin her zamankinden daha sabırlı olması gerekir ve unutulmamalı ki anne karnındaki özürlü çocuğun da bir canı var.” ifadesini kullanıyor.

Zaman
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.