.

Dünya'da Ve Türkiye'de Ebelik Mesleğinin Tarihsel Gelişimi Ve Önemi..

Ebelik tarihin en eski mesleklerinden biridir. Yeni bir canlının dünyaya gelmesine yardımcı olmak, doğum ağrısı çeken bir annenin acısını dindirmek ve aileye istek ve özlemle beklenen birinin katılımını sağlamak ebelerin toplum içinde saygın bir yer edinmesine neden olmuştur.

Dünya'da Ve Türkiye'de Ebelik Mesleğinin Tarihsel Gelişimi Ve Önemi..



Ebe; ebelik eğitim programına girmeye hak kazandıktan sonra, bu programı başarıyla tamamlayarak Ebelik mesleğini yerine getirmek üzere, tescili yapılan ya da kendisine yasal olarak izin verilen kişidir.
 
Sağlık Bakanlığı’na göre ebe; ana-çocuk sağlığı hizmetlerini yürüten, doğum öncesi, doğum, sonrası hizmetleri veren, doğum yaptıran 0-6 yaş grubu  çocuk beslenme ve aşıları yapan, aile planlaması, kişisel temizlik kuralları, ilk yardım, bulaşıcı ve sosyal hastalılardan korunma, savaşla ilgili konularda bireye , aileye, topluma sağlık eğitimi veren , doğum, ölüm istatistik verileri toplayan , değerlendiren kamu kuruluşları ile gerekli işbirliğini sağlayan insani ve ahlaki davranışları ile örnek, Sağlık Bakanlığınca tescil edilmiş bir okuldan mezun olan  meslek mensubudur.
 
1919 yılında Hollanda’da kurulan Uluslar arası Ebeler Birliği (ICM), 1954 yılında adını “Uluslar arası Ebeler Konfederasyonu” olarak değiştirmiş olup, 1987 yılında Hollanda’da düzenlenen Uluslar arası Ebeler Konfederasyonu toplantısında her yıl 5 Mayıs gününün, belirlenecek bir tema çerçevesinde “Dünya Ebeler Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. Bu karara istinaden 1991 yılından itibaren her yıl 5 Mayıs ” Dünya Ebeler Günü”  olarak kutlanmaktadır.
 
Dünyada Ebelik Mesleğinin Tarihsel Gelişimi
 
Ebelik insanlığın varoluşu ile başlar.
M.Ö. 5000  resimlerde çömelmiş ıkınan kadınlara ve onlara yardım eden ebe resimleri görülmüştür.
İncilde ebelerden bahsedilmektedir. Ebeliğin kutsal bir meslek olduğu eski mısırda kral Pharaol’un ebeler Shifra ve Pua ‘ya emirler verdiği gözlenmektedir. Ayrıca Musa Peygamber  de ebelerin kutsallığını anlatmaktadır.Kaho’nun  da M.Ö. 2000 yılında ebelerden bahsettiği bilinmektedir.
Eski Yunan’ da hipokratın bazı doğumlara yardım ettiği bu nedenle de ona “erkek babaanne” dendiği bilinmektedir.
Efesli Soranus M.S. 98-138 ebelik hakkında yazılar yazmış ders vermiştir. Ebelerde olması gereken özelliklerden söz etmiştir.  Kitabın adı “GYNAECOLOJY” dir.
Yıllarca ebelik anneden kıza geçen, yavaş gelişen bir meslek olmuştur.
15. Yy da Almanya’da ilk ciddi kitap 1513 yılında EUCHARIUST-rhadıo  tarafından genç kadın ve ebe ROSHENGARTON adı ile yazılmıştır.
1450 de İngiliz ebeler lisanslarını Kardinaller Meclisinden aldılar.
1560 Fransız Kralı 3. Henry ebelik eğitiminde standartları belirledi ve ebelerin sınava girmesini sağladı.
1536 –1636 doğum yardımı üzerine ebe Louise Bourgeuis  çok önemli yazılar yazmıştır ve  pek çok yazıda referans olarak gösterilmiştir
JEAN LIOBAUT 1649 da Cenovalı ebelere doğumu kolaylaştırmak için Simfisis pubis eklemini genişletme yöntemlerini anlatmıştır.
1640 da yazılan PRATICA – OF PHISICK kitabında doğum hızlandırmak için bazı ilaçlardan bahsedildi ve Cloroform ebelikte kullanıldı.
1616 da Elizabeth Cellien hastanalerde doğum ve lohusalık bölümü kurdu.
1701 de İngiltere ve Fransa’daki bu gelişmelere paralel gelişmeler Almanya’da da yaşandı. JUSKINA SIEGIMUNDIN ebelik üzerine öğrenci-hoca söyleşisi şeklinde bir kitap yazmıştır.
Fransa’da 1745 -1810  yılları arasında yaşayan Baudelockue 1775 de “ Doğum Sanatının Esasları “kitabını yazmıştır.
1733 de Marie Louise  La Chapalle (1769-1821 ) adlı ebelik öğretmeni forseps uygulamalarındaki tekniği ile tanınmış 3 ciltlik bir kitap yazmıştır.
1773-1841 Marie – Anne Bouvin bol şekilli bir ebelik kitabı yazmıştır.
1819 da Laennec steteskopu bulmuş ve ilk kez obstetride kullanmıştır.
İngiliz Sir J.V.Simphson (1811-1870 ) forseps ve kloroformu obstetriye sokmuş 1857 de kraliçe Victoria nın kloroformu resmen kabul etmesiyle ebelik bilimsel anlamda gelişti.
 
Türkiye’de Ebelik Mesleğinin Tarihsel Gelişimi
 
Tüklerin her devrinde ve kültüründe ebelik vardır. Doğuran kadına hizmet eden ebeler Türk kültüründe çok saygı ve itibar görmüş, iyi yaşamış bir meslek grubu idi.
Ebelik usta-çırak usulü ile eğitiliyordu.
Orta Asya Türklerinde doğuma önem veriliyor, kadınlar güvendikleri ebeler tarafından doğurtuluyordu.  Doğumda kadına yardım eden ebe bir tanrıça  gibiydi.( Umay Ana)
Osmanlılarda ebeleri Saray ebeleri, Kibar ebeleri, Halk ebeleri başlıca 3 gruba ayırmak mümkündür. 
Osmanlıda her ebenin bir doğum iskemlesi (örekesi) vardı.
Ebe gebenin yanına gider “ben geldim, merak etme o da gelir Allah kolaylık versin “ derdi.
Zorlanınca embriyotomi yapmak gerekirse kanlı ebeler çağrılıyordu.
Hekim genelde doğum yaptırmazdı. Fakat doğum bilgisi bilmek zorundaydı. Bu bilgileri ebelere öğretmek için “ kabileye buyurasın ki “ diyerek zor durumlarda ne yapılacağı anlatılmaktaydı.
1840 yılında tıbbiyede bir meclis kuruldu. Mekteb-i tıbbiye  de sınavla  ebeler alınmaya başlandı.
1842 yılında  2 yıllık ebelik kursları başlatıldı. Teorik dersleri hekimler pratik bilgileri ebe hocalar vermeye başladı.
Ebe hocalar ilk zamanlarda Avrupa’dan gelmiş ve orada esaslı ebelik eğitimi görmüşlerdi. Daha sonra bu okuldan yetişmiş ebe hanımlar da öğretmenlik yapmışlardır.
1843 yılında kadınlara mahsus olmak üzere Haseki Sultan Darüşşifası açıldı. 1847 yılında Guraba Hastanesinin de Kadın Hastaları için bir bölüm açıldı.
 1880 Doktor Besim Ömer Paşa’nın düzenlemeleriyle kayıt koşulları yeniden düzenlendi.
1892 ylında Besim ömer Paşa ilk doğumevini ( Viladethane) açtı.
1905 de daha gelişmiş ve büyük bir doğumevi olan Kadırga Viladethanesi açıldı.
1909 da askeri ve sivil tıbbiye de 30 yaşından küçük kadınlar ebe okuluna kaydedildi. Ancak  mezunlar İstanbul dışında çalışmaya gitmediler.
1920 İstanbul dışındaki yerlerin ebe ihtiyaçlarını karşılamak için  Kızılay barakalarında ilkokul mezunu kızlar 2 yıl süreyle ebelik eğitimi aldılar.
1924 Şişli Çocuk Hastanesi içerisinde Ebe Öğrenim Yurdu  parasız yatılı 2 yıl süreli eğitim yaptı. Mezunlar zorunlu hizmete tabii tutuldular.
1928 yılında Haydarpaşa Tıp Fakültesinde ebelik okulu ortaokul mezunu kızları ebelik eğitimi 
için almaya başladı.
1928 yılında 1219 sayılı TABABT-İ ŞUABATIN TARZI İCRASINA DAİR KANUN diplomasız ebelere doğum yaptırmasını yasakladı. Ebe ihtiyacı arttı.
1933 yılında  Tıp Fakültesi Haydarpaşa’dan Beyazıt’a taşınınca doğum kliniği Haseki Hastanesine taşındı. Ebelik eğitimi de Haseki Hastanesinde yapılmaya başlandı.
1937 doğumevlerinin bünyesinde köy ebe okulları açıldı.
1943 köy ebelerinin çalışmalarını düzenleyen kanun çıkarıldı. Kanuna göre 6 yıl taşrada çalışan ebeler merkezlere gelebilecekti.
1953 yılında Cerrahpaşa Hastanesi içerisinde yapılmaya başlanan bina 1966 yılında bitti ve taşınıldı. (Kadın Doğum Kliniği ve Ebe Okulu)
1961-1962 köy ebe okulları doğumevlerinin bünyesinden ayrıldı 3 yıllık düzenli eğitim veren kurumsal bilgilerin okulda alındığı uygulamaların doğumevlerinde verildiği bir eğitim sistemine geçildi.
1963 sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi hakkında kanun kabul edildi.154 sayılı yönerge sağlık hizmetlerinin sosyalleştirildiği bölgelerde hizmetin yürütülmesine ilişkin yönerge ebenin ilk defa görev analizini yaptı.
1975 ebe-hemşire programları hazırlandı.
1978 köy ebe okulları kapatıldı.
1978 S.M.L. Ebelik bölümleri 4 yıllık olarak eğitime devam etti.
1985-1986 Y.Ö.K. Bakanlık protokolüyle 2 yıllık Sağlık  Meslek yüksek Okulları öğrenim programları uygulanmaya kondu.
1997-98 eğitim öğretim yılında Sağlık Meslek Yüksek okulları ebelik programları 4 yıllık lisans düzeyine çıkarıldı.
2000 yılında İ.Ü. Şişli Sağlık Yüksek okulu kuruldu.
 
Bu kadar tarihi gelişime rağmen ebelerimizin hala bir kanunun olmaması şaşırtıcı bir sonuçtur. Bu nedenle en kısa zamanda onlar için bir kanunun oluşturulması gerekmektedir. Yapılamıyorsa Bakanlık ve derneklerimizin üstün gayreti ile yeniden görev tanımları yapılmalı, böylece ebeleri koruyacak ve odak noktası olacak bir kanun çıkarılmalıdır. Ebelerimiz de aile danışmanlığı sertifika programı kapsamına alınmalıdır. Diğer sağlık personellerinde olduğu gibi ve hatta daha fazlasını ders içeriklerinde alan ebelere bu hakkın tanınması bir sorumluluktur. Bu kadar zengin bir ders içeriği eğitimi alan ebelerimizin aynı zamanda birinci basamak sağlık kuruluşlarında verdiği hizmetin kalitesi ve niteliği artacaktır. Hemşirelik yetkisi almış ve almak isteyen ebelerimize özellikli birimlerle ilgili yapılan sertifika programlarına katılma imkanı da verilmelidir. Tüm ebelerimizin ebeler haftasını kutlayarak saygı ve sevgilerimi iletiyorum.
 
Kadriye GÜLSEREN
EHEMDER Genel Başkanı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.