.

Dört doktor, üç ameliyat, işte özel sağlık sistemi!

Dört doktor, iki operasyon, bir ameliyat; işte son iki ayda yaşadıklarım. Önce başımdan geçenleri anlatayım sonra sağlıkta ne durumda olduğumuz hakkında yorum yapacağım; hem de 'neden iki haftadır yoksun?' diye soran okuyucuların da merakını gidermiş olayım.

Dört doktor, üç ameliyat, işte özel sağlık sistemi!



Bir süredir siyatik hastalığı ile uğraşıyorum. Bilenler siyatiğin, ne kadar ağrılı bir hastalık olduğunu ve insanı yürüyemeyecek duruma getirdiğini bilir. Bilmeyenler içinse kısaca söyleyeyim, siyatik; vücuttaki en uzun sinir ve bacaktan topuğa kadar iniyor. Diskte oluşan fıtık da bu sinire baskı yapıyor. Özetle, ne yatabiliyorsunuz ne kalkabiliyorsunuz ne de yürüyebiliyorsunuz; gece gündüz ağrı çekiyorsunuz.

İki ay önce ağrılar başladığında, bir elin parmaklarını geçmeyen beş yıldızlı hastanelerden birinde soluğu aldım. Hani şu, sigorta şirketleri ve özel sağlık sigortası olmasa bırakın zincir haline gelmeyi, yaşama şansları bile olmayan hastanelerden bahsediyorum.

İlk muayeneyi fizik tedavi bölümünden profesör yaptı. Teşhis, siyatik. Önüme iki alternatif kondu. Birincisi, uzun süreli fizik tedavi, ikincisi ise operasyon. Ağrılar dayanılmaz olduğundan operasyonu tercih ettim ve aynı hastanede başka bir doktor operasyonu gerçekleştirdi. Söylenen şuydu: "Operasyon başarılı geçti, üç gün istirahat et, sonrasında normal hayatına dönersin."

Döndüm mü? Nerde. Yedi gün sonra ağrılar daha da artmış ve yürüyemez hale gelmiş halde doktorun kapısına dayandım. Yorum aynen şu: "Genelde işe yarar, demek ki sizde yaramadı, acil ikinci operasyonu yapmalıyız."

DOKTORLARIN YAKLAŞIMI

İkinci operasyonu da oldum ve doktorun, "Bu sefer tamam ama bu operasyonu fizik tedavi ile pekiştirmemiz lazım" söylemiyle hastaneden çıktım. Ona da tamam dedim ve on seans da fizik tedavi oldum. Sonuç mu? Ne yatabiliyor, ne kalkabiliyor, ne yürüyebiliyordum; şiddetli ağrılar da cabası. İlk gittiğim ve operasyonlar sonrası fizik tedaviyi yürüten profesör, baktı olacak gibi değil, "Sizi bir de hastanemizdeki beyin cerrahına gösterelim" dedi. Anlayacağınız bir buçuk aydır aynı hastanenin içinde doktor doktor dolaşıyorum. Her doktor işin içinden çıkamayınca da topu bir diğerine atıyor. Artık ruh halimi varın siz düşünün.

Uzatmayayım, baktım olacak gibi değil, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Murat Hancı'yı aradım. Geçmiş yıllarda babamı da ameliyat ettiğinden kendisini tanırım. Raporlara ve tetkiklere baktıktan sonra Hancı'nın ilk lafı, "Genelde hemen ameliyat önermem ama baştan beri senin durumunun kurtulacak hali yokmuş, ameliyat etmemiz lazım" dedi. İki hafta önce ameliyat oldum ve nihayet normal hayata döndüm.

PARASI OLMAYAN NE YAPSIN?

Bunları hikaye olsun diye anlatmadım. En masumane şekilde soruyorum; teşhis ve tedavi böyle mi olmalı? Allah'tan özel sağlık sigortam var. Bu iki ayda doktor muayene ücretleri, çekilen emarlar, yapılan tetkikler, iki operasyon, fizik tedavi ve ameliyat; fazlası var eksiği yok, sigorta şirketi 50 bin lira ödedi.

Gerçekten böyle mi olmalı? Teşhisten sonra en başta, 'arkadaş senin durumun ameliyatsız çözülmez, geri ne yapsak boş' demek, bu kadar mı zor? Hastayı o doktordan bu doktora, o operasyondan bu operasyona sürüklemek mi gerekiyor? Hadi sağlık sigortam var, cebimden beş kuruş çıkmıyor. Sigortası ve cebinde 50 bin lirası olmayan ne yapacak? Sonra da diyorlar ki, ülkede doktora gidiş sayısı ve yapılan ameliyat sayısı artıyormuş. Daha fazla yorum yapmak istemiyorum. Eminim okuyucularım ne demek istediğimi anlamışlardır ama son olarak şunu belirteyim: Özel sağlık kurumları tüm sistemlerini özel sağlık sigortaları üzerine kurgulamış durumdalar. Açıkça söyleyeyim, bu hastanelerin sigorta şirketlerine, sigortacıların bu hastanelere ve vatandaşın da hem bu hastanelere hem de sigorta şirketine ihtiyacı var. Umarım bu yapı, benimki gibi uygulamalarla çökmez.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.