.

Doktorlar Komplike Ameliyatlara Girmek İstemiyor

Malparktis davalarındaki artıştan dolayı doktorların artık riskli ameliyatlara girmek istemediklerini belirten Doç. Yüzbaşıoğlu, birçok üniversitenin kadın-doğum, cerrahi gibi branşlarda asistan bulamadığını söyledi, "Komplike vakalara bakan doktor sayısı azaldı, daha da azalacak" dedi.

Doktorlar Komplike Ameliyatlara Girmek İstemiyor



Hekimler aleyhine son zamanlarda çok fazla malpraktis (tıbbi hata) davası açıldığını belirten Doç. Dr. Erdal Yüzbaşıoğlu, bu nedenle doktorların riskli ve komplike tıbbi girişimlerden kaçınmaya başladıklarını söyledi. Göz hastalıkları doçenti olan Yüzbaşıoğlu'na göre, kadın-doğum, genel cerrahi, ortopedi ve estetik cerrahi gibi girişimsel işlemlerin yoğunluklu olduğu branşlarda çok fazla malpraktis davası var.

Aynı zamanda sağlık hukuku alanında da çalışmalar yapan Dr. Yüzbaşıoğlu, "Özellikle tazminat davalarında trilyonlara varan yüklü rakamlar çıkıyor. Bu da hekimlerin daha defansif tıbba yönelmesine neden oluyor" dedi.

Bu davaların tıbbi pratiğe etkisini ise Yüzbaşıoğlu, "Hekim vakaya bakıyor, risk taşıyorsa müdahale etmek istemiyor, hastayı başka yerlere göndermek istiyor. Daha kolay, daha çabuk halledilebilecek ve komplikasyon olasılığı düşük işlemlere yöneliyor. Mesela komplikasyon riski yüksek olan bir ameliyat yapıp onun riskleriyle uğraşmaktansa, daha basit işlemler yapıp, puanını doldurmaya ve performans sisteminden yararlanmaya çalışıyor" şeklinde özetledi.

Dr. Yüzbaşıoğlu'nun tespitine göre, malpraktis davalarının artmasındaki faktörlerden biri hastanın yeterince ve doğru şekilde bilgilendirilmemesi. Ama asıl önemli etken hasta beklentilerinin imkanlarla orantısız olarak yükseltilmesi: "Yani doktor ve hastane imkanları ile hasta beklentileri arasındaki orantısızlıktan bahsediyorum. Bunun arkasında bazen reklam, bazen sağlık politikaları var. Mesela bir katarakt ameliyatı yapıyoruz ve çok iyi sonuç alıyoruz. Ama hasta, 'Televizyonda bu ameliyatın 5 dakika sürdüğü söyleniyor, benimki niye 15 dakika sürdü' diye soruyor, bunu bir eksiklik, bir kusur olarak algılayabilir. Ya da lazerle göz ameliyatını televizyonda, 'tırnak kesmek gibi' diye nitelendirenler oldu. Hiç göz ameliyatı ile tırnak kesmek eş tutulabilir mi? Bu tür açıklamalar, hem yapılan işi küçültüyor hem de hastadaki beklentiyi yükseltiyor."

"Lazerle göz ameliyatının tırnak kesmeyle eş olduğunu" televizyonda söyleyen de bir göz doktoru ise bu tıbbi bilgi kirliğinde ve hasta beklentisinin gerçek dışı yükseltilmesinde doktorların da ciddi payı yok mu?" sorusuna Doç. Yüzbaşıoğlu'nun yanıtı: "Mutlaka, ama beklentinin yükselmesinde sadece doktorlar da sorumlu değil. Sağlık hizmeti sunumunu artık büyük kuruluşlar, şirketler yapıyor. Bu da beklentiyi yükseltiyor. Televizyonlardaki sağlık programları hastayı bilgilendirmekten çıkmış, tamamen reklama dönmüş durumda. Yani ciddi bir bilgi kirliliği var. Yasalarımızda sağlığın reklamı yasaklanmıştır, bu sadece bilgilendirme düzeyinde olmalıdır."

Özellikle üniversite, eğitim ve araştırma hastanelerinde girişimsel vakalara bakan doktor sayısında ciddi azalma olduğuna vurgu yapan Yüzbaşıoğlu, bunun en somut örneğinin jinekolojide yaşandığını söyledi. Eskiden kadın-doğumun, TUS'ta (Tıpta Uzmanlık Sınavı) puanı en yüksek branşlardan biri olduğunu aktaran Yüzbaşıoğlu, "Şu anda kadın-doğumun tercih edilirliği o kadar azaldı ki, puanı düşük olan branşlardan biri haline geldi. Birçok üniversite, kadın-doğum asistanı bulmakta zorlanıyor" dedi.

"İŞLERİNİ ÖZENSİZ YAPAN DOKTORLAR DA VAR"

Bu durumdan hastaların da zarar gördüğüne parmak basan Yüzbaşıoğlu'na göre tablonun düzelmesi için atılması gereken birçok adım var. İlk adımı hastaların eksiksiz bilgilendirilmesi oluşturuyor: "Bizim de çok ciddi eksikliklerimiz var aslında, en büyük eksikliğimiz de belki son derece iyi niyetli olarak hastayı yeterince bilgilendirmiyoruz. Hasta kendisine yapılacak işlemin ve sonuçlarının ne olduğunu bilmeli. Ayrıca hastaların zararının da karşılanması lazım. Çünkü hekim hatasından dolayı zarar görüyor. Yüzde yüz hekimlerin hepsi haklı demek de söz konusu değil. İşlerini ihmal eden, eksik yapan, özensiz çalışan meslektaşlarımız da var. Bunların da içimizden temizlenmesi gerekiyor."

TIP FAKÜLTELERİNDEKİ EĞİTİM KALİTESİ YETERLİ Mİ?

Sorgulanması gereken etkenlerden bir diğeri ise doktorların aldığı tıbbi eğitim, tıp fakültelerinin kalitesi, yani sağlık çalışanlarının mesleki yeterlilikleri. Yüzbaşıoğlu, hem Tam Gün Yasasıyla üniversitelerden uzaklaşan hocalara hem de sağlıkta ticarileşmeye vurgu yaptı, sağlık hizmetinin para değil, insan odaklı olması gerektiğinin altını çizdi.

ntv
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.