.

Doktorlar Kim, Neden Hergün Dövüyor?

Milliyet gazetesinde “Acil serviste kadın doktora dayak” başlıklı haber şöyle:

Doktorlar Kim, Neden Hergün Dövüyor?



  “Adana’da acil servis doktoru 37 yaşındaki Fulya Kaya, görev yaptığı hastaneye trafik kazasından yaralı getirilen 25 yaşındaki Zafer Eren ile 4 yakınının saldırısına uğradı. Aldığı yumruk ve tekme darbeleriyle elmacık ve sinüs kemiği kırılan Dr. Fulya Kaya, yoğun bakıma alındı.”

Son senelerde acil servislerden polikliniklere, hastane bahçesinden ameliyathanelere kadar, hiçbir yer artık doktor ve sağlık çalışanları için güvenli görünmüyor.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) kayıtlarına göre 2009 ve 2010 yılında 65 doktor darp edildi, 1 doktor hayatını kaybetti. 2011 yılının 4 ayında ise 40’tan fazla doktor ve sağlık çalışanı, hasta ve hasta yakınının saldırısına uğradı.  

Hekimlere yönelik bu saldırıları 'münferit bir olay' veya 'dellenmiş bir hasta yakınının tasvip edilmesi mümkün olmayan davranışı' gibi değerlendirmek başımızı kuma gömmekten başka bir şey değil.

Hekimlere yönelik bu şiddetin, titizlikle araştırılması gereken çok yönlü ve çok önemli toplumsal bir mesele olduğu kanaatindeyim.

Bence doktorlara uygulanan şiddetin altında yatan pek çok temel sebep var:

BİR: Şiddet son senelerde sadece doktorlara yönelik olmayıp yediden yetmişe toplumun tüm kesimlerini etkileyen bir olay hâline geldi.

Bakıcıları tarafından acımasızca dövülen bebekler, yuvalarda öğretmenleri tarafından hırpalanan çocuklar, birbirlerine bıçak çeken ilkokul öğrencileri, tabanca ile vurulan liseliler, yol verdin vermedin veya otopark yüzünden o güne kadar hiç tanımadığı biri tarafından delik deşik edilenler...

İKİ: Toplumda her alandaki yozlaşmadan tıp da kendine düşen payı alıyor ve bir zamanlar kutsal meslek olarak bilinen hekimliğin saygınlığı hızla azalıyor. Bugün doktor denince hayat kurtaran, dertlere deva bulan kişiler değil, bıçak parası alan, hastanede yüzüne bile bakmadığı hastalara muayenehanede candan ilgi gösteren, ilaç firmalarının bir dediğini iki etmeyen kimseler anlaşılıyor.

Tıptaki yozlaşmada, başta ettikleri yemini unutan bazı doktorların bizzat kendileri olmak üzere, popülist siyasetçi ve bürokratların, kış uykusuna yatmış üniversitelerin, politikaya batmış tabip odalarının, tek amaçları daha çok kâr etmek olan ilaç endüstrisinin de önemli katkıları var.

Sağlığın çok kâr getiren bir sektör hâline dönüşmesi ve bunun birtakım tıp dışı çevreler tarafından çok iyi kullanılması yozlaşmayı hızlandırıyor.

ÜÇ: Son yıllarda ortaya çıkan ve aslında gerçekten önemli olan 'hasta hakkı' kavramının bizde maalesef yanlış anlaşılması, hatta bazı kişi ve kurumlarca gaddarca hekimlerin aleyhine kullanılması bu şiddetin sebeplerinden biri.

Kanunlardaki hata ve boşluklardan da yararlanılarak doktorlara açılan davalar da her geçen gün çığ gibi artıyor. Doktorlar hastaların rakibi veya düşmanıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Hasta hakkı “doktor dövme hakkı” olarak anlaşılıyor.

Elbette yanlış yapan, ihmali olan, kusuru olan hekim bunun cezasını çekmeli ama yaşanan her olumsuzluktan doktorların sorumlu olmadığı da unutulmamalı.

DÖRT: Medyanın da şiddetteki rolünü gözden kaçırmamak lâzım. Doğruluğu kanıtlanmamış hasta şikâyetlerinin (hatta bazen iftiraların), hekimi suçlayan haberler olarak yayınlanması, hekimin gerçekten kusurlu olduğu münferit bir olayın sık yapılan bir yanlış gibi sunulması olağan oldu.

Gelelim neticeye

Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde “Van İli Örneğinde Terör Suçlarına Karışanların Sosyal Psikolojik Açıdan Değerlendirilmesi” konulu araştırmada aile fertlerinden birinin hatalı yapılan ameliyat yüzünden ölmesinin de terör örgütüne katılma gerekçelerinden biri olarak ortaya çıkması, durumun vahametini ve doktorlara duyulan nefretin derecesini net olarak gösteriyor.

Doktorların içinde yaşadığımız sağlık sisteminin sorumlusu değil kurbanları olduğunu düşünüyorum ve diyorum ki:

Hekim yorgunluğu, iş yoğunluğu, altyapı ve teknolojik yetersizlikler, sistem hataları hiç hesaba katılmadan, sağlıkla ilgili her olumsuzlukta doktorlar suçlanıyor.

Yoğun bakımda yer yoktur, suçlu doktordur. Ameliyatta elektrikler kesilir, suçlu doktordur. İlaç alerji yapar, suçlu doktordur. Kan bulunamaz, suçlu doktordur. Hasta iyileşmez, suçlu doktordur.

Bu gidiş iyi bir gidiş değil.

Doktorlarımıza sahip çıkalım.

Zaten çok zor şartlar altında, fedakârca hizmet veren doktorların yalan yanlış suçlamalarla morallerinin bozulmasından, motivasyonlarını yitirmelerinden en çok zararı yine hastaların (hepimizin) göreceğinin bilmem kimse farkında mı?

KAYNAK

http://gundem.milliyet.com.tr/acil-serviste-kadin-doktora-dayak/gundem/gundemdetay/25.09.2011/1442919/default.htm

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.