.

Doktorlar Doktorlardan Korkuyor..

En ufak baş ağrımızda, soğuk algınlığında, yüzümüzde çıkan sivilce için bile kapılarını aşındırdığımız doktorlar hasta olunca bizim gibi olmuyorlar. 'Genelde kendimizi ihmal ederiz' diyen doktorlar, C vitamini dışında ilaç kullanmıyor, hasta olmamak için sağlıklı besleniyor. Kimisi de hasta olduğunda, 'Sanırım doktorlardan korkuyorum, muayene masasına yatma psikolojisi çok farklı' diyor. Ancak hepsinin dileği bir, 'Şiddetsiz hastane, şiddet görmeyen doktorlar'

Doktorlar Doktorlardan Korkuyor..



Üniversite sınavını en yüksek puanla kazanıyorsunuz. Üzerine herkesin dört yıl gittiği üniversiteyi siz altı yıl okuyorsunuz. Bazı üniversitelerde hazırlık olduğu için bu süre yedi yıla çıkabiliyor. Bu kadar yılın sonunda sadece 'Pratisyen hekim' oluyorsunuz. Devlet hizmet yükümlüğünüzü tamamladıktan sonra diplomanızı alıyorsunuz. Sonrasında Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) devreye giriyor. Bu sınavı kazanarak branşınızı seçmiş oluyorsunuz ve bu branşta 3-5 sene arasında asistanlık yapıyorsunuz. Bu süreç bittikten sonra artık uzmanlık alanınızda bir hekim olarak çalışabiliyorsunuz.

İNSAN İLİŞKİSİ DE ÖNEMLİ

Bununla bitmiyor. Siz eğer hekimseniz sadece tıp okumanız, uzmanlık eğitimini almanız yetmiyor. İnsan ilişkilerinizin iyi olması da gerekiyor. Eğer bu yönünüzün kuvvetli olmadığını düşünüyorsanız ya hastalarla çok muhatap olunmayan uzmanlık dalları seçilebilir ya da bu yönünüzü kuvvetlenmeye çalışabilirsiniz. Ayrıca doktorların dikkatli, özenli, saygılı ve sabırlı kişiler olması da çok önemli. Tıpta gelişmeler çok hızlı yaşandığından bu gelişmeleri sürekli okuyarak takip etmek zorundasınız… Bunu cep telefonlarının, tabletlerin, bilgisayarların yani teknolojinin sürekli geliştiği gibi düşünebilirsiniz. Sürekli güncellenmesi gereken bilgiler oluyor. Sürekli eğitimlerin yapıldığı, yeni gelişmelerin açıklandığı kongrelere gitmeniz gerekebilir. Buralarda saatlerce eğitimden çıkamayabilirsiniz. Bu yüzden doktor olmak için okumayı seven bir kişi olmak çok önemli. Doktor olmak ve mesleğini yapmak için çok çalışmak, hafta sonlarında ve tatillerde hastanede nöbet tutmak gibi görevlerle hayatından fedakârlıkta bulunmak gerek. Doktorlar, öncelikle insanların sağlığını koruma, meydana gelmiş hastalıkların ve sakatlıkların tedavi edilmesini sağlamak, sağlık durumunun geliştirilmesini sağlama gibi alanlarda çalışan, araştırmalar yapan kişidir. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi KBB Klinik Şefi Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan'ın dediği gibi 'Kimsenin yemeyeceği şeyleri yiyebilirler, kimsenin yatmayacağı yerlerde uyuyabilirler…'

ONLAR DA HASTA OLUR

Hakikaten üniversitede okuduğum yıllarda, sağlık muhabirliği branşına alışmaya çalışırken o kadar çok doktor hikayesine tanık oldum ki anlatsam sayfalar yetmeyebilir. Özellikle organ nakli merkezlerinde öyle öyküler oluyor ki… Saatler süren ameliyatlar, yorulmak bilmeyen doktorlar, hastası için canla başla çalışan uzmanlar… Yani hayatları öyle dizilerde, filmlerde gördüğünüz gibi değil. Onların meslek sevgisini görmek için bir üniversitenin farklı bölümlerinin kantinlerinde bulunabilirsiniz. Üniversitede normal bölümde eğitim görenler ailevi sorunlarımıza, maddi sıkıntılarımıza kafayı takarken, tıp öğrencilerini kantinde 'Siz buluşun benim ders çalışmam lazım', 'Acaba uzman doktorun yanında ne zaman asistan olabilirim' gibi konuşmaları yaparken görebilirsiniz. Kısacası onlar zor şartların süper kahramanları. Başımız ağrıdığında, sivilcemiz fazla büyüdüğünde, hafif bir soğuk algınlığında bile biz hastalar evhamlanıp, 'Acaba beynimde tümör mü var?', 'Yoksa cilt kanseri mi oldum?', 'Aman Allah'ım ince hastalığa yakalandım' deyip, kapılarını aşındırabiliriz. Bazen onların da yüzü asık olabilir, mutsuz görünebilirler; bu bizimle ilgilenmiyorlar anlamına gelmez. Onlar da hasta oluyorlar, onlar da yakınlarını kaybedebiliyorlar, onlar da hasta olmamak için dinlenmek istiyorlar. Hepsinin ortak bir dileği var, 'Doktorlara, sağlık çalışanlarına hasta yakınları tarafından uygulanan şiddetin bitmesi'. 14 Mart Tıp Bayramı'nın ardından alanının en iyi uzmanlarıyla hastalıklara bakış açılarını konuştuk ve onlara 'Hasta olduğunuzda ne yaparsınız?', 'Hasta olmamak için neler uygularsınız?' sorularını yönelttik.

Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi KBB Klinik Şefi Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan: Hastalığımı ihmal ediyorum

Genellikle hekimler hasta olduğunda pek üstüne gitmez. Ben de ihmal ediyorum, geçiştiriyorum. Hastalık belirtisi olduğunda panik olup doktora gitmem. Tedavimi de geciktiririm. Başım ağrıdığında hemen ağrı kesici almam, dayanmaya çalışırım. Birinci dereceden yakınım hasta olursa kendi branşımla ilgili olanları tedavi ediyorum. Kendi branşım dışındakilerde iyi bir meslektaşım varsa tabii ki ona bırakırım. Bir yakınını tedavi eden hekim olumsuz bir sonuçla karşılaşırsa kendini suçluyor. Eşim kalp cerrahı. Bir yakınımızın ameliyatına girecekse bir ekiple yapıyor bunu, kararı konseyle veriyor. Bir kanser olabilir, kalp cerrahisi olabilir kararı birkaç meslektaşla vermek daha doğru. Hem hasta için hem de doktorlar için daha az stres yaşatıyor.

Op. Dr. Aret Kamar Kayhan: Muayene olmak çok farklı bir şey

Hasta olma psikolojisi çok farklı. Doktor olsak da hasta olduğumda çok farklı bir ruh hali olur. Hasta olduğumda biraz beklemeyi tercih ederim. Doktorlardan korkuyorum sanırım. Hatırlıyorum da yüzlerce hasta baktığım muayenehanemde bir gün bir cerrah arkadaşım bana ultrasonla bakmıştı. Kendi muayenehanen bile olsa hasta koltuğuna yatmak çok farklı. İnsan korkuyor ister istemez. Biz her zaman, 'Erken teşhis önemli. Hasta olunca hemen doktora gidin' diye söyleyen ve bunu savunan insanlarız. Ama hasta olma hali farklı işte.

Medicana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Taşçı: Beslenmeme dikkat ederim

Hastalığımın derecesine göre kendim için yaptıklarım değişiyor. Eğer basit grip, nezle, baş ağrısı gibi durumlarım olursa kendi kendime çözmeye çalışırım. Daha ciddi bir durumum olursa yakınımdaki meslektaşlarıma söylerim, onlar ilgilenirler. Bugüne dek kalple, tansiyonla ilgili sıkıntılarım oldu. Meslektaşlarım tedavimi yaptı. Hastalanmamak için genellikle beslenmeme dikkat ederim. Toz şeklinde C vitamini kullandığım olur. Annemde, babamda, eşimde bir sorun olduğu zaman meslektaşlarıma yönlendirmeye çalışırım. Ama bu zamana kadar da kardeşime, eşime bir operasyon gerçekleştirdim. Ama çocuklarıma kendim operasyon yapmam. Genellikle de bu tercih edilmemeli zaten. Onları güvendiğimiz arkadaşlarımıza teslim etmeli.

Diş Hekimi Dr. Oya Öztan Peker: Kendime çok iyi bakamıyorum

Hastalandığım zaman biraz bekleyip koruyucu yöntemlerle atlatmaya çalışırım. Hastalığın derecesi iş hayatımı ve sosyal hayatımı etkileyecek bir seviyeye geldiğinde gereken tüm tetkikleri yaptırır doktora giderim. Hastalanmamak için kendime iyi bakmaya çalışıyorum ama yoğun bir iş tempomuz olduğu için bu konuda çok başarılı değilim. Genelde bitki çayları ve bağışıklık sistemini güçlendirici destek ilaçları kullanıyorum. Diş konusunda sanırım biraz şanslıyım. Bu zamana kadar dişle ilgili herhangi bir problem yaşamadım. Zaten korkmam.

Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nden Prof. Dr. Güneş Yavuzer: Bol kahkaha hastalığı engeller

Travma, kalp krizi, felç veya karın ağrısı gibi acil müdahale gerektiren bir durum gelişirse hemen acil servise giderim. Baş ağrısı, boğaz ağrısı, ateş, ishal gibi belirtilerde durumun ciddiyetine göre önce kendi bilgim dahilinde hareket ederim, eğer kendime yeterli olmazsam mutlaka konunun uzmanı bir doktora giderim. Hastalanmamak için her zaman düzenli uyumaya dikat ederim, multivitamin tabletler alırım. Ayrıca pozitif bakış açısı, bol kahkaha, iyi havalandırılmış odalarda çalışmak ve uyumak beni hastalıklardan korur.


Yenişafak
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.