.

Diş Hekimlerinden İsyan! Aynı İşi Yapıyoruz, Döner Sermayeler Farklı!

2011 yılında 6225 sayılı Torba Yasa ile diş hekimliği mesleği kapsamındaki diş ve çevre dokularla ilgili girişimsel işlemler sekiz dalda uzmanlığa bölünerek birbirinden ayrıldı ve adaletsiz olarak, uzmanlık sınavına girmeden geçmişte doktora eğitimi alanlara da uzmanlık belgesi verileceği hükme bağlandı.

Diş Hekimlerinden İsyan! Aynı İşi Yapıyoruz, Döner Sermayeler Farklı!



 2011 yılında 6225 sayılı Torba Yasa ile diş hekimliği mesleği kapsamındaki diş ve çevre dokularla ilgili girişimsel işlemler sekiz dalda uzmanlığa bölünerek birbirinden ayrıldı ve adaletsiz olarak, uzmanlık sınavına girmeden geçmişte doktora eğitimi alanlara da uzmanlık belgesi verileceği hükme bağlandı.
    

Oysa 2002 ve 2009 yıllarında Tıpta Uzmanlık Tüzüklerinin iptali için açılan davalar neticesinde Danıştay kararlarında: Doktora ve uzmanlık eğitimlerinin birbirinden farklı eğitimleri kapsadığı, uzmanlık eğitimi almayan, “doktora” yapan diş hekimlerinin uzman sayılamayacağı, belirlenen uzmanlık dalları ile ilgili hiçbir bilimsel veri olmadığı tespiti ile iptal kararları verilmişti.
    

Diş hekimliği mesleğinin 1219 sayılı Yasa’daki tanımı ve diplomalarımızla da tescil edilmiş kazanılmış mesleki yetki ve yetilerimizi hastalarımızın teşhis ve tedavilerinde güvenle ve kapsamlı şekilde kullanabilmekte iken, sonradan sekiz dala ayrılan ve bu dallarda yıllar önce doktora yapan meslektaşlarımıza uzmanlık belgesi verilerek, kamuda çalışan binlerce diş hekimi mesleki statü (yetki, sorumluluk ve saygınlık derecesi ) kaybına uğratılmıştır.
    

Daha önce Sağlık Uygulama Tebliği’nde belirtilen her tedaviyi diş hastanelerinde, eşit koşullar altında hep birlikte yapan diş hekimlerinin pratikte yaşadığı maddi ve manevi mesleki sorunlara örnekler verirsek:
    

Uzmanlık belgesi verilen doktoralı diş hekimlerine:  Uzman tıp doktorları dahi MHRS’den hasta alırken, sistemden hasta verilmemesi, uzmanlık belgesi verilen doktoralı diş hekimlerinin alanlarında ihtiyacı eşit şekilde karşılamaları gerekirken illere eşit dağıtılmaması, çalıştıkları birimlerde birçoğunun doktora alanları dışındaki diş hekimliği işlemlerini yaptığı ve bu işlemlerin de tuhaf bir şekilde uzmanlık katsayısı olan 1,3 ile çarpılarak döner sermayeden paylarının haksız yere daha da arttırılması, dalları dışındaki her türlü girişimsel işlemi kliniklerinde yaptıkları hâlde her nedense beş ünitten az olan birimlerdeki geçici görevlerden muaf tutulmaları gibi uygulamalarla adaletsiz ve haksız imtiyazlar verilmiştir.
    

Uzmanlık belgesi verilen doktoralı diş hekimlerinin, diğer tüm diş hekimleri ile aynı ve eşdeğer işlemleri yaptıklarında, görevlendirmelerinin de eşit olması ve aynı sebepten MHRS’den hasta verilmeye başlanmasını bekliyoruz.
    

Diğer taraftan; 1 Ağustos 2014 tarihi itibarıyla uzman diş hekimi için 1,3,  diş hekimi için 1,1 olarak uygulanmaya başlayan katsayı farkları ile tamamen diş hekimliğine ait aynı işlemi yapıp aynı geliri sağladığımız hâlde, döner sermayeden alınan gelirde diş hekiminden kesinti yapılarak uzman diş hekimine aktarılmaktadır. Biz diş hekimlerinin, tıp bilimindeki hekim ve uzman hekimlerin yapabilecekleri işlemler gibi bir ayrımımız olmadığı ve olamayacağı hâlde hem bilimsel hem teknik hem de hizmete katkı oranı olarak her şeyiyle aynı olan işlemler için farklı katsayı uygulanmasını ve fazla ödeme yapılmasını da kabul edemiyoruz.
    

Tavan ek ödeme katsayısının uzman diş hekimi ve diş hekimi için eşitlenmesi, kadro unvan katsayısının kaldırılması veya eşitlenmesi, üniversite eğitimi ile diş hekimlerine verilmeyen müfredatla tescil edilmiş işlemlerin puanlarının artırılarak kamu ile beraber üniversite hastanelerinde de sorunların aşılması sağlanabilir.

Düzenlenmekte olan Performans Yönetmeliği’ndeki değişikliklerde bu durumun adil şekilde çözümlenmesini bir an önce bekliyoruz.
  

 Kamudaki diş hastanelerinde ileride daha kaliteli ve kapsamlı işlerin yapılmasının sağlanması için çözümün uzmanlığın aşırı desteklenmesi değil, tam tersi tüm diş hekimlerinin çalışma ve teknik imkânlarının artırılması olduğunu düşünüyoruz.

“Aşırı uzmanlaşma”, bugüne kadar tek hekim ve koltukta tedavileri biten hastaların dolgu, kanal, çekim gibi işlemler için klinikleri tek tek dolaşmasına, hasta memnuniyetinin azalmasına, süre uzadıkça daha çok reçete yazılmasına ve röntgen istenmesine sebep olacağından hasta maliyetlerini de artıracaktır.
    

Ayrıca, diş hekimlerinin yaptıkları tüm girişimsel işlemlerde, dişin sekiz alt dalı olan uzmanlık sınırlarına giren malpraktis vaka davalarıyla ilgili olarak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapan sigorta şirketleriyle yapılan görüşmelerde: Yönetmelikteki “Uzmanlık belgesi almayanlar, hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık yetkilerini kullanamazlar.”  hükmü nedeniyle sorunlar yaşanacağı belirtilmiştir.
    

Bu sebeple; uzman diş hekiminin ve diş hekiminin çalışma alan ve yetkilerinin kanun ve yönetmeliklerde yazan muğlak ifadeler yerine hakkaniyetli olarak daha net ve açıklayıcı ifadelerle açıklığa kavuşturulmasını bekliyoruz.
    

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız sorunlarımızın ve çözüm önerilerinin masaya yatırılacağı geniş tabanlı bir Çalıştay yapılmasının faydalı olacağını düşünüyoruz.
    

Bu yazımızı kamuoyu ile beraber Sağlık Bakanımız ve Bakanlık birimlerinin bilgilerine ve vicdanlarına emanet ediyoruz.
 

Kamu Diş Hekimleri Platformu
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.