.

‘devrecilik’ Yalnız Kışlada Değil, Bizde De Var...

‘Devrecilik’ yalnız kışlada değil, bizde de var

‘devrecilik’ Yalnız Kışlada Değil, Bizde De Var...



Asistan hekim Melike Erdem'in görev yaptığı hastanede intihar etmesi, ağır çalışma şartlarını gündeme getirdi. İntiharı ‘işaret fişeği’ olarak gören asistanlar, 36 saat nöbet tutmaktan ve her şikâyetin soruşturmaya dönüştürülmesinden dertli. Onlara göre şartlar iyileştirilmedikçe benzer olayların yaşanması işten bile değil.

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan asistan hekim Melike Erdem’in 6. kattan kendini atarak intihar etmesi sağlık çalışanlarının problemlerini gündeme getirdi. Türkiye’de 20 bin asistan hekim bulunuyor. Doktorların nöbet sıkıntısı özellikle cerrahi branşlarda ve acil servislerde had safhada.  Özellikle asistan hekimlerin aralıksız 36 saat nöbet tutması ve her şikâyette savunmalarının alınması bu tür acı olayların yaşanmasına kapı aralıyor. Bir asistan, üzerlerindeki baskıyı şu sözlerle özetliyor: “Doktor bana ilaç yazmadı, diyen hasta için bile savunma isteniyor. Hekimlerden alınan savunmaların ardı arkası kesilmiyor.” Yaşanan problemlerin temelinde ise hekim sayısının azlığı yatıyor. Türkiye’nin orta vadede 100 bin yeni doktora ihtiyacı olduğu belirtiliyor.

İstanbul’un en büyük eğitim ve araştırma hastanelerinden birinde görev yapan asistan hekim A.B., nöbetinin 17. saatinde başından geçenleri şöyle anlatıyor: “Gece boyunca sık aralıklarla en fazla 5-10 dakika uyuyabiliyorsun. Ardından uyanıyorsun. Bu sürekli böyle. Bir gece, ultrason sonucu alacak hastaya rapor yazmam gerekiyordu. Fakat uyumuşum. Kalktığımda hasta karşımdaydı. Elimde genel bilgileri yazan kâğıdı uzatırken hasta bana ‘filme bakmayacak mısınız?’ dedi. Yorgunluktan filme bakmamışım. Kâğıdı elimde büktüm, Filme baktım ve raporumu yazdım. Daha sonra bu halde nöbete devam ettim.” 36 saat nöbet tutmanın insani olmadığını vurgulayan asistanlar, bu durumun hem kendilerine hem de hastalara büyük zarar verildiğine dikkat çekiyor.

Çalışma şartları ağır, vatandaş bizi anlasın

Asistan hekimler, en çok da hasta ve yakınları tarafından anlaşılmamaktan yakınıyor. Hastanelerde vatandaşın ilk karşılaştığı kişilerin yüzde 70’ini asistanlar oluşturuyor. Hastaların kendileriyle karşılaştığında 36 saatlik bir nöbetten çıktığını bilmesi gerektiğini ifade eden asistanlar, vatandaşın yaptığı gerekli gereksiz her türlü şikâyetin değerlendirilmesine üzülüyor. Bir asistan, “Örneğin ‘doktor bana ilaç yazmadı’ diyen hasta için bile savunma isteniyor. Bu durum asistanların motivasyonunu bozuyor.” diyor. Şikâyetlerin kendilerine sarı zarfta savunma şeklinde geri döndüğünü belirtiyor. Şikâyet mekanizmasının bu kadar kolay işletilmemesi gerektiğini kaydeden asistanlar, bunun dışında kendilerine ücretsiz  mesleki eğitim kurslarının verilmesini de istiyor.

Bakanlığın nöbet genelgesine uyulmuyor

Normal şartlarda Sağlık Bakanlığı genelgesine göre bir asistanın ayda en fazla 10 gün nöbet tutması gerekiyor. Günaşırı nöbet tutulmaması, 3 günde bir nöbet sırasının gelmesi de yine genelge şartlarından. Fakat birçok yerde personel eksikliği gerekçesiyle bu kurala uyulmuyor. Sabah 8.00'de işe gelen bir asistan, bir gün sonra akşam mesai çıkışı evine gidebiliyor. Yani fasılasız 36 saat çalışıyor. Sorunla ilgili çözüm önerisi ise şöyle: "Asistan hekim, nöbet tuttuğu günün sonrasında en fazla yarım gün çalışmalı. Yarım gün izin verilmeli. Maddi anlamda da desteklenmeli. Çünkü asistan, ücret kesilmesin diye ertesi gün tam çalışıyor."

Hastane ücretlerindeki dengesizlik düzeltilmeli

Asistan hekimlerle ilgili bir diğer önemli sorun da ücretlerdeki dengesizlikler. Özellikle üniversite hastanelerinde çalışanların ücretleri çok düşük. Nöbetler dâhil bir asistan hekimin aldığı para 2 bin 500 lirayı geçmiyor. Eğitim ve araştırma hastanelerinde bu rakam 4 bin lirayı buluyor. Asistanlara göre aradaki uçurumun kapatılması için döner sermaye dengeli olmalı. Ayrıca nöbet ücretleri 130 saatle sınırlı. Ama bir hekim, bunun çok üzerinde nöbet tutuyor. Para almıyor. Bu düzeltilmeli.

‘Devrecilik’ yalnız kışlada değil, bizde de var

Asistan hekimlerin yakındığı problemlerden biri de üst devreler ile uzman ve hocaların kendilerini yıpratan tavırları. Yaşadıkları sıkıntıyı şöyle anlatıyorlar: "Eğitim-araştırma hastanelerinde daha ilk aylarda hiçbir deneyimleri olmamasına rağmen asistan hekimler poliklinikte çalıştırılıyor. Vazifeleri kapsamına girmeyen işlerde görevlendiriliyorlar. Mesela tomografi, MR çekilecek hastalara refakat etme gibi. Aslında hekim, yarı asistanlık süresine kadar (2 veya 2,5 yıl) poliklinikte çalıştırılmamalı. En az 6 ay ya da 1 yıl boyunca uzman hekimin aktif denetimiyle poliklinikte birlikte çalışılmalı. Poliklinikte bakılan hasta sayısı, uzman hekimin performans puanına katkı yapıyor, asistan hekim poliklinikte tek başına çalışsa dahi döner sermayesine herhangi bir katkı olmuyor. Baktığı hasta sayısı kadar asistan hekimler de performans puanından pay almalı.”

100 bin yeni hekim sağlığa nefes aldırır

Asistan hekimlerin yaşadığı bu sorunların temelinde hekim sayısının azlığı yatıyor. Başta nöbet olmak üzere bazı önemli sıkıntıların çözümü için hekim açığının kapatılması gerekiyor. Mevcut durumda 110 bin civarında doktora sahip olan Türkiye'nin orta vadede 100 bin yeni hekime ihtiyacı var. Eğer bu rakama ulaşılırsa, asistan sayısı artacak ve nöbet süresi kısalacak. 


ZAMAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.