.

Bilim Melekleri Beyin Göçünü Terse Çevirdi..

Batı'da doktoralarını yapıp Türkiye'ye dönen 6 bilim kadını L'Oreal'in destek bursunu kazandı. Her biri bir yandan öğrenci yetiştirirken bir yandan da önemli projeler için çalışıyor. AB ve TÜBİTAK'ın da desteklediği projeler insanlığa ışık tutacak

Bilim Melekleri Beyin Göçünü Terse Çevirdi..



Onlar Türkiye'nin genç bilim kadınları. Her biri ABD ve Avrupa'da çeşitli üniversitelerde doktora eğitimlerini tamamlayıp, bilime katkı sunmak için ülkelerine dönmüş. Hem öğrenci yetiştiriyor hem de projeleri ile insanlığa ışık tutacak araştırmalara imza atıyorlar. Çoğunun projesi TÜBİTAK ve AB tarafından da destekleniyor. Kimi beyin tümörünün 'harakiri' yapmasını yani ölüme programlayacak yeni mekanizmaları arıyor. Kimi kendini onarabilen plastik yapı malzemeleri geliştirerek, uçak ve uzay sanayinde devrim peşinde. UNESCO tarafından desteklenen L'Oreal Türkiye 'Genç Bilim Kadınlarına Dersek Bursları'nı kazanan Türkiye'nin 6 genç bilim kadını belli oldu. Başvuran 50 bilim kadından 6'sı 15 bin dolar değerinde bir yıllık bursa layık görüldü. Ödüllerini, Swissotel'de düzenlenen özel bir törenle alan 6 bilim kadını projelerini SABAH'a anlattı. Doç. Dr. Solmaz Karabulut genç bir bilim kadını. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi. "Kendini onarabilen plastik yapı malzemeleri sistemlerinin geliştirilmesi" üzerine araştırma yapıyor. Uçak ve uzay sanayinde devrim yapma peşinde. Projesini TÜBİTAK'ta destekliyor. Plastik yapı malzemelerinin uçak ve uzay sanayinde çok kullanıldığına dikkat çekerek, "Uçak kazalarında örneğin çatlak çok derinlerde meydana gelmiş ise bu plastik malzeme içine gömülen katkı ile kendini onarmaya başlayacak. Bu malzemelerin ömür ve dayanıklılığını artırmayı hedefliyorum" diyor. 

BEYİN KANSERİNE HARAKİRİ 
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Tuğba Bağcı ise 'beyin tümör hücreleri' üzerinde çalışmalar yapan bir bilim kadını. Bağcı, "Beyin tümör hücreleri için önemli ve yeni bir molekül olan Harakiri'nin (HRK) önemi" üzerine çalışıyor. Beyin kanserlerinin gelişimini durduracak ve geriletecek yani kanserli hücreleri ölüme programlayacak yeni mekanizmalar bulunmasını hedefliyor. Bağcı, "Bu tip kanserlerde kişi teşhişten bir yıl sonra hayatını kaybediyor. Dünyada bu hastalığın tedavisinde kullanılan sadece bir ilaç var. Harakiri genini uzmanlar bulmuş. Şimdi ben bu gen aktifleştirilirse kanserli hücreleri ölüme programlayabilir miyim bunu çözeceğim. Eğer öyle ise bu genin aktivitesini artıracak ilaçlar bulmak için çalışacağım" diye konuşuyor. Akdeniz Üniversitesi'nden Doç Dr. Çiler Çelik Özenci ise aslında bir diş hekimi. Ama o hocası Prof. Dr. Murat Canbolat ile birlikte bebek sahibi olmak isteyen ancak spermi olmayan erkeklerin testisinden sperm elde edilebilecek, teknolojik cihazı geliştirmeye çalışıyor. 

ERKEKLERİN ŞANSI YÜKSELECEK 
Özenci, "Hocam Murat Canbolat bir cihaz geliştirdi. Bu cihaz hücrelerden sinyal alıyor. Örneğin tüp bebek tedavisinde erkek kısırlığı söz konusu ve erkeğin spermi yok deniliyorsa. Cerrah, testisi açıp sperm arıyor. Sperm bulma şansı yüzde 50. İşte tam bu noktada geliştireceğimiz teknolojik sistem ile 10 santimetreden bu cihazı tuttuğumuzda sperm var ise bulabilme olasılığı yüzde 50'lerden yukarı çıkacak. Yok ise defalarca erkek testisinde biyopsiye gerek kalmayacak. Şu anda deneysel çalışmaları yapıyoruz. Bu cihazla erkek hastaların hormonlarının zarar görmesini önleyip, testislerinden sperm elde edilebilen erkek hastaların tüp bebek tedavilerinde baba olma şansının artırılabilmeyi hedefliyorum" dedi. Biyolojik moleküller ile hastalık yapıcı mikroorganizmalar üzerine çalışan Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Bio Kimya Bölümü'nden Doç. Dr. Dilek Odacı Demirkol da nano metaryallerle bu mikroorganizmaları tanımlayacak sistemi bulmaya çalışıyor. Demirkol'un sentetik DNA/RNA ile yapılacak bu çalışması dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor. Ve TÜBİTAK tarafından da destekleniyor. Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Öznur Taştan ise AIDS'e sebep olan HIV-1 virüsü üzerinde çalışma yapıyor. Taştan çalışmasını, "Virüs 30 yıl önce belirlendi. Sürekli mutasyona uğradığı için ilaçlara karşı direnç gösteriyor. Bu etkileşim konusunda çok araştırma yapıldı. 2 hasta grubu var. Birinci grupta virüs çok hızlı ilerliyor, ikinci grupta daha yavaş. Hangi gen hastalığın seyrini etkiliyor ben bunu bulacağım. İstatiktikler geliştirerek, HIV'in hücreyi ele geçirme mekanizmalarını çözeceğim. Bu da kişiye özgü tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlayacak" diye anlatıyor. Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Özge Akbulut da "Medikal tanı cihazlarının tasarımı ve üretimi" üzerine bir araştırma yürütüyor. Araştırma ile sağlık hizmetlerinin olabildiğince fazla insana ulaşması ve daha ucuza sağlanmasına yardımcı olunmasını hedefliyor.

Sabah
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.