.

Bakan Akdağ: Fanatik Olmayın, Özgürlüklerinize Sahip Çıkın

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 1980 ihtilali ve 28 Şubat 1997 döneminin zorluklarını yaşamış biri olarak öğrencilere fanatiklikten uzak durmaları ve özgürlüklerine sahip çıkmaları çağrısında bulundu.        Sağlık…

Bakan Akdağ: Fanatik Olmayın, Özgürlüklerinize Sahip Çıkın



Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 1980 ihtilali ve 28 Şubat 1997 döneminin zorluklarını yaşamış biri olarak öğrencilere fanatiklikten uzak durmaları ve özgürlüklerine sahip çıkmaları çağrısında bulundu.
        Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın katılımıyla Kastamonu Üniversitesi 2011-2012 akademik yılı açılışı yapıldı. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın'ın davetiyle akademik ilk dersi veren Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, şehirle üniversite kaynaşacaksa daha büyük salonlara ihtiyaç olduğunu belirtti. 28 Şubat ve diğer darbe yıllarında üniversite salonlarının halktan uzaklaştırıldığını kaydeden o dönemleri anlattı.
        Bakan Akdağ, şunları söyledi: "Bu üniversite salonlarının halkımıza Anadolu'nun güzel insanlarına, en azından o insanın bir bölümüne kapalı olduğu yıllar çok eski değildir. Meşhur 28 Şubat denilen bir dönemde, daha eskiye de gidebiliriz. Çok kötü bir dönemdi. Ben o zaman üniversitede öğretim üyesiydim. İnsanların kategorize edildiği, her gün bir sarı zarfın bir öğretim üyesine soruşturma için verildiği günlerdi. Öğrencilerimiz şu veya bu şekilde kendi özgürlüklerini yaşayamadığı için yargılandı. İdare tarafından sorgulandı, okuldan atıldığı günlerdi. Çok eski günler değildi. 28 Şubat 1997, ben 52 yaşındayım ve maalesef buna benzer tabloyu üniversitede öğrenciyken 1980 ihtilalinde yaşamıştım. Yaşları benden daha büyük hocalarımız var. Onlar bu süreci bir de 70’li yıllarda yaşadılar. O dönemlerde öğretim görevlileri de öğrenciler de büyük sıkıntılar çektiler. Söylediğim gibi kategorize edildiler, belli sınıflara ayrıldılar, haklarında belli muameleler yapıldı, öğretim üyeleri üniversitelerden atıldı. Özellikle 1980 yılından sonra yaşananlar çok enteresandır.”
        Bakan Akdağ, ülkemizin temel hak ve özgürlüklerde ve demokraside belli bir yere geldiğini belirterek, "Sıkıntıları 70’te yaşadık, 80’de yaşadık ve 90’lı yılların sonunda yaşadık. Allah'a şükürler olsun ki ülkemizde demokrasi belli bir noktaya geldi. Özgürlükler belli bir seviyeye ulaştı." ifadesini kullandı.

"BİR DAHA O KARANLIK GÜNLERİ YAŞAMAYACAĞIZ"
        Türkiye Cumhuriyeti'nde bir daha o karanlık günleri yaşamayacaklarını kaydeden Bakan Akdağ, sözlerine şöyle devam etti: "Allah'ın izni ile çok güzel topraklar üzerindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti'nde bir daha o karanlık günleri yaşamayacağız. Ülkemizin gerçekten özgürlüklere ve demokrasiye ihtiyacı var. Hepimizin buna hakkı var. Nasıl yaşamak isterse bir insan öyle yaşar. Ne şekilde düşünüyorsa insan o şekilde fikrini ifade eder. Nasıl giyinmek istiyorsa öyle giyinir, biz çocuklarımıza ilkokuldan itibaren nasıl giyineceklerini, nasıl oturacaklarını, nasıl tek tip olacaklarını öğrettik yıllarca. Artık bu alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Hele üniversitede okuyan gence sen böyle yaşayacaksın, sen böyle giyineceksin demeye bizim ne hakkımız var? Devlet adına kurulmuş kurumlar, milletin iradesini kullanan kurumlar acaba bunu öğrencisine dikte etmeye hakkı olan kurumlar mıdır? Benim inancıma göre böyle değildir. Ben buradaki hiçbir öğrenciye kendi hayatıyla ilgili bir telkinde bulunamam. Bir zorlamada da bulunamam. Bir öğrenciye öğretim üyesi veya üniversite olarak daha geniş anlamıyla devlet olarak benim vazifem onun güvenliğini sağlamaktır, ona iyi bir ortamda eğitim imkanı sağlamaktır."

ASLA FANATİK OLMAYIN
        Bakan Akdağ, öğrencilerden gerek siyasal gerek kültürel gerekse spor anlamında fanatiklikten uzak durmalarını isteyerek, şöyle konuştu: "Değerli öğrenciler hiçbir meselenin fanatiği olmayın. Futbol takımı tutarsanız tek bir takım tutarsınız, onun bile fanatiği olmayın. Fanatizm bana göre aklını ve duygularını mahkum eden ve insanın doğru düşünmesini engelleyen bir alışkanlıktır. Fanatizm başkalarının yaşantısını kabul edemeyen, onun değiştirmeye çalışan bir alışkanlıktır. Birbirimize karşı hoşgörülü olmalıyız demeyeceğim. Birbirimize karşı hoşgörülü olmak aslında sanki birbirimize bir kusurumuz var da biz o kusura karşı hoşgörülü oluyoruz anlamına gelmektedir. Kusuru görmüyoruz. Ben diyorum ki birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz. Demokrasi ve özgürlüğün anlamı budur. Kendi çocuklarımıza bile bildiğimiz doğruları konuşabiliriz, telkinlerimizi yapabiliriz, ama hepsi bu kadar. Üniversite böyle bir yer olmalı."

ÖZGÜRLÜĞÜ BAŞKALARININ ÖZGÜRLÜKLERİNİ KISITLAMAK GİBİ ALGILAYANLAR VAR
        Yaşantısının çeyrek yılını akademide geçirdiğini hatırlatan Bakan Akdağ, sözlerine şöyle devam etti: "24 yıl üniversite havasını kokladım. Bu havanın ne kadar tatlı olduğunu biliyorum. Üniversitemizin ambleminde 2006 yazıyor. Demek ki artık burada da dallar meyveye dönüyor. Bütün şehirlerimizde üniversite kurduk. Buna karşı çıkanlar oldu. Bugün Türkiye’nin en güçlü üniversitelerine baktığınız zaman her birinin böyle kurulduğu görülür. Hiçbir üniversite öğretim kadrosu tamamken kurulmamıştır. Hiçbir üniversite binaları tamamken kurulmamıştır. Üniversite de büyüyen bir yapıdır. Üniversiteler bilim üretirken mutlaka katma değeri dikkate almalıdır. Verilen eğitim, yapılan araştırma belli kümelenmeleri içine alarak mutlaka hangi katma değerin oluşturulduğuna bakmalıdır. Bunu üniversite kendi yaparken YÖK’te bunu Türkiye ölçeğinde gerçekleştirmek durumundadır. Bilim dünyası okyanusuna bir damla atmakla Türkiye’yi geliştiremeyiz. Mutlaka üniversitelerimizin araştırmalar yaparak kafa yorarak katma değer oluşturacak işler üretmesi lazım. İlim bana göre kalkınmanın gelişmenin bununla birlikte refahı elde etmenin yolu olmalıdır. Bilim kendi başına insana hizmet etmedikçe bana göre hiçbir değeri yoktur. Bilimin bir değeri varsa buradan insana hizmet çıktığı içindir. Kastamonu Üniversitesi’nin bu yolda yürüyeceğine inanıyorum."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.