.

'aşıklar Gibi Gezip, Şiir Okuyan Bir Derviş Olmak İsterdim'

Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci-Yazar Nezih Uzel (74, son röportajını Chronicle Dergisi’ne vermişti. Uzel'in, "Aşıklar gibi gezip, şiir okuyan bir derviş olmak isterdim." sözü dikkat çekiyor. Uzun süredir şeker...

'aşıklar Gibi Gezip, Şiir Okuyan Bir Derviş Olmak İsterdim'



Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci-Yazar Nezih Uzel (74, son röportajını Chronicle Dergisi’ne vermişti. Uzel'in, "Aşıklar gibi gezip, şiir okuyan bir derviş olmak isterdim." sözü dikkat çekiyor.

Uzun süredir şeker hastalığına bağlı böbrek yetmezliği rahatsızlığı bulunan Nezih Uzel, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetmişti. Mudanya'da 1938 yılında doğan ve 1949 yılında ailesi ile birlikte İstanbul'a taşınan Uzel, 1957 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Nezih Uzel, yaşamına ilişkin önemli ayrıntıları vefat etmeden önce son röportajını verdiği Chronicle Dergisi’ne anlatmıştı. Röportajında Galatasaray Lisesi’ndeki hocalarını ‘Tanzimat Müslümanları’ diye niteleyen Uzel şunları söylüyor: “Mektepte dini hayat yoktu. Ramazanlarda bir yemekhane iftar ve sahur için ayrılırdı. 900 kişiden 50-60 kişi kalkardı. Okulda cami vardı ama spor salonu yapmışlardı. Yazı odasında eski hüsnü hat örneği bir yazının üzeri örtülmüştü.”

“Müziğin mimarı değil kafasıyım” diyen Nezih Uzel, “Hep eski zamanlardaki esrarengiz aşıklar gibi gezip tozarak şiirler okuyan bir derviş olmak istedim.” ifadesini kullanıyor.

Ünlü mimar ve mutasavvıf Ekrem Hakkı Ayverdi’nin evinde yaşanan geceyi unutamadığını dile getiren Uzel şöyle devam ediyor: “Ekrem Hakkı Ayverdi ile 1958’de Konya’da tanıştık. 1959 Ramazan’ında Kadir Gecesi Atikali’deki evinde İstanbul’un bütün önemli şahsiyetleri vardı. Sakal-ı Şerif’in çıkacağı anda ben şamdan taşıyordum. O gün o evde kabineden üç bakan vardı. Atıf Benderlioğlu, Tevfik İleri, Nedim Öktem. Ekrem Hakkı beyi 1960 ihtilalinden sonra tevkif ettiler. Tevkif gerekçesi püskül dağıtmaktı”

Özbekler Tekkesi Şeyhi Necmettin Efendi’nin kendisine bir bardak su verip derviş ettiğini anlatan Uzel, röportajında şöyle bir ayrıntıyı açıklıyor: “Küçük Hüseyin Efendi, Necmettin Efendi’ye ‘irşat’ değil ‘hizmet’ hilafeti verdi. Bundan böyle halka hizmet öne çıktı. Necmettin Efendi’de kitabi derslerden çok sohbeti seviyor ve tekkede sohbetler devam ediyordu.” Nezih Uzel bir ayrıntıya daha dikkati çekiyor; “1925’ten sonra tekkeler kapalıdır. Bir tekkenin tekke olabilmesi için; evrad okunması, meydan açması yani zikir yapılması, derviş yetiştirmesi gerekir. Özbekler Tekkesi kapatılmayan değil kapatılan tekkelerden biridir ve tekkede sadece sohbet devam etmiştir diğer ibadetler yapılamamıştır”

Röportaj'ın tam metnine 'http://www.chronicledergisi.com/' linkinden ulaşılabilir.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.