.

Ameliyat Mı Radyoterapi ?...

Erken teşhis edilmiş prostat kanserinde “Ameliyat mı radyoterapi mi” sorusuna Cleveland Clinic geçmişte tedavi ettiği hastalara doldurttuğu anketler üzerinden yanıt arıyor.

Ameliyat Mı Radyoterapi ?...



Bu yıl satışa çıkacak bir gen testi ise prostat kanserinizin tedaviye gerçekten ihtiyacı olup olmadığını belirleyecek. Ve test sayesinde prostat kanserinize belki de hiçbir müdahale gerekmediği anlaşılacak.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry 2003’te başarılı bir prostat ameliyatı olduktan sonra evde dinlenmeye çekilir. Bu arada doktorlar, cinsel açıdan tekrar aktif hale gelebilmesi için Kerry’ye birkaç ay geçmesi gerektiğini söylerler. Herkes telefon eder. Kongre’deki arkadaşları arayıp “Geçmiş olsun” der. Tanıdığı din adamları arayıp “Sizin için dua ediyoruz” der. Kerry’nin yakın dostu, eski Başkan Bill Clinton’dan ise hiç ses çıkmaz. Sonradan anlaşılır ki... Clinton, John Kerry’yi değil Bayan Kerry’yi aramıştır. “Yalnız mısın” diye sormak için.
CLINTON’LI PROSTAT ŞAKASI
Bu hikâyenin, sadece Clinton’lı kısmına kadar olanı gerçek tabii. Bayan Kerry’li bölüm ise kanser türleri arasında tartışmasız biçimde şakalara en fazla konu olan prostat hakkında üretilen yüzlerce öyküden sadece biri. Prostatta işin bu derece mizaha konu olmasının sebebi, cinselliği etkilemesi ve Kerry fıkrasını televizyonda milyonlarca insana anlatan Jay Leno gibi komedyenlerin çoğunun erkek olması değil sadece. 
BAŞARI ORANI ÇOK YÜKSEK
Bugün prostat kanserinde tedavinin başlamasının ardından 5 yıllık hayatta kalma oranının yüzde 100, 10 yılın yüzde 98, 15 yılın ise yüzde 93 çıkması aslında moral veren. Başka bir deyişle... Yaygınlaşan erken teşhis sayesinde, tıbbın prostat kanserinin dişlerini sökmesi ve Evre 4’e kadar fark edilemeyen şanssız vakalar dışında artık çoğu zaman prostatın bir şaka malzemesi haline gelmesi. Cleveland Clinic’in radyoterapistlerinden Dr. Kevin Stephans’a göre, bugün prostat kanseri tedavisinde yaşanan en dikkat çekici gelişme, uygulanan yeni radyoterapi yöntemleri. Bunların en heyecan vericisi ise 10 yıl önce akciğer kanseri vakalarında uygulanmaya başlanan ama şimdi aralarında prostatın da olduğu birçok kanser türüne tatbik edilen stereotaktik vücut raydoterapisi (SVRT).
YÜKSEK DOZ, TAM HEDEF
SVRT’nin klasik ışın tedavisinden farkı, milimetrik bir hassasiyetle tümöre dışarıdan yüksek dozda verilmesi. Klasik radyoterapide haftalar boyunca düşük doz bir tedavi uygulanırken, bunda doz yüksek olduğundan tedavi süresinin hem daha az sürmesi.. Hem de tümörün hedef alınmasındaki isabet oranı nedeniyle sağlam dokuların daha az zarar görmesi. Stephans, halen deney aşamasında olan uygulamanın yan etkileri konsunda ellerinde şimdilik yeterince veri olmadığını söyledi. Ancak yöntemin akciğerdeki verilere göre tümörü kontrol etmede konvansiyel usulden yüzde 15-20 daha iyi bir sonuç sağladığını anlattı.
IŞIN YAYAN BRAKİTERAPİ
Prostat vakalarında, tümöre vücudun içine yerleştirilen ve yakın çevresine radyasyon yayan materyallerle ışın verilmesi tekniğine dayalı brakiterapide ise Cleveland Clinic uygulamayı ilerletme gayretinde. Brakiterapi sorumlusu Dr. Jay Ciezki, 13 yıl önce tedaviye uygun şekle sokulan bu yöntemin halen prostat hastalarına en çok uygulanan müdahale olduğunu söyledi. Türkiye’de de birçok merkezde uygulanan brakiterapide mükemmeleşmenin yolu ise Ciezki’ye göre uygulama sıklığı. “Siz yılda kaç kez yapıyorsunuz” dedim. 
FİKİR VEREN ANKET SİSTEMİ
“Cleveland’da bunu 3700 kez tekrar ettik ve yılda 375 hastaya yapıyoruz” dedi. Bu sayının bir dünya rekoru olduğu söylendi. Dr. Stephans da senede 500 prostat hastası gördüklerini ve SVRT ve ameliyat sayılarının brakiterapiye göre çok sınırlı kaldığını anlattı. Peki, nasıl karar veriyolar? Ameliyat mı radyoterapi mi? Vücuttan bir organı almak mı daha kötü yoksa vücuda radyasyon vermek mi? İşte bugün Cleveland Clinic’te sadece Evre 4 hastalar için uygulanan hormon tedavisi ve kemoterapi dışında, Evre 1-2-3’te araştırmacıların müdahale gerektiren prostat kanseri vakalarında üzerinde en fazla düşündükleri konu bu. 
Dr. Stephans ise “Bu kararı hastayla birlikte alıyoruz” diyerek, hastanede başlattıkları, fazla sayıda prostat vakası gören her sağlık kurumunun kendi içinde uygulayabileceği bir yöntem anlattı.
Dr. Stephans’a göre bu soru, çoğu zaman, “Patlamış mısır mı, patates kızartması mı” diye sormaya benziyor. Her şey hastanın tercihlerine bağlı. Bunun için bir tablo hazırlıyorlar. Ve hastanın önüne her iki tedavinin yan etkileri ve olumlu taraflarından oluşan bir döküm koyuyorlar. Ameliyatta iktidarsızlık riski olması ama hastanede radyasyona maruz kalmaktan kurtulma avantajı... Radyoterapide rektuma zarar verme riski ama organdan feragat etmeme... Bilançoyu koyuyorlar. Ve sonra da, son 4 yıl içinde bu seçimi yapmak zorunda kalmış başka hastaların, hastanenin ricası üzerine müdahaleden iki yıl sonra doldurdukları anketleri gösteriyorlar. Karar verecek olan, aynı durumdaki başkaları daha önce nasıl karar vermiş ve sonra bundan ne kadar memnun kalmış görsün diye... “Sonuçlar nasıl” dedim Dr. Stephans’a. “Henüz erken bunu söylemek için ama oluşturduğumuz 50 soruluk anket iyi bir karar modeli yarattı” dedi.
Cevabı gen testi verecek
PROSTAT kanseri, bugün dünyada kanserin genel olarak izlediği seyri bire bir yansıtıyor. Vaka sayısı artıyor. Ama gelişmiş ülkelerde vaka sayısına göre ölüm oranı azalıyor. Niye sadece gelişmiş ülkeler? Çünkü gelişmekte olan ülkeler erken teşhis için gerekli taramaları yeterince yaygınlaştıramıyor. Erken teşhis elbette hayati. Ancak işin bu açıdan prostata has bir yanı da var ki, son 17 yıldır Amerika’nın en iyi ürologları listesine giren Cleveland Clinic’in üroloji bölümü başkanı Eric Klein’a göre aslında bazı prostat kanseri vakaları hiç müdahale gerektirmiyor.
TEDAVİSİZ ÇÖZÜM
“Bugün prostat kanseri teşhisi konulan erkeklerin yüzde 90’ına bir tedavi uygulanıyor, yüzde 10’u ise tedavi olmuyor. Halbuki tedavi olmayanlara belki tedavi uygulanması, tedavi uygulananların bir kısmına da tedavi uygulanmaması gerek. Bunu artık bilebileceğiz. Sağlayacak olan da yılın ikinci çeyreğinde satışa çıkacak Oncotype DX prostat kanseri testi.” Klein’in sözünü ettiği, Cleveland Clinic doktorlarının memede de desteklediği, 7 yıldır üzerinde çalışılan test, tümörün gen haritasını çıkarıyor. Ardından takibe alınıyorsunuz. 6 ay sonra yeniden dijital rektal muayene. İlk biyopsiden bir yıl sonra yeniden biyopsi. Ve ilk biyopsideki gen analizine göre yapılan karşılaştırmanın ardından da tedavinizin ne olması gerektiğine karar veriliyor. Testin 3 bin dolar olacağı tahmin ediliyor.
ABD’de her 6 erkekten bİrİne hayatının bellİ bİr dönemİnde prostat kanserİ teşhİsİ konuLUyor. Ancak sadece 36 erkekten 1’İ bu yüzden ölüyor.
ABD’de 2013 boyunca 238 bin 590 hastaya prostat kanseri teşhisi konulacağı ve 29 bin 720 erkeğin prostat kanserinden öleceği tahmin ediliyor.
40’tan sonra başlayın
CLEVELAND Clinic doktorları, erken teşhiste tedavisi mümkün olduğu halde tıpkı diğer kanserler gibi Evre-4’e geçtiğinde tedavi edilemez bir hal alan prostat kanseri için de, kontrollerin çok önemli olduğunu hatırlatıyorlar. Bu yüzden de her erkeğin aile geçmişi, kandaki PSA (Prostat Spesifik Antijen) değerleri gibi unsurlarla oluşturulan risk kategorisine göre kontrollerini bazen 40 yaştan itibaren mutlaka her yıl yaptırması gerektiğini söylüyorlar. Çünkü prostat kanserindeki yüksek hayatta kalma oranları sizi yanıltmasın. Bunun sebebi, erken teşhis.

Ağızdan alınan yeni ilaçlar
DR. Eric Klein, prostat kanseri vakalarında, ameliyat imkânının bulunmadığı Evre-4’te ise yeni hedefli ajanların keşfedildiğini anlattı. Özellikle Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden son iki yıl içinde onay alan abiraterone acetate ve enzalutamide’in kemoterapiden kurtulmak için bir umut haline geldiğini ve ağızdan alınan bu ilaçların şimdiye kadar son derece olumlu sonuçlar doğurduğunu söyledi.



HÜRRİYET 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.