.

Akdağ Tv8'de Önemli Açıklamalar Yaptı

Akdağ'ın Açıklamaları

Akdağ Tv8'de Önemli Açıklamalar Yaptı



TV8 / TARİH: 14.07.2011 / SAAT: 08:57 / SÜRE: 00:56:00
“ERKAN TAN İLE BAŞKENTTEN”
----- / -----

ERKAN TAN- Sevgili seyirciler tekrar günaydın. 
Tekrar televizyonlarını yeni açanlar için duyuralım, nefes alan herkesi ilgilendiren bir konu ve konukla karşınızdayız. Sağlık Bakanı Profesör Doktor Sayın Recep Akdağ’ı ağırlamaktayız. 
61. Hükümet dün güvenoyu aldı. 61. Hükümetin sağlık politikaları, bugüne kadar yapılanlar ve alacağımız hizmetle ilgili ayrıntılar, bunları konuşacağız.
Sayın Bakan, günaydın, hoş geldiniz efendim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Günaydın Erkan Bey.
ERKAN TAN- Ve tabi Erzurum’da alınan oy oranı, bir rekor kırdı Erzurum’da. Hani 2 kişiden biri diyorlardı yüzde 50 ama, Erzurum’da galiba 2 kişiden 2’si mi, oy oranı ne efendim? 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- 4 kişiden 3’ü. 
ERKAN TAN- 4’te 3 diyelim bari, 2’yle anlatılamıyor pek, 4’te 3 oldu. Nasıl oldu? Hile var herhalde.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hile yok da, vatandaşın kadirşinaslığı var, vefa duygusu var. Gerçekten bir de Erzurum’un hem muhafazakar, hem demokrat kimliği tam bizim Partimizin prensipleriyle, anlayışıyla örtüştü. 
ERKAN TAN- Muhafazakar demokrat diye bir kavramla Türkiye’yi buluşturmuştunuz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Erzurum her zaman demokrasinin yanında durdu, çok enteresandır bu. Mesela Demokrat Parti çıktığı zaman piyasaya, Erzurumlular hep Demokrat Partili oldular. Rahmetli Özal 12 Eylül’den sonra geldiği zaman Erzurumlular hep Özal’a oy verdiler. Hep derken büyük bir çoğunluk olarak söylüyorum. AK Parti gelince de başından beri biz ilk 3’teyiz. Aslında bu sefer çok iddialıydık, 1. olacaktık, çok da gayrettik ettik buna, yani biz Parti olarak gayret ettik, Erzurum bunu istedi. Ama işte Konya’yla, Kahramanmaraş’la…
ERKAN TAN- Oranla ne, hatırınızda mı?  Virgülden sonraki kısımla mı Adalet ve Kalkınma Partisi rekorunu kırmayı kaçırdınız?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Konya 69,6, Kahramanmaraş 69,3, Erzurum 69,2. Böyle virgüllerle birbiriyle yarıştı. 
ERKAN TAN- Fevzi Bey bize mesaj göndermiş. Kıbrıs gazisiyim, özel hastanede gözüme lazer yapıldı, fark ücreti talep edildi. Bunu ödemek zorunda mıyım? Fevzi Cesur.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Doğrusu lazerle ilgili şu anda bilgim yok. Bazı uygulamalar standart uygulamaların, standart tıbbi uygulamaların dışında sayıldığı için Sosyal Güvenlik Kurumu bunlarda ödeme yapmayabilir ya da bir fark alınmasını makul görebilir. Aslında özel hastanelerde de her türlü işlem için de fark alınıyor biliyorsunuz, alınabilir. Nereye kadar? Özel hastane durumuna göre yüzde 30’la 70’ine kadar faturanın bir ilave alınabiliyor vatandaştan. Hangi durumlarda hiç alınamıyor? Hastanız acilen hastaneye götürülmüşse, yoğun bakıma yatırılmışsa, kalp ameliyatı, yanık, kanser gibi bazı özel ve son derece önemli hastalık grubu içindeyse o zaman sizden fark alınmıyor, ama onun dışında fark alınabilir.
ERKAN TAN- Sayın Bakanımız Recep Akdağ’a ve TV8 ekibine saygı ve selamlar. Ben Erzurum Tortum’dan Selma Karaca. Hastanede çalışan taşeron firmasındaki personellere kadro verilecek mi? Bunu sormak istiyoruz, iyi günler. Hemşeriniz, seçmeniniz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Kamunun bütün kuruluşlarında çalışan, görev alan, hizmet alımı yoluyla çalışan kardeşlerimiz var. Onlarla ilgili genel uygulamalar Hükümetin nasıl olacaksa Sağlık Bakanının da öyle olacak. Yani Sağlık Bakanı ayrı bir uygulamayı yapacak değil.
ERKAN TAN- Seçimde çok malzeme edildi bu, Sayın Kılıçdaroğlu çok kullandı, taşeron işçiliği kaldıracağız diyorlardı.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi Sayın Kılıçdaroğlu bol keseden vaat ediyor.
ERKAN TAN- Bir türlü sevemediniz siz de Sayın Bakanım Kemal Bey’i.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Niye sevmeyelim, biz onu da seviyoruz.
ERKAN TAN- Canım belki yapılabilir, siz de bu yaptıklarınızı anlatsaydınız kimse inanmazdı belki.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Doğru ama, işte biz neden istikrarla 4. dönem Hükümet kurduk? Biz bir şey söyledik mi yapıyoruz, yapabileceklerimizi konuşuyoruz, konuştuklarımızı da yapıyoruz. Ama yani muhalefetin yaptığı gibi sorumsuz vaatlerle gitsek, o zaman vatandaş bize inancını da kaybederdi, güvenini de kaybederdi. Erkan Bey, Türkiye’de siyasetin geçmişinde bol vaat, iktidardan sonra bunları unutma alışkanlığı vardı. Başbakanımızın bir özelliği var, yapamayacağı işi asla yaparım demiyor, biz de yapmıyoruz bunu. Vatandaş karşımıza çıkıyor, illa şu olsun, şunu yapalım, şunu edelim, şunu bana getirin. Yapamayacaksak ya da onu kararlaştırmamışsak…
ERKAN TAN : Siz mi icat ettiniz taşeron işçiliği?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ : Ve de kararlaştırmamışsak ona hiç söz vermiyoruz. 
Öteden beri kamuda geçici ya da sözleşmeli işçilik var ama, doğrusu bizim dönemimizde bu şekilde çok yüksek istihdam sağlayabildik. Aslında birçok insan iş sahibi oldu. Hastanelerde biz gelmeden önce istihdam edilen, bu şekilde istihdam edilen kardeşlerimizin sayısı 20 binin altındaydı. Şimdi 120 bin kişi çalışıyor aşağı yukarı. Bunlar evlerine ekmek parası götürüyorlar, önemli bir şey. 
ERKAN TAN : Ahi Üniversitesi Devlet Hastanesi tıbbi sekreterler, taşeron firma çalışanları olarak bizim durumumuz hakkında bir bilgi verebilir mi demiş bir seyircimiz. Aynı cümleye giriyor herhalde.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ : Aynı cümleye giriyor, yalnız orada şöyle bir ayrıntı da var: 17 bin 500 civarında kardeşimize şimdi iş alanı oluşturduk. Bunların ilanı da yapıldı, sağlık çalışanı istihdam edeceğiz. Bunların içinde önemli sayıda tıbbi sekreter de var, daha önce tıbbi sekreter alımı, istihdamını kamuya çok fazla yapmadık doğrusu, yaptık ama sayıları azdı. Bu sefer önemli sayıda tıbbi sekreter memur olarak da alacağız inşallah.
ERKAN TAN- Duyardım, ama inanmazdım, bu hizmet zenginlere olur derdim, ama yanılmışım. 10 gün önce Kurşunlu kasabasından yaşlı bir hastayı, Konya Kurşunlu’dan helikopterle Adana’ya götürdüler. Nerelere geldik kardeşim diye sevindim. Bunu oku Erkan Tan demiş Hasan Bardakçı. Okuduk Hasan Bey. Siyaseten böyle işte kendisini övmek için yapıyor bu cümleleri denebilirdi. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bu hizmet, yani hava ambulans sistemi 2008’in sonlarında başladı ve şu ana kadar 10 bine yakın vatandaşımızı hava ambulansla şifa vesilesi olabilecek hastanelere ulaştırdık. Yurt dışından hastalarımızı getirdik, yaralılarımızı getirdik, Türkiye’den yurt dışına buraya gelmiş olan misafirlerimizi, turistlerimizi götürdük ve tamamen ücretsiz bir hizmet bu. 
ERKAN TAN- Tamamen ücretsiz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Elbette. Bir de şöyle bir özelliği var: Şimdi bu kabil hizmetlerde geçmişte buna benzer işlerde Türkiye’de inanılmaz bir bürokrasi vardı. Yani böyle bir şeye karar verilebilmesi için il müdürleri, genel müdürler belki karar verebilirdi. Öyle ya uçak uçacak, helikopter uçacak, çok pahalı bir iş. 1 saatlik uçuşu bir helikopterin 5 bin euro.
ERKAN TAN- Ben de itiraf edebilir miyim, siz bunu bizim programlarda da anlattınız, benim hemen kafama o görüntüler gelivermişti. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şöyle: Siz 112’yi aradınız. Neresi demişti kardeşim? 
ERKAN TAN- Konya Kurşunlu.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Konya’nın bir köyü, belki de bir ilçesi. 
ERKAN TAN- Helikopterle Adana’ya götürmüşler.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şimdi vatandaş arar 112’yi. Bir helikopterin ya da bir uçağın kalkmasına karar verenler hekimlerdir. Hatta oradaki 112 nöbetçi hekimidir. Yani daha üst seviyeden bir karar asla beklenmez. Çünkü acil bir hasta bunu bekleyemez. Bizim bu işi yaptırdığımız firmayla anlaşma da şudur: Helikopterin uçması lazım, şuradan bir hastayı alıp getirmesi lazım. Talimatı verildiği andan itibaren 7 dakikada helikopteri havalandırmak zorunda, 7 dakika. Bu hizmetler böyle gerçek anlamını buluyor. Şunu da söyleyeyim: Nerede var bu helikopter ambulansı, uçak ambulansı hizmetleri bizim dışımızda? Avrupa’da var, Amerika Kıtasında işte Amerika Birleşik Devletlerinin bazı eyaletlerinde var, Kanada’da var, belki Avustralya’da var. Fakat bunlar hemen her ülkede sigorta primlerinin üstüne konan ilaveler karşılığında alınabiliyor. Türkiye’de ise tamamen ücretsiz. Türkiye’deki hizmetin önemli taraflarından biri bu. Efendim, sigorta priminizde hava ambulansı için de ilave bir şey yatırmış mısınız? Biz bunu aramıyoruz.
ERKAN TAN- Demiş ki bir seyircimiz, tıp fakültesi öğretim üyeleri maaşlarında düzeltme olacak mı? Doçent maaşıyla polis maaşını aynı. Yakında tıp fakültesinde öğretim üyesi kalmayacak. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bu yanlış bir yaklaşım. Doçent maaşıyla polis maaşı aynı olmadığı gibi, ayrıca değerli tıp fakültesi öğretim üyelerimizin ek ödemelerle kazanma imkanı var. Rakam telaffuz etmeyi çok sevmiyorum ama, bir polis kazancının 5 misli, 6 misli kazançlara çıkılabilen aylar var. Dolayısıyla bu kıyaslama yanlış, hem de çok yanlış. Ayrıca polislerimiz de bu memlekette önemli bir hizmet veriyor. Ama şunu söyleyeyim: Biz Hükümet olarak 61. Hükümetin programına da bunu koyduk. Başbakanımız bizzat kendisi programda da ifade etti, sağlık çalışanlarının durumlarını daha da iyileştirmek, hem iş yerlerindeki konforlarını artırmak, hem iş sağlığıyla ilgili durumlarını iyileştirmek, iş güvenliğini artırmak, hem de kazançlarını, emekliliğe yansıyan özlük haklarını geliştirmek bu dönemde inşallah yeni hedefimiz olacak. 
ERKAN TAN- Demiş ki bir seyircimiz, bir üniversite hastanesinde, adını vermiş ama ben okumak istemiyorum, 1 yıldır ameliyat günü bekliyorum. Bu üniversite hastanelerine de düzen getirmezseniz oyumu helal etmem demiş. Üniversite hastanelerindeki olan biten de size yazılıyor tabi olumlu ya da olumsuz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Çok doğru. Seyircimizin haklı bir tarafı var, kabul etmek lazım. Bunu konuşunca aman ne olur üniversitelerimiz de, değerli rektörlerimiz, dekanlarımız gücenmesinler, onlara biz suç bulmuyoruz. Ama Sağlık Bakanlığının eski SSK hastanelerinin değişimi, buralarda yaptığımız büyük reform, üniversite hastanelerine henüz yansımış değil. Yani vatandaşın hizmetini kolaylaştırıcı reformlardan bahsediyoruz. 
ERKAN TAN- Siz hiçbir şekilde müdahale edemiyor musunuz?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şu anda tamamen özerkler tabi. İşletmeleri hangi üniversiteye bağlıysa o üniversiteye ait, yönetimlerini onlar atıyorlar. Bizim yaptığımız Hükümet olarak, mali durumun iyileştirmesine katkı vermek, bunu yaptık. Son 1 yıl içinde, son 10 ay içinde üniversite hastanelerimize yıllık cirolarının yüzde 20’si kadar ilave destekte bulunduk.
ERKAN TAN- Yani bu kadar ama diyorsunuz. Yönetime müdahale etme hakkınız ve hukuku yok bu işin.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- İşte vatandaşlardan alınan şu özel muayene, özel ameliyat paralarının kanundan kalktı bunlar biliyorsunuz. Bunlar ne kadar, hangi miktardaysa o üniversiteye onu her ay veriyoruz, şu anda onları hep kanuna yazdık. Ama yönetimsel anlamda üniversite hastaneleriyle alakalı bir reformun yapılması gerektiği de açık. Bu nasıl olur? Ben daha önce söyledim, üniversite hastanelerinin işletmecilikle ilgili, hizmetle ilgili kısımlarının Sağlık Bakanlığına devredilmesiyle ilgili olabilir. Biz de eğitim işlerini üniversitelere devredebiliriz. Biliyorsunuz bizim Sağlık Bakanlığının eğitim hastaneleri var ve bu hastanelerde asistanlara eğitim veriliyor. Bu olabilir, ortak çalışma olabilir ya da üniversite hastanelerinin gerçekten mali durumunun değerlendirilerek yöneticileriyle ilgili birtakım kararlar verilmesi lazım. 
ERKAN TAN- Vatandaş memnun değil.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bunu YÖK mü yapacak, kim yapacaksa. Vatandaş hani bütün üniversite hastanelerinden memnun değil dersek yanlış olur, ama sistem gerçekten tıkanmalara yol açıyor. Sistem gerçekten yenilenmelerin, yeni cihaz alımlarının yapılmasını zorlaştırıyor. Mutlaka üniversite hastaneleriyle ilgili bir reform yapmamız lazım.
ERKAN TAN- Sayın Bakanıma teşekkürler, bölge hastanesini Erzurum’a kazandırdığı için. Şehirlerin giriş ve çıkışlarında da tam teşekküllü ambulans beklemesini istiyorum. Şans eseri Horasan dağ ambulansına rastladım, müdahale sayesinde ölümden döndüm. Bunu değerlendirseniz iyi olur demiş bir seyircimiz, öneride bulunuyor.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Yani hareketli ambulanslar, yolda ambulanslar, bu seyircimiz aslında makul bir yaklaşım göstermiş. Bunun şimdi çok yoğun trafiğin olduğu otoyollarda ve benzeri trafik alanlarında yapmaya başladık. Ama tabi her yolda yapamazsınız, o zor bir şey. 
ERKAN TAN- Erkan Tan, bak okumazsan bir daha izlemem seni, lütfen oku. Şimdi hem tehdit var, hem de rica var, hem tehdit, hem rica. Bak Erkan Tan, Sivas Zara’dan Nurettin. Evimize kadar gelip sağlık hizmeti verdiler. Çok ağır ameliyat geçirdim, eve gelip sağlık ekibi pansuman yaptı. Allah razı olsun. Erkan Bey, okumazsan daha izlemem, lütfen okur musun? 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Erkan Bey, neden AK Parti böylesine üst üste istikrarlı bir biçimde vatandaşın desteğini alıyor bakın görüyoruz. 
2010 yılında başlattığımız bir uygulamayla şu anda 60 bin vatandaşımıza evinde sağlık hizmeti veriyoruz. 
ERKAN TAN- Reklamlarda gibi mi hakikaten? Allah düşürmesin, Allah yine de…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- İşte görüyorsunuz ben söylemiyorum, vatandaş söylüyor.
ERKAN TAN- Reklamlarda gibi değildir ya, tam da seçimden önce başlattınız o reklamları.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Yok, 2010’da başlattık.
ERKAN TAN- Reklamlar dönüyor ya hani, tanıtımlar dönüyor.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tam da o reklamlardaki gibi, bazen onun da ilerisinde.
ERKAN TAN- Yaşlı bir adam karısıyla konuşuyor, böyle bir duygulanıyor insan, her defasında ağlayasım geliyor. Hakikaten doktor geliyor filan, öyle mi hakikaten?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Elbette. Şu anda 60 bin vatandaşımız. Bizim hesaplarımıza göre yaklaşık olarak Türkiye’de 100 binle 140 bin arasında bir sayıda vatandaşımızın böyle bir hizmete ihtiyacı var. Onun için vatandaşlarımızı teşvik ediyoruz. Bakın sizin programınızda da bunu yapalım. 444 38 33 numaralı bir telefonumuz var, 444 38 33. Eğer kimin ki evinde bir yatalak hastası, özürlüsü, yatağa bağımlı bir yakını varsa lütfen bu telefonu arasın. İl müdürlüğümüzden ekipler eve gidiyorlar, değerlendirme yapıyorlar. Gerçekten bu ihtiyaç varsa evde sağlık bakımı programına alınıyor bu vatandaşımız ve ondan sonra da Zara’daki kardeşimize verilen hizmet ona veriliyor. Nasıl bir hizmet bu? Şimdi hastaneye gitmesi gerekirse hastaneye biz taşıyoruz. Hani böyle sırtına al, dolmuşa götür ya da taksi çağır böyle değil. Bizim kendi araçlarımız var, evde sağlık bakım araçları onu alıp götürüyoruz. Zaten sedyeyle gitmesi gerekirse ambulansla alıp götürüyoruz. Ama bazen kendisi yürüyemez, engellidir ya da ağır hastadır ama, illa bir ambulans da gerekmez, acilen gitmesi gerekmiyordur. Evde bakımıyla ilgili olarak da diyelim ki elektronik kullanımlı bir karyolaya ihtiyacı var, onu da biz koyuyoruz. Ya da havalı bir şişme yatağa ihtiyacı var, sürekli yattığı için yaralar açılmasın diye evine onu biz koyuyoruz, ilaçlarını, tıbbi malzemesini, oksijen ihtiyacı varsa o oksijeni evde sağlayacak cihazı, sonda ihtiyacı varsa sondasının değiştirilmesi… Her neyse, yani evinde yapılabilecek her türlü sağlık bakımını Sağlık Bakanlığı olarak biz evinde vermeye başladık, 60 bin vatandaşımıza bu hizmeti veriyoruz. 
Şimdi Şanlıurfa’dayız seçimden önce. Başbakanımız kürsüden çok coşkulu bir kalabalığa, çok da büyük bir kalabalık vardı Şanlıurfa’da. İşte hizmetleri anlatıyor, sağlık hizmetlerine sıra geldi onlardan bahsetmeye başladı. Kürsünün önüne yakın bir yaşlı beyefendi var, vatandaşımız var. Biz de onlara yakınız, aşağıdan biz de Başbakanı izliyoruz. Habire sesini Başbakana ulaştırmaya çalışıyor. Diyor ki Başbakanım niye söylemiyorsun, eve geliyorlar, evde sağlık hizmeti veriyorlar, illa böyle duyurmaya çalışıyor sesini. Şimdi Zara’daki vatandaşımız da…
ERKAN TAN- Yani konuşmana bunu da ekle diyor, söylesene diyor, kızıyor Başbakana, kızıyor yani.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Kızmıyor da, böyle sesini ulaştırmaya çalışıyor.
ERKAN TAN- Peki efendim. 
Sayın Bakanım, ben yeni mezun ebeyim, mesleğimi icra etmek için sabırsızlanıyorum. Ağustos’taki 17 bin atamanın yaklaşık ne kadarı ebe kontenjanına ayrıldı? 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Valla şu anda hatırımda değil ama, onlar internet sayfamızdan rahatça bulabilir arkadaşlarımız. Önemli bir sayıda ebe de istihdam ediyoruz. Zaten ana şeyler; hemşire, ebe.
ERKAN TAN- Sayın Bakanım, son derece haklısınız, Kocaeli Üniversitesinde müracaat edip de ameliyatı ilk defada olan yok. Bu üniversitelerin hastanelerine el atılmalı arkadaş demiş bir seyircimiz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi. Yani tekrar söyleyeyim, üniversitelerimizi yöneticilerini, onların değerli hocalarını, çalışanlarını asla suçlamıyoruz, bu haksızlık olur. Çünkü bugün Türkiye’de verdiğimiz bütün sağlık hizmetlerini bilimsel alanda yeşerdiği yerler üniversiteler, öğrenciler oradan yetişiyor, asistanlarımız oradan yetişiyor. Bugün Türkiye’nin en meşakkatli işleri, zor ameliyatları genellikle üniversitelerde yapılıyor. O zaman biz ne yapacağız? Böyle statükonun yanında durmayacağız üniversite hocası olarak da, yani bir şeyi değiştirmek gerçekten zor biliyor musunuz Erkan Bey. Hadi değiştirelim sizin şu stüdyoyu desek, bir sürü karşı çıkan olabilir. 
ERKAN TAN- Doğru.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Eğer iyileştireceksiniz bir sistemi, normalleştirecekseniz mutlaka bundan şikayet edenler de oluyor. Biz şimdi ne diyoruz? Mesela üniversitelerimizde özel muayene, özel ameliyat diye bir şey olmasın. Kanunu yaptık. Bir üniversite hocası bir taraftan hocayken, öbür taraftan da muayene hekimliği falan asla yapmasın. Ama biz de karşılığında onun emeğini ödeyelim. Öyle bir sistem geliştirelim ki, işte şimdi aslında bu sistemler gelişmiş durumda. Üniversite hastanelerimizin bir kısmının içine girdiği bir kısırdöngü var, borçlanmaları var, dolayısıyla piyasadan alım satımlarını da rahat yapamıyorlar, pahalı alım satımları yapmak zorunda kalıyorlar. Bu kime düşüyor bu işi düzeltmek? Bu işi düzeltmek Hükümetle YÖK’e, üniversite yönetimlerine, bize düşüyor, yani biz bir araya geleceğiz, bugüne kadarki diyalogumuzu geliştireceğiz. Sonuçta vatandaşın hizmet aldığı yerler de var. Yani vatandaş da sizin söylediğiniz gibi üniversite hastanesi, devlet hastanesi, Sağlık Bakanlığı ya da Hükümet, YÖK bu ayrımı yapmaz. Vatandaş aldığı hizmeti bilir. Bu hizmete de layıktır, bu hizmeti ona vermeliyiz. O zaman ne yapacağız? Biz Hükümet olarak bugüne kadar yaptığımız gibi bundan sonra da üniversite hastanelerinin yanında duracağız, tıp fakültelerinin yanında duracağız. İnşallah onların sorunlarını da çözeceğiz. 
ERKAN TAN- Vekil ebe ve hemşirelere kadro verilecek mi, lütfen sorar mısınız? Bize sahip çıkın Sayın Bakanım demiş. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Biz de çok büyük bir vekil ebe hemşire sayısı yok. Vekil ebe hemşire kim oluyor? Puanları çok düşük kalan bazı kardeşlerimiz. Bu yeni 17 binlik müracaata, inşallah alıma müracaat etsinler, umarım bir şekilde memuriyet kadrosuna geçeceklerdir.
ERKAN TAN- Demiş ki bir seyircimiz, devlet hastanesinde asistan doktorum. Aydı 11 nöbet tutuyorum. Nöbetten saat 8’de çıkıp saat 8’de gün içinde çalıştığım yerde olmam isteniyor. Gün boyu çalışıyorum. Hasta yakınları tarafından fiziksel şiddete maruz kalabiliyoruz, tehdit bile edilebiliyoruz. Ama maaşımız nöbet tutmayan aile hekimlerinin yarısı kadar bile değil.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hangi hastane olduğuna bakmak lazım. Biz özellikle Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan asistanların durumunu ciddi ölçüde düzelttik. Aslında bu kardeşimiz, bizim sağlıkta buluşma noktamız var, bir web adresi bu. www.sbn harflerle yani, Sivas’ın S’si, Bursa’nın B’si, Niğde’nin N’si. www.sbn.saglik.gov.tr’ye kendi hastanesini, pozisyonunu, durumunu yazarsa belki özel bir durum var o hastanede ya da eğitim bölümünde, onu dikkatle değerlendiririz. 
ERKAN TAN- Diş hekimlerinden de hizmet alabilmemizi sağlamanız mümkün olabilecek mi demiş bir seyircimiz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Serbest diş hekimlerinden sigortalarıyla bu konu uzunca bir zamandır Hükümetin gündeminde. Faruk Çelik, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanımızın bir önceki aynı Bakanlık döneminde bu çalışmayı birlikte başlatmıştık. Daha sonra çalışma belli sebeplerle biraz durakladı. Bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Ümit ediyorum ki bu dönemde bazı gelişmeler olacak.
ERKAN TAN- Peki efendim, siz sık sık dünyanın da Türkiye’deki sağlık dönüşüm programını takip ettiğini söylüyorsunuz. Nedir izlenimleri, kısaca anlatabilir misiniz?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şöyle ifade edeyim: İlk büyük rapor 2008’de OECD tarafından yayınlandı. O zaman OECD şunu söylemişti bundan 3 yıl önce, aşağı yukarı 2,5 yıl önce, şunu söylemişti dedi ki: Bu raporu hazırlayan uzmanlar Türkiye sağlık dönüşümü olarak devasa bir reform gerçekleştirdi çok yönlü, vatandaşının sağlık hizmetine ulaşmasını sağladı işte performans sistemiyle, diğer getirdiği yeniliklerle. Dünyanın Türkiye modelinden ve örneğinden alacağı çok şey olabilir, OECD bunu söylemişti. Yalnız o zaman şunu da söyledi, bu krizin kapıda olduğu zamandı, global kriz: Bunlar çok iyi, ancak Türkiye büyümesine devam edip bunun sürdürülebilirliğini ne kadar sağlayacak, dikkatli olmalı. 
ERKAN TAN- Taktir etti, alkışladı, çok iyi dedi ama, sürdürülebilir mi acaba?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Çünkü, acaba Türkiye’nin bu büyüme hızı bu şekilde devam eder mi? Şimdi Allah’a şükür bakın 2011 yılındayız. Dünya büyük bir global kriz yaşadı. Tabi ki biz de ondan etkilendik. Aynı denizin içindeyiz, hepimizin gemisi aynı denizin içinde. Ama işte Türkiye bugün dünyanın en hızlı büyüyen birinci ülkesi oldu, biliyorsunuz en son çeyrekle ilgili yapılan değerlendirmede. Çin’in, Hindistan’ın da önüne geçtik, yüzde 11 büyüdük. Türkiye büyümeye devam edecek Erkan Bey. Sağlıkta yaptığımız önemli atılımların en önemli kaynaklarından biri; Türkiye’nin istikrar içinde ekonomisinin gelişmesidir. Tamam Sağlık Bakanı olarak bu programın elbette odağında ben vardım Başbakanımızın talimatıyla. Ama ekonomi yönetimlerinin başarılı davranışları, sağlık harcamalarıyla ilgili bizim bütün ekonomi yönetimiyle birlikte yaptığımız son derece kamuoyunu, vatandaşı koruyan uygulamalar olmasa biz bunları yapamazdık. OECD’den sonra Dünya Sağlık Örgütünün raporları geldi, çeşitli makaleler çıktı. Anne ölümlerinin azaltılması, bebek ölümlerinin azaltılması, bulaşıcı hastalıklara karşı verilen çok önemli mücadele, sigara mücadelemiz, işte obeziteye karşı başlattığım mücadeleler, yani koruyucu sağlık tarafı, aşılamalar, hamile takibi, bebek takibi bunlar bütün dünyada çok büyük takdir topladı. Yakında bir “British Medical Journal” diye tıp aleminin çok iyi tanıdığı ve çok muteber tıp dergisinde bir makale yayınlandı. Başlığını Türkçe’ye çevirdiğimiz zaman şöyle bir anlamı var, diyor ki: Geri kalmışlıktan ya da hantallıktan liderliğe. Türkiye’deki sağlık sistemi böyle tarif ediyor. Ben de şöyle söylüyorum…
ERKAN TAN- Bunu para verseniz yazmaz adamlar yani.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hayır, bu dergiler zaten inanmadığı bir şeyin bir kelimesini yazmazlar, bir tek kelime yazmazlar, bu bilinir.
ERKAN TAN- Başlık neydi?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hantallıktan, geri kalmışlıktan liderliğe. Türkiye bugün bir sağlık sistemi, vatandaşlarına sağladığı ulaştırma konusunda gerçekten dünyanın lider ülkeleri arasına girdi. Ve biz bunu yılda kişi başına 600 dolarlık bir sağlık harcamasıyla gerçekleştiriyoruz. Bugün Amerika Birleşik Devletlerinde kişi başına yılda 7 bin 250 dolar sağlık harcaması var. Ama yakında siz belki haberlerini yaptınız, bir Amerikalı vatandaş bankaya gitti, bankayı soydu, 1 dolar istedi veznedardan, 1 dolar. Sonra polisler geldiler falan, götürdüler adamı içeriye attılar. Sordu gazeteciler, madem bankayı soyacaktın neden 1 dolar istedin? Dedi ki, benim sürekli bir hastalığım var, ağır bir hastalığım var, tedavi görmem gerekiyor, param yok, sigortam yok, ama biliyorum ki federal hükümetler tutuklu olanların ya da işte hükümlü olanların sağlık hizmetlerini görüyor, onun için ben bu soygunu yaptım ki sağlık ihtiyacımı karşılayabileyim diye. Türkiye artık böyle bir ülke değil açık söyleyeyim. Peki her şey tamam mı? Her şey tamam da değil. 
Ben şöyle söylüyorum: Bizim sağlık sistemimiz AK Parti hükümetlerinden önce 10 üzerinden 2,5’ten 3 alırdı. Hani öyle 0, 1 falan da değildi. 10 üzerinde 2,5-3 alırdı. Şimdi kaç alır dersiniz? Hep benim kafamda şöyle bir üniversite hocası olarak 7,5-8 gibi bir rakam var. Zaten vatandaşımızın memnuniyeti de yüzde 73 oldu, birbiriyle de örtüşüyor. Yüzde 39’dan 73’e çıktı. Peki hedefimiz? Bu 7,5-8 nedir? Not değerlendirmesi iyi. Zayıftan ortaya geldik, iyiye geldik. Şimdi pekiyi zamanı, ustalık zamanı pekiyi zamanı. 
ERKAN TAN- Ama öyle düşünmüyor Nazif Erdem. Doktorlara baskı yapıyorsunuz, olan hastaya oluyor. Ameliyat yapmak istemiyorlar, aile hekimliği ile ne değişti? Sadece ilaç yazıyorlar. Nazif Erdem bu mesajı göndermiş. Aile hekimliği de modası geçmiş ve kuranların bile vazgeçmek istediği bir sistemdir, yanlış yapıyorlar, diyorlardı. Diyorlar demiyorum, diyorlardı. Ne oldu?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ-  Şimdi bütün gelişmiş Avrupalı ülkelerde, zengin ülkelerde aile hekimliği var.
ERKAN TAN- Var, değiştirmeye filan çalışmıyorlar.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hiç öyle bir şey yok.
ERKAN TAN- Peki muhalefet yalan mı söylüyor yani?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Yani ya yanlış söylüyor, ya yalan söylüyor, ikisinden biri.
ERKAN TAN- Siz seçin diyorsunuz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Umarım yalan söylemiyorlardır, bilgi eksikliğinden söylüyorlardır. Bunların değiştirmeye çalışıyorlar dedikleri, ülkelerin bir çoğunu ben bizzat ziyaret ettim. Bakanlarla, yöneticileriyle, aile hekimleriyle, aile hekimleriyle birlikte çalışan aile sağlığı personeliyle, hemşireleriyle görüştüm. Hiç öyle bir şey yok. Hatta şunu söyleyeyim size: Mesela Danimarka’da bir aile hekimine dedim ki, tekrar doktor olsanız yine aile hekimliği mi düşünürdünüz, başka bir uzmanlık mı? Tabi ki aile hekimliği düşünürdüm dedi. Aile hekimliği bugün bütün Avrupa’nın 50 yıldır, 60 yıldır, 70 yıldır bir kısmının uyguladığı bir sistem. Türkiye’de de sistemin ne kadar olumlu sonuçlarının olduğunu hepimiz biliyoruz. Şimdi Erkan Bey, bir kişi bilmediğinin düşmanıdır. 
İki; ideolojiler insanı kör eder. Bakın ben her şey güllük gülistanlık demiyorum, biraz önce de söyledim. Ama aile hekimliğiyle Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetleri, temel sağlık hizmetleri, vatandaşın hemen evinin kapısının yakının bir yerde ulaştığı hizmetler, köylere götürülen mobil sağlık hizmetleri bunlarda o kadar büyük gelişmeler oldu ki. Bugün siz eğer aile hekiminizle irtibattaysanız, ki bütün vatandaşlarıma tavsiye ediyorum, lütfen zengin de olsanız, paralı da olsanız, özel hastaneye de gidip efendim cebinizden hizmet alabilecek gücünüz bile olsa mutlaka aile hekiminizle irtibat kurun. Çünkü sürekli bir kayıt sistemi yapıyoruz. 
ERKAN TAN- Yapıyorsunuz, yani arayıp bulmak mümkün mü bir bilgi sisteminden hemen, bunları defalarca söylediniz ama, bir kere daha söylemenizi rica edelim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi tabi. Bir defa aile hekimine 184 numaralı telefonu arayarak oradan öğrenebilirsiniz aile hekiminizi.
ERKAN TAN- Durduğunuz yerden, ne diyeceksiniz, vatandaşlık numarasını, adresi falan mı söylüyorsunuz?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Vatandaşlık numaranı söyleseniz yeter. Ya da www.ailesagligi.gov.tr adresine girerek de rahatça öğrenebilirsiniz. Onun dışında herhangi bir aile sağlı merkezine, binlerce aile sağlığı merkezi var Türkiye’de, 20 bini aşkın aile doktorumuz var, herhangi birine başvurarak benim aile doktorum kimdir deseniz o size söyler. 
ERKAN TAN- Kendi olmasa bile, kendi ilinde olmasa bile öyle mi, onların bir sistemi var söyleyebilirler.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Kendi ilinde daha kolay. Çünkü bilgisayar girecek, size oradan bilgi verecek. Bu çok önemli bir husus. Bunun bir tarafı daha var. Bakın bizim şu anda bazı sıkıntılarımız var yalnız, hani dedim ya her şey güllük gülistanlık diye. Acil servislerimizde büyük kalabalıklar oluyor. Hastane başvurularına, Sağlık Bakanlığına bağlı hastane başvurularının yüzde 30’a yakını, ortalamada 25-30’u acil servislere oluyor. Sebebini araştırdık, iki ana sebebi var, belki başka sebepler var ama. Bir; mesai sonrası vatandaş gideyim daha kolay olur diyor işim bitti, işçiyse işim bitti, memursa işim bitti...
ERKAN TAN- Acil servise giriyor, rutin bir muayene için bile.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Evet. İkincisi; acil servislerde biz katkı payı almıyoruz vatandaştan. Katkı payı dediğimiz sürekli hastalığı olanlardan da almıyoruz da zaten, onun dışında hastaneye gitmişseniz sizden 5 lira ilaçla yazılmışsa 8 lira bir katkı payı alınıyor. Bunu vermek istemeyen vatandaşlar acile gidiyor. Ama biliyorsunuz aile hekimine gitse aynı vatandaş aile hekimi hiçbir şey istemeyecek.
ERKAN TAN- Tamam onu soracaktım, zaten bedava.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şimdi buradaki mesele şu: Acile bu başvurular, acile giden gerçekten ağır hastaların işini, doktorların işini, sağlık çalışanlarının işini, Sağlık Bakanlığının işini zorlaştırıyor. 
ERKAN TAN- Kendi işi de zorlaşıyor o zaman.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Madem biz genellikle şunu söylüyoruz: Allah razı olsun, Türkiye Cumhuriyetinde Sağlık Bakanlığı, Hükümet, devlet bana sahip çıktı, eskisi gibi sahipsiz değilim. O zaman bizim de vatandaşımızdan arada istirhamımızın olması lazım. Ben vatandaşlarımdan istirham ediyorum, lütfen acil bir durum yoksa, gerçek bir acil yoksa hastane acillerine gitmeyin. Randevu sistemimiz var, artık şehirlerimizin bir çoğunda, bugün Ankara’da da var. Bir zaman sizin programda yapmıştık.
ERKAN TAN- Doğru.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- 182 numaralı telefonu arayarak istediğiniz hastaneden, kendi seçtiğiniz doktora hangi branşta istiyorsanız randevu da alabiliyorsunuz, randevunuzu alın gidin. Şimdi bunu vatandaşın işini kolaylaştırmak açısından mesai dışı poliklinik hizmetleri, ayaktan hastaya hizmetlerini de geliştireceğiz bu önümüzdeki dönemde. Hani 5’te biter mesai, biz 7’ye kadar, 8’e kadar bunu biraz uzatacağız ki, illa hani işini bırakıp gidemeyenler varsa onlar da o saate randevu alsın gitsinler. 
ERKAN TAN- Acillere gitmesinler.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Acillere gidiş bakın şuna yol açıyor.
ERKAN TAN- Sadece aciller için.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hem bizim hizmeti alma kalitemizi düşürüyor, çünkü yetişemiyor doktor, ne yapsın. Hem de oraya giden ağır hastaların işini zorlaştırıyor. Hastaneye başvuran her 100 kişiden 10 kişiye kadarının acile gitmesini normal kabul edebiliriz. Ama bu 25’lere, 30’lara ulaştı mı gerçekten işinden çıkılması zor bir iş oluyor bu. 
ERKAN TAN- Lütfen oku, mağdurum, İzmir’den Füsun, annem MS hastası, sokağa çıkamaz, yemeğini yapamaz, kansızlık teşhisi var, kan tahlili yapılması gerekir. Aile hekimimiz eve gelemeyeceğini söyledi. Nereye başvurmamız lazım? Lütfen oku demiş. Biraz önce siz dediniz böyle evden çıkamayacaklar için…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Eğer yatağa bağımlıysa. Daha doğrusu şöyle söyleyeyim: Kişi bir toplu taşıma aracıyla, hani herkesin kendi özel aracı yok, bir toplu taşıma aracıyla sağlık kuruluşuna gidemeyecek durumdaysa biz ona evde sağlık bakımı veriyoruz. Aile hekimlerinin eve gitmesi çok kolay değil. Bu özel bir sistem kurduk, aile hekimlerine yardımcı olan diğer hekimler, hastaneler de var o sistemde. Söylediğimiz bu numarayı arasın kardeşimiz, 444 38 33.
ERKAN TAN-  Efendim. reklamlar var yayın akışımızda, hemen ardından Profesör Doktor Recep Akdağ 61. Hükümetin Sağlık Bakanı, sizinle ve bizimle birlikte olmayı sürdürecek. Siyaset de konuşacağız. Cep telefonundan aranabiliyor mu, randevu alma sistemi efendim?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Elbette, ama ev telefonları daha ucuz.
ERKAN TAN- Daha ucuz ev telefonları. Randevu alarak hastaneye gidebilirler Türkiye’nin birçok ilinde. Onu deneyelim diyecektim de canlı yayında şöyle arasak, bir aramıştık biz yani hakikaten çıktı ve hakikaten randevu verdi. Başka bir ili arasak mesela.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- İstediğiniz bir ili arayabilirsiniz. Sadece canlı yayından ses aktarımında geçen sefer biraz zorlanmıştık, ama deneyebiliriz yani. Şunu yapabiliriz: Örneğin oraya 3 tane il yazar çekersiniz, hangisi çıkıyorsa onu arayın ki vatandaşlarımız da bunun önceden kurgulanmadığını bilsin. Bunlar için çok fazla zamana ihtiyacımız yok Erkan Bey. Bu yılın sonuna kadar 2011’in, belki 2012’den bir 2-3 aya da ihtiyacımız olabilir, Türkiye’de her vatandaş, her şehirde 182 numaralı telefonu arayabilecek ve randevusunu alabilecek. Bugün için 20 milyonu aşkın vatandaşımız bu hizmetten yararlanmaya başladı.
ERKAN TAN- Ben bunu bir denemek istiyorum izniniz olursa, yani bağışlarsanız, hani böyle sınamak için değil de, vatandaş duysun o konuşmaları.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bu sizin yaptığınızı ben kendim yapıyorum, açık söyleyeyim.
ERKAN TAN- Öyle mi? Yani o konuşmayı da duysun istiyorum ben.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi çok iyi olur, hem vatandaşımızın farkındalığını artırır.
ERKAN TAN- Bir telefon bağlantısı yapalım, 3 tane il seçelim, o illerden birini seçelim. İşte bir hastalık icat edelim kendi kendimize ve nasıl bir konuşma oluyor millet duysun, eğer izin verirseniz. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi, neden olmasın.
ERKAN TAN- Peki efendim. 
Reklamlardan sonra yeniden evinizde olacağız.
(Reklam arası)
ERKAN TAN- Sevgili seyirciler, aziz dostlar TV8’desiniz, TV8’de Erkan Tan’la Başkent’ten Programındasınız. Hafta içi her sabah bu programda hayat var, şimdi ve burada deyip evinize geliyoruz. Şimdi ve burada Profesör Doktor Sayın Recep Akdağ bulunuyor Sağlık Bakanı. 
Hoş geldiniz tekrar. 
Bazı mesajlar var efendim. Diyor ki, hani biz programın sonuna doğru “Alo 182” hattını arayıp randevu alacağız ya Ankara’da bir hastaneden, birisi demiş ki, işte İskenderun’u ara, bak bakalım alabilecek misin randevu. Sağlık Bakanı oradan konuşup duruyor. Onun dediği gibi işlemiyor buralarda bu işler demiş. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şimdi İskenderun’da randevulu sisteme geçildi mi doğrusu şu anda bilmiyorum. 
ERKAN TAN- Her ilde yok tabi, o da önemli.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şöyle: Yani 40’a yakın ilimizde başladı sistem. 
ERKAN TAN- Biraz önce söylediniz, bu yılın sonunda bütün Türkiye randevulu sisteme geçmiş olacak dediniz. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Yıl sonuna kadar bütün Türkiye’de randevulu sisteme geçecek. Bu çok komple bir iş. Şöyle Erkan Bey: Bütün hastaneler, Ankara’da mesela, Ankara bir metropol kent. Bütün hastaneler 1 ay içerisinde doktorlarının hangi saatte poliklinikte olacağını sisteme bildiriyorlar ve siz telefon açtığınız zaman o doktorun ismini, o hastaneyi söylediğinizde, eğer bir doktor ismi istiyorsanız, operatörün karşısına hemen liste iniyor. Doktor şu saatte şurada. İzinli olabilir, hasta olabilir, o saatte ameliyatı olabilir, o hafta polikliniğe inmiyordur. Dolayısıyla, sistemde öyle büyük bir disiplin oluşmaya başladı ki, düşünün yani bir doktor yerinden ayrılıp başka bir yere gidecekse bu sefer sisteme o da bildiriliyor hastane tarafından. Sistem size geri dönüp diyor ki, evet randevu almıştınız ama, Allah korusun doktorunuzun ağır bir hastası var, gelemeyecek. Başka bir doktor size verelim mi, yoksa randevunuzu başka bir güne mi alalım, sistem böyle çalışıyor. Şimdi İskenderun’da başlamamış olabilir. Bir de şöyle bir şey var…
ERKAN TAN- Ya Recep Bey, şimdi bu anlattığınız Türkiye’de hakikaten olmaz ya. Yani biri beni arayacak, diyecek ki Erkan Tan randevu almıştın da sen doktor filancadan sana randevu vermiştik, kusura bakma gelemiyor, başka bir doktor verelim mi? 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi tabi, böyle işliyor sistem, sistem böyle işliyor. Şunu söyleyeyim…
ERKAN TAN- İşliyor mu yani, soran var mı şu anda yani?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Elbette. Türkiye’de şu anda yaklaşık 30 bin kişi bir günde randevuyla, bu telefon randevusuyla… 
ERKAN TAN- Hizmet alıyor. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hizmet alıyor. Bizim buradaki hedefimiz 200 bine, 300 bine ulaşmak, bulmak. Ve şöyle bir şey var onu da söyleyeyim: İstatistiksel anlamda da yakından takip ediyoruz. Her 100 randevu alan vatandaştan bugün için yaklaşık olarak 3’ü hastaneye gittiğinde aradığı doktoru bulamıyor. Hala sistem yüzde 100…
ERKAN TAN- İşlemiyor.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- İşlemiyor. 
ERKAN TAN- Üniversite hastaneleri hariç tabi.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hariç. Özel hastane, üniversite hastaneleri hariç. 
ERKAN TAN- Üniversite hastaneleri de size bağlı zannediyor bazı vatandaşlarımız, öyle değil. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Değil, onlar hariç. Ama umuyorum ki bu bizde sistem yaygınlaştıktan sonra bu hastaneleri de bu ağa katabiliriz onların talepleriyle birlikte. Şimdi zaman zaman hala beklemeler ve kalabalıklar var. Neden? Çünkü Türkiye’de doktor sayımız çok yetersiz, böyle bir sorun var. Bunu konuştuğumuz zaman bazen deniyor ki, öğrenciler tıp fakültelerini tercih mi etmiyorlar? Nasıl etmezler. Türkiye’de tıp fakültelerinin puanları son 5-10 yılda, bizim dönemimizde 5-8 yılda sürekli olarak arttı, ama kontenjanlar yetersiz. Şimdi bir önceki YÖK yönetimleri, ondan önceki meslek örgütlerinin tutumları maalesef bu hususta çok kötü bir duruma getirmişti Türkiye’yi. Şimdi 5 bine yakın öğrenci alınıyordu her yıl tıp fakültesi öğrencisi. Bu 8 bine çıktı, bunun 12 bine çıkması lazım. Buna çok karşı çıktılar yıllarca maalesef. Muhalefet karşı çıktı, bazı üniversiteler karşı çıktı, özellikle Tabip Örgütü karşı çıktı. Doktor sayısı artmasın. Doktor sayısı artmadığı zaman doktorun iş yükü artıyor, hasta, doktora ulaşamıyor. Bakın bugün Türkiye’de her 100 bin kişiye 150 doktor düşüyor, her 100 bin kişiye 150 civarında doktor düşüyor. Avrupa ortalaması, her 100 bin kişiye 350 doktor düşüyor. 150-350. Ne oluyor? Doktorun iş yükü 2 katına, 3 katına çıkmış oluyor Türkiye’de Avrupalı meslektaşla kıyaslandığında. Bu doktor meslektaşlarımızın işini de çok zorlaştırıyor. Şimdi önümüzdeki dönem için hedefimiz ne? Doktor sayısını artırmak. 
ERKAN TAN- Artırmak, doktor sayısı artacak. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi tabi.
ERKAN TAN- Öyle mi? Peki.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Asıl en sıkıntılı alanlardan biri bu. 
ERKAN TAN- Çok enteresan bir mesaj var, onu da okumak istiyorum ama, programımızın sonunda biz bir telefon açacağız o 182’ye ve bu söyledikleriniz, söylediğiniz gibi işliyor mu gerçekten, sınamak anlamında değil, haddimiz değil, estağfurullah. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Sınamalıyız da Erkan Bey, sınamalıyız. Bakın biz bir sistem geliştiriyoruz çok açık söyleyeyim, AK Parti’nin başarısı burada yatıyor, Sağlık Bakanının başarısı da burada yatıyor. Beşir Atalay Bakanımız, İstatistik Kurumu’ndan sorumlu olduğu ilk dönemde Türkiye’de bir gelenek başlattı. Türkiye’de İstatistik Kurumu her yıl yaşam memnuniyeti anketi yapıyor 20-30 bin haneye girerek. 
ERKAN TAN- Hayatınızdan memnun musunuz?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Sağlık hizmetinden memnun musun, eğitimden memnun musun? Bir hükümet yaptığı işe inanmasa ya da yaptığı işin eksiğini görerek düzeltmenin asıl işi olduğuna inanmasa bunları yapar mı? Halının altına süpürür. Biz bunu yapmıyoruz. Yani aksıyorsa da görelim. Çünkü bu bir yeni sistem, bu büyüyen bir çocuk, bir genç. 
ERKAN TAN- Her ilde yok, olan illerde var, Ankara olan illerden biri. Hani biz Ankara’yı biliyoruz, aslında şöyle de önerdi Sayın Bakan, kendisi söyledi Allah var: Ortaya 3 tane il koyalım, kağıda koyup içinden birini seçelim dedi ama, biz ona gerek görmedik. Ankara’dayız, şimdi görevli de hatta. Yani 182. Türkiye’nin her yerinden arıyorsunuz. Görevli hatta bekliyor ama, ben şu mesajı da okumak istiyorum: Hakikaten randevu alabiliyor muyuz, nasıl alıyoruz, o konuşmalar nasıl geçiyor onu size duyurmak istiyoruz aramamış olanlar için. 
Ben Uğur. Bakanımızdan Allah razı olsun, çok memnunuz teşekkür ederiz ama, bazı insanlar çok suiistimal ediyor. Benim bir komşum var haftada 5 kez doktora gidiyor, evi koli koli ilaç dolu, yazık günah. Isparta’dan Uğur. Söylediniz zaten. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bu haftada 5 gün doktora gidip koli koli ilaç alan kişi büyük ihtimalle istismar eden bir kişi değil. Ya? Böyle bir hastalık da var biliyor musunuz? Hastalık hastalığı diyebileceğimiz. Bunlar ceplerinde reçetelerle dolaşırlar, yanlarında ilaç kutularıyla dolaşırlar, belki de böyle bir problemi var o vatandaşımızın. 
ERKAN TAN- Peki efendim, şimdi arıyoruz, görevli hatta. 
İyi günler efendim. Alo, iyi günler. Beni duyabiliyor musunuz?
182 HATTI- Buyurun efendim ben Ahmet, nasıl yardımcı olabilirim sizlere?
ERKAN TAN- Sağ olun Ahmet Bey. Şu anda bir canlı yayındasınız TV8’de. Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ da yanımızda. Önce size iyi çalışmalar diliyoruz Ahmet Bey. 
182 HATTI- Teşekkür ederim efendim.
ERKAN TAN- Bu randevu sistemi nasıl çalışıyor ölçmek ve milletle de sizinle yapacağımız konuşmayı paylaşmak istiyoruz. 
Ahmet Bey, şimdi ne diyeyim, ben bir hastalık icat edeyim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Biraz şişmansın ya kilo vermen lazım.
ERKAN TAN- Tamam, peki Bakanım.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bir endokrin uzmanına, dahiliye uzmanına randevu alabilirsin. 
ERKAN TAN- Peki efendim. 
Ahmet Bey, ben bir dahiliye, endokrinoloji uzmanıyla görüşmek istiyorum, kiloluyum ben. 
182 HATTI- Tabi ki, yardımcı olmaya çalışayım. Öncelikli isminizi öğrenebilir miyim?
ERKAN TAN- İsmim Erkan Tan. 
182 HATTI- Ertan Bey, İstanbul’dan arıyorsunuz doğru mudur?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Ertan değil, Erkan.
ERKAN TAN- Erkan, Erkan.
182 HATTI- Erkan Bey.
ERKAN TAN- Ankara’dan arıyorum. İsterseniz vatandaşlık numaramı vereyim. 
182 HATTI- Öncelikle ben, Erkan Bey, kilo probleminiz olduğunu belirtiyorsunuz, doğru mudur?
ERKAN TAN- Ben demedim de, Bakan Bey öyle diyor. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Öyle görüyorum ama. 
ERKAN TAN- Öyle görüyorsunuz.
182 HATTI- Anlıyorum. Ankara’dan arıyorsunuz. Öncelikle yakın olduğunuz ilçeyi öğrenebilir miyim ben Erkan Bey?
ERKAN TAN- Çankaya, Ahmet Bey.
182 HATTI- Çankaya. Bilgileri kontrol ediyorum Erkan Bey. Erkan Bey, ben öncelikle Çankaya’daki hastaneleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Size en yakın hastanenin hangisi olduğunu öğrenmek istiyorum, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Topraklık olarak geçiyor. Hangisinden randevu talep ettiğinizi öğrenebilir miyim?
ERKAN TAN- Atatürk’e gidelim, Atatürk iyi bir hastane yani. 
182 HATTI- Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kilo ile ilgili probleminiz olduğunu söylüyorsunuz. Biz endokrinolojiden randevu oluşturmaya çalışalım. Şu an bilgileri kontrol ediyorum. Sistemdeki bir güncelleme problemi nedeniyle sizi biraz bekletiyorum Erkan Bey, o yüzden şimdiden özür diliyorum. 
ERKAN TAN- Estağfurullah Ahmet Bey. 
182 HATTI- Teşekkür ederim efendim. 
ERKAN TAN- Bu sene içinde olur mu bu randevu?
182 HATTI- Tekrar edebilir misiniz Erkan Bey?
ERKAN TAN- Yani bu sene içinde verir misiniz bu randevuyu, seneye bugünlere falan mı kalır?
182 HATTI- Birkaç dakika içerisinde işleminizi gerçekleştireceğim efendim.
ERKAN TAN- Tamam efendim. 
Bu arada duyuyoruz, başkaları da var o ortamda galiba, konuşuyorlar Sayın Bakan.
182 HATTI- Erkan Bey, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları poliklinik bilgilerini kontrol ediyorum. Hastane tarafından yalnız endokrinolojiyle  alakalı olarak bir hekim çalışma bilgisi aktarılmamış. İsterseniz size farklı bir poliklinikten, yani dahiliye polikliniğinden de bir randevu oluşturabiliyoruz. 
ERKAN TAN- Ya sen bizi bir doktorla buluştur da, eskiden bulduğumuza şükrederdik, tamam Ahmet Bey, dahiliye olsun. 
182 HATTI- Erkan Bey, biz öncelikle sizi dahiliyeye belirtmiş olduğum gibi oluşturalım randevunuzu. Gerekli kan tahlilleri yapıldıktan sonra hekimlerimiz eğer uygun görürlerse sizi diyetisyenlerle irtibata geçirip işlemlerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olabilirler. 
ERKAN TAN- Tamam.
182 HATTI- Hangi tarih için istediğinizi öğrenebilir miyim öncelikle?
ERKAN TAN- İşte ne zaman verebilirseniz, haftaya bugün olabilir, haftaya Perşembe gidebilirim. 
182 HATTI- Haftaya Perşembe itibariyle hekimin çalışma bilgilerini kontrol ediyorum. Erkan Bey, ben öncelikle çalışma saatlerini sizlerle paylaşıyorum. Sabah saat 9 itibariyle başlayıp, 10’ar dakikalık aralıklarla öğlen öncesi 10:50’ye kadar randevu kaydınızı oluşturabiliyorum. 
ERKAN TAN- 10:50.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Sabah erken kalkamam diyorsun. Program var.
ERKAN TAN- Program var Ahmet Bey.
182 HATTI- Erkan Bey, hastanızın TC kimliğini öğrenebilir miyim?
ERKAN TAN- Tamam. 32308713658.
182 HATTI- 32308713658. Kimlik bilgilerinizi kontrol ediyorum. Erkan Bey, kimlik bilgileriniz daha önce bizden randevu almadığınızdan dolayı sistemde şu an görünmüyor. Haliyle birkaç bilginizi rica ederek kimlik bilgilerini sisteme dahil edeceğim. Kimlik sahibinin adını ve soyadını öğrenebilir miyim sizlerden?
ERKAN TAN- Tamam. Adım Erkan.
182 HATTI- Erkan, soyadınızı rica edeyim. 
ERKAN TAN- Tan, soyadım Tan. 
182 HATTI- Erkan Tan. Erkan Bey, doğum yerinizi rica edebilir miyiz sizden?
ERKAN TAN- Ankara.
182 HATTI- Doğum tarihinizi gün, ay, yıl şeklinde öğrenebilir miyim?
ERKAN TAN- 06.08.1967.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Hepsi çıktı ortaya haberin olsun, yaş falan.
182 HATTI- Baba adınız ve anne adınız lütfen. 
ERKAN TAN- Babamın adı Hikmet. 
182 HATTI- Hikmet. Anne adı?
ERKAN TAN- Sevdeğer.
182 HATTI- Sevdeğer?
ERKAN TAN- Evet.
182 HATTI- Size ulaşabileceğimiz bir irtibat numarası, öncelikle sabit ev telefonu, sonra cep telefonu alabilir miyim?
ERKAN TAN- Cep telefonu istersen canlı yayında…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Verme. 
ERKAN TAN- Vermeyeyim. Ben iş telefonumu vereyim, iş telefonumu vereyim. 
182 HATTI- Buyurun.
ERKAN TAN- 0312 419 22 00 
182 HATTI- 419 22 00. Erkan Bey, kimlik bilgilerinizi oluşturdum ve sisteme dahil ediyorum. Haftaya Perşembe itibariyle istiyordunuz doğru mudur?
ERKAN TAN- Doğru efendim. 
182 HATTI- Erkan Bey, randevu bilgilerinizi oluşturuyorum, 10:50 için istiyordunuz doğru mudur?
ERKAN TAN- Doğru efendim, 10:50. Haftaya Perşembe 10:50.
182 HATTI- Evet, randevuyu onaylıyor musunuz?
ERKAN TAN- Onaylıyorum onaylıyorum, Bakan Bey de yanımda. 
182 HATTI- Tamam. Ben randevu bilgilerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi iç hastalıkları olarak geçiyor. Doktor Ümit Ateşkan isimli tek bir hekim olduğundan dolayı randevunuzu bu hekimden oluşturdum. 21 Temmuz 2011 tarihi Perşembe günü saat 10:50’ye randevunuz onaylanmıştır. Başka randevu talebiniz var mı?
ERKAN TAN- Yok. Para falan vermeyeceğim değil mi?
182 HATTI- SSK’lısınız doğru mudur?
ERKAN TAN- Evet, o iş biraz karışık ama, doğru. 
182 HATTI- Herhangi bir para işlemi gerçekleştirmeden randevunuz onaylandı. Ve vermiş olduğumuz saatte herhangi bir sıra beklemeden poliklinikte hazır bulunup muayene işleminizi gerçekleştireceksiniz efendim. 
ERKAN TAN- Doktor Bey’in adı neydi?
182 HATTI- Tekrar ediyorum ben size, Ümit Ateşkan.
ERKAN TAN- Peki çok teşekkür ederim Ahmet Bey. 
182 HATTI- Biz teşekkür ederiz Erkan Bey. Geçmiş olsun, sağlıklı günler diliyoruz.
ERKAN TAN- Sağ olun. Bakan Bey yanımda, var mı bir diyeceğimiz. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Teşekkür ediyoruz. 
182 HATTI- Saygılar sunuyoruz efendim. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Teşekkür ederiz sağ olun, kolay gelsin. 
182 HATTI- Teşekkür ederiz Sayın Bakanım. 
ERKAN TAN- Haftaya Perşembe saat 10:50’ye gidiyoruz efendim. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Bence git. 
ERKAN TAN- Çok da şişman değilim galiba Sayın Bakanım. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şimdi mesela belli ki Atatürk’te henüz endokrinden randevu sistemi verecek kadar şey yapamadılar, çok büyük çünkü talep var oraya, o noktaya henüz gelemediler, onun için dahiliyeden size verebildi. Mutlaka gidin, gayet güzel olur yani. 
ERKAN TAN- Peki efendim, bir çok soru var, onların hepsini konuşamadık. Acaba ne yapsak? Bunları zatıalinize takdim etsek.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Şöyle: Biz bunların hepsini SABİM’e aktararak, bizim Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ne aktararak bu vatandaşlarımızın hepsine geri bilgi veririz. 
ERKAN TAN- Oraya düşen bir daha aranmaz efendim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Günde 2 ila 3 bin kişi arıyor ve hepsine geri dönülüyor. 
ERKAN TAN- Hepsine?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Teşekkür etmişseniz size geri dönmüyorlar.
ERKAN TAN- Dönmüyorlar. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Teşekkür ederiz, gittik şurada şöyle şöyle güzel hizmet bir hizmet var, tamam onu kayıtlarımıza alıyoruz. Ama şuraya gittim, şu sıkıntım var, İskenderun’da kalabalık var ya da şurada şöyle bir şey var… Bu başarı tesadüf değil Erkan Bey, ben size söyleyeyim. Bakın bütün illerde bu 184 numaralı, hani ihtiyacım var telefon açtım SABİM dediğimiz sisteme, bu sistemle ilgili bütün illerimizde çözümleyici eğitim almış arkadaşlarımız var. Bir il müdür yardımcısı, burası bir hastaneyse hastane başhekim yardımcısı. Telefon açtığınız zaman bir sorununuz varsa o çözümleyici ile görüşülüyor. Ve çözümleyici sizin işinizi çözmek için elinden gelen her gayreti yapıyor ve bunların hepsi kayıtlı, telefon açtığınız zaman kayıtlı, şu açtığınız telefon da kayıtlı. 
ERKAN TAN- Kayıtlı. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Tabi. 
ERKAN TAN- Efendim, çok teşekkür ederiz. Takdir ve tebriklerimizi sunarız. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Ben teşekkür ederim, sağ olun. 
ERKAN TAN- Kolaylıklar ve başarılar dileriz, yayından  çıkmak durumundayız. 
Bir cümleyle BDP’liler gelmediler. Ne düşünüyor ve ne öneriyorsunuz?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Gelecekler, gelmeleri gerekir. Yani milli iradenin tecellisi mahkemelerin verdiği bir karardan dolayı kesinlikle engellenmemeli. Yani 1 kişi Meclis’e gelirse ben de gelirim falan demek, bunların demokrasiyle uzaktan yakından alakası yok. Yani BDP’ye oy veren vatandaşlar ya da BDP’nin desteklediği bağımsızlara oy veren vatandaşlar onlardan şunu istediler: Meclis’e gidin, orada Meclis çalışmalarına katılın, ülkeye hizmet edin. Yani bu meseleleri başka türlü kullanmanın çok açık söylüyorum, bu davranışlarda bulunan milletvekillerine de, partilere de, onların maksatlarına da bir yararı olmaz. Biz demokrasiyi güçlendirelim, Meclis’i güçlendirelim, yani bunlardan yola çıkarak tutuklu olan belli bir dava dolayısıyla tutuklu olan herkes salıverilsine kadar bu işi götürme çabaları da sezinliyorum ben bazen bu yapılanların arkasında, böyle bir şey nasıl kabul edilir yani. Onun için o mesele kendi seyrinde yürür. Başbakanımız çok net olarak bu işle görüşümüzü ortaya koydu. Yani bu meseleyi, bu yemin etme meselesini o tartışmalardan bir defa ayrı tutalım. Bir şeyi çözeceksek Meclis’te çözeceğiz. Evet özgürlükleri ve demokrasiyi geliştireceksek de yeni bir anayasayla bunu Meclis’te birlikte yapacağız. Meclis’e girmemek tabi olmaz. Ben inanıyorum ki nasıl ki Cumhuriyet Halk Partisi’yle ilgili olarak aklıselim galip geldiyse, BDP’li milletvekilleriyle ilgili olarak da aklıselim galip gelecektir. 
ERKAN TAN- Çok teşekkür ederiz. Kolaylıklar ve sağlıklı günler dileriz. 
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ- Ben teşekkür ederim, çok sağ olun. 
ERKAN TAN- Efendim, 61. Hükümetin Sağlık Bakanı Profesör Doktor Sayın Recep Akdağ misafirimizdi. 
Yarın da evinizde olacağız, gönlünüzce gerçekleşsin istekleriniz, sağlıklı günler dileriz. 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.