.

Akdağ, Pararalel Yapı Hakkında Konuştu

İTİBARLARI ZEDELENDİ

Akdağ, Pararalel Yapı Hakkında Konuştu



 EROL METİN / KARAYAZI - Erzurum’un Karayazı ilçesinde AK Partili Belediye Başkanı Seyfettin Kırık’ın organize ettiği ve Geventepe ile Ulucanlar köyü arasındaki barış yemeğine katılan Sağlık eski Bakanı ve AK Parti Erzurum Milletvekili Recep Akdağ, barışın, kardeşliğin ve dostluğun önemine vurgu yaptı. Küskün aileleri bir araya getiren Başkan Seyfettin Kırık’a teşekkür eden Akdağ, “Demek ki belediye başkanlığı, belediyecilik sadece su getirmek, kanalizasyon, yol yapmak değildir. Belki de bir belediye başkanının bir şehirdeki en önemli özelliği gönül yapmaktır” dedi.   

İTİBARLARI ZEDELENDİ  

Bakanlık koltuğundayken önemli hizmetlere imza atan Recep Akdağ’la 17 Aralık olaylarını ve sonrasındaki gelişmeleri de konuştuk: 

- 17 Aralık olaylarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

- 17 Aralık aslında 2012 Şubat’ında MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın gözaltına alınma teşebbüsünün ve daha sonra Gezi olaylarının devamıdır.  Sonuçları itibariyle AK Parti’yi zayıflatmaya çalışanların belli noktalarda buluştuklarını görüyoruz. 17 Aralık’tan sonra bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Sanki Türkiye’de çok büyük yolsuzluklar oluyormuşçasına, yani 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili olayların aynı paket içine konulmasının sebebi de budur. Birbiriyle alakası olmayan meseleler. Bir yerde yolsuzluk var ise, bunlar ortaya çıkar ama mesele yolsuzluk falan değil. Mesele; bir algı oluşturup AK Parti’yi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı zayıflatmak,  bu hükümetin gitmesini sağlayıp geçmiş dönemlerde olduğu gibi bir yamalı bohça, CHP-MHP ya da neyse benzeri bir koalisyon oluşturmaktır. 

- Fetullah Gülen de Erzurumlu. Başbakan Erdoğan, son yaşananlarla ilgili olarak mitinglerde kendisini eleştiriyor. Siz ne diyorsunuz?

- Ben meselenin sonuçlarına bakıyorum. Ortada tarihimizde pek görmediğimiz kötü bir fitne oluştu. AK Partililer olarak geçmiş dönemlerde dindarlara karşı tavırlarıyla bilinenlerin bize hücumlarına zaten alışkınız, biliyoruz. Ama milletten ‘dini hizmetler yapacağım’ diyerek destek alan bir grubun bu şekilde hükümetin ve Başbakan’ın üstüne gelmesi hakikaten çok üzücü oldu. Hiç beklemediğimiz bir şey. Bu bizi bir defa derinden de yaraladı, incitti. 

- Şaşırdınız mı?

- Tabii hem şaşırdık hem incindik. Bu bir fitne. Bu fitnenin ateşininin sonuçları da herkese zarardır. 

- Peki hemşeriniz Fetullah Gülen sizce neden böyle davranıyor?

- Sebeplerini bilemiyorum, sonuçlarına bakıyorum. 

- Sonuçları cemaat için nasıl oldu?

- Bütün millete zarar veren sonuçlar. Allah’tan Başbakan’ın kararlılığı bu zararın büyümesini önledi. Fetullah Hoca’nın cemaati, kendilerine camia diyorlar biliyorsunuz. Camia açısından da meseleye baktığımızda dikkat ederseniz Türkiye’deki hiçbir İslamî, dinî ağırlıklı cemaatlerin bir desteği olmadı. Yalnız kaldılar ve kendi itibarları büyük ölçüde zedelendi. Umut ederim ki böylesine hükümeti, Başbakan’ı, adeta yok etmeye yönelik saldırılardan vazgeçsinler. Aksi takdirde her geçen gün kendi itibarları yok oluyor. 

- Zararlı çıkan cemaat mi, hükümet mi oldu?

- Sonuçlara baktığımızda iki sonuç var. Bir, millete bu işin çok zararı var. Ekonomik zararları oldu, güven duygusu zedelendi. Bu da çok önemlidir. Yani orta vadede, uzun vadede güven duygusu da zedelendi. İslami ağırlıklı bir cemaatin, bir grubun böyle bir iş yapmasına Türkiye hiç alışkın değil. Hiç! İlk defa rastlıyoruz biz böyle bir şeye. Dolayısıyla aslında şöyle bir zararı olabilir meselenin. Burada da hepimizin uyanık olması lazım. Yani demek ki bu İslami ağırlıklı cemaatlerin diğerlerinde de böyle problemler çıkabilir, çıkmaz. Zaten tarihe baktığımızda da Müslümanlara hizmet etmek amacıyla bir araya gelmiş gruplar, cemaatlerin yüzde 95’i, 98’i hep hayırlı işler yapmıştır. Arada buna benzer sıkıntıların ortaya çıktığını görüyoruz. Nadiren bu sıkıntılar çıkıyor. 

- Türkiye’de geçmişe baktığımızda bu tür cemaat örneği var mı?

- Cemaat dediğimiz zaman çok cemaat var ama; bu şekilde bir paralel yapı olarak, meşru bir hükümeti hem de Müslümanların hassasiyetini başından beri gözeten bir hükümeti yıpratmaya, yok etmeye matuf bir hareketle en azından bizim nesillerimiz hiç karşılaşmamıştı. Dolayısıyla burada bütün diğer cemaatlerin, hizmet eden cemaatlerin bu hizmetlerini devam edeceklerini bilmek lazım. Bunun önemli olduğunu da bilmek lazım. Nitekim Başbakanımız birkaç yerde cemaat kelimesiyle bu grubun isimlendirmemesi gerektiğini, diğer cemaatlerin bundan alınacağı, diğer cemaatleri bundan dolayı olumsuz etkilememek gerektiğini söyledi. 

- Planlı bir şekilde ‘diğer cemaatlere de sıra gelecek, hükümet onları da etkisiz hale getirecek’ diye bir söylenti çıkarıyorlar?

- Neden sıra gelsin? Hükümet aslında Fetullah Hoca’nın grubunu hedef alarak bir şey yapmadı ki. Bu problemi onlar ortaya çıkardılar. Hükümet başından beri Türkiye’de sivil toplum örgütlerini, İslami hassasiyeti olan sivil toplum örgütlerinin de hizmet etmesi için bir özgürlük ortamı oluşturdu. Fırsatlar oluşturdu. Eski baskı dönemlerini ortadan kaldırdı. Dolayısıyla hükümet, bundan sonra da diğer cemaatlerle iyi ilişkilerini elbette devam ettirecektir.

- Paralel Yapı iddialarıyla ilgili hukuki süreç nasıl olacak?

- Onu hukukçulara sormak lazım ama; kim hukuk dışı bir yolla hükümeti, milletin iradesini zayıflatmaya, ortadan kaldırmaya çalışırsa tabii ki hukuki deliller çerçevesinde, hukukun içerisinde kalmak suretiyle gereği yapılacak.
AKİT
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.