.

Akdağ 2011'i Değerlendirdi

Akdağ, 2011 yılında sağlık alanında yapılan uygulamaları değerlendirdi

Akdağ 2011'i Değerlendirdi



Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 2011 yılında sağlık alanında yapılan uygulamaları değerlendirdi. Akdağ, en önemli işlerden birinin uçak ambulans sistemi, diğerinin ise evde sağlık hizmeti olduğunu söyledi.

2011 yılında sağlık alanında yapılan yeniliklere ilişkin değerlendirme yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, vatandaşa doğrudan hizmet olarak yansıyan en önemli işlerden birinin uçak ambulans sistemi, ikincisinin ise evde sağlık hizmeti olduğunu belirtti.

“Bu işe helikopter ambulanslarla başlamıştık. Ardından uçak ambulans sistemini getirdik ve sayısı 2 olan uçak ambulans sayısını da şimdi 5'e çıkartıyoruz. Bu uçak ambulanslardan birisi de çoklu hasta taşıyan bir ambulans uçak olacak” diyen Bakan Akdağ, şunları söyledi:

“İkinci olarak evde sağlık hizmeti geliştirdik. Evde sağlık hizmetlerini geliştirdik. Evde sağlık hizmetleri hali hazırda 100 bine yakın vatandaşımızın evinde sağlık hizmeti verdiğimiz büyük bir organizasyon haline geldi. Aile hekimleri, hastaneler ve uzman hekimler bu işi birlikte yapıyorlar. Hastaneye gelip gitme zorluğu çekecek kadar yatağa bağlı hastalar ya da özürlülere bu hizmeti veriyoruz. Onlara evlerinde uygun hasta karyolası, hasta yatağı, oksijen ihtiyacı varsa oksijen cihazı, yara bakımı gerekiyorsa, sondası takılacaksa bunların evinde takılması gibi işlemleri yapıyoruz. Hastaneye gitmesini mutlaka gerektirmeyecek durumları varsa, evinde raporlarını veriyoruz. Fizyoterapi imkanları, ağız diş sağlığı hizmetleri imkanı sağlıyoruz. Dişle ilgili bir tedavisi varsa, mobil ekibimiz gidiyor ve evinde diş tedavisini yapıyor. Hastaneye gidilmesi gereken durumlarda, kendi aracımızla hastaneye taşıyoruz. Bu, hakikaten çok büyük bir hizmet oldu.

“RANDEVU SİSTEMİ İSTANBUL'DA DA DEVREYE GİRECEK''

Bunun yanı sıra hastanelerde randevu sistemini başlattık. Şu anda sisteme girmemiş olan bir tek İstanbul kaldı, İstanbul da 1-2 ayda sisteme girmiş olacak. Günde ortalama 120 bin vatandaşımız, şu anda merkezi randevu sisteminden hizmet alıyor. Sistem, oldukça iyi çalışıyor. Toplamda bin 800 kişiden oluşan bir çağrı karşılayıcı sayımız var. Türkiye'nin iki büyük çağrı karşılama şirketi bu ihaleleri aldı. Bu sayı, 2012'nin sonuna kadar 3 bini aşacak, muhtemelen 3 bin 500'lere yaklaşacak. İhtiyaç olduğu kadar bu sayıyı 5 bine doğru götüreceğiz. Nasıl? İhtiyaç olduğu kadar. Şu anda Sağlık Bakanlığı hastanelerinden acil müracaatlar hariç normal muayeneye gelenlerin sayısı günde 600 bin kişi. Bu 600 binin, biz istiyoruz ki hemen hemen hepsi randevuyla hastaneye gelsin.

“VATANDAŞ RANDEVU SİSTEMİNE PARA ÖDEMEYECEK”

Bu sistemle alakalı bazı dedikodular var maalesef. Bazı muhalif örgütler bunu yaptı. 'Vatandaş 4 lira randevu sisteminden dolayı ödeyecek' diye, ama böyle bir şey kesinlikle yok. Sizin telefonunuzun normal konuşma ücreti ne ise onu ödüyorsunuz. İlk randevu alanlar için bu ortalama 5-6 dakika tutuyor. Daha sonraki randevularda sizinle ilgili bilgiler sisteme girmiş olduğundan süre azalıyor, 3-4 dakikada randevu alınma imkanı oluyor. Bu, müthiş bir kolaylık vatandaşımız için. Hangi ilde, hangi ilçede olursanız olun, istediğiniz herhangi bir hastaneden randevu alabiliyorsunuz ve gittiğinizde doktorunuz sizi bekliyor. İsme randevu alınıyor, uzmanlık alanına ve hastaneye randevu alıyorsunuz. Tüm bu sistemlerin istediğimiz gibi tıkır tıkır işlemesi için vatandaşlarımızın ihtiyaç olmadıkça hastanelere başvurmaması gerekir. Vatandaşlarımız, hastane gerektiren, ciddi uzmanlık bilgisi gerektiren bur durumları yoksa aile hekimlerine gitmeliler.

''AİLE HEKİMLİĞİ GİTTİKÇE DAHA ÇOK TANINIYOR''

Aile hekimliği gittikçe daha çok tanınıyor. Aile hekimliğinde de artık tetkik yapma imkanı var Türkiye'de. Hamilelik tetkikinden tutun da kan şekeri ölçümüne kadar birçok tetkik aile hekimin yapabildiği işler. Hastaneye gidildiğinde 5 lira, özel hastaneye gidildiğinde 12 lira katkı payı ödüyorsunuz, aile hekimine giderseniz muayene için herhangi bir katkı payı ödemiyorsunuz. Bu hizmetler, çok öncelikli hizmetlerimizdir.

Bütün bunların ötesinde Kanun Hükmünde Kararname yaptık. Bu, bakanlığımızın hizmetlerini yapısal olarak bir kere daha önemli ölçüde değiştiren, daha ileriye götüren bir düzenleme oldu. Çok çalıştık üstünde. Yıllardır çalışıyoruz. Aslında biz şunu yapmış olduk Sağlıkta Dönüşüm Programıyla; tüme varım yöntemiyle bir yapısal değişiklik gerçekleştirdik. Önce hizmeti alan vatandaşın, hizmet aldığı noktalarda önemli değişiklikleri yaparak başladık, gittikçe merkeze doğru geldik. Bu son değişiklik artık merkezin yapısını da ciddi ölçüde değiştiriyor. Vatandaşlarımız artık daha kolay hizmet alacaklar, daha verimli kuruluşlara sahip olacağız, tabii bu kanun hükmünde kararname ile henüz uygulamasına başlamadığımız birçok da yenilik geldi."

''42 BİN DOKTOR MUAYENEHANEYE GEREK KALMAKSIZIN HİZMET VERİYOR''

Tam Gün uygulaması hakkında da değerlendirme yapan Bakan Akdağ, uygulamada gelinen son nokta hakkında şöyle konuştu: “Pratik olarak vatandaşımızı ilgilendiren tarafı şu, Sağlık Bakanlığında biz geldiğimizde 23 bin uzman vardı, o günkü SSK'ları da katıyorum, sonradan birleşti. 23 bin uzmanın hemen hemen hepsinin aynı zamanda muayenehanesi vardı. Önemli bir hastalığınız varsa ya da bir yakınınızın önemli bir hastalığı varsa bu muayenehanelerin merdivenlerine mahkumdunuz. Gideceksiniz, hele hastanız yukarıya çıkamıyorsa asansörü yoksa sırtınıza alacaksınız, boynunuzu bükecek, hem para vereceksiniz, sigortalısınız halbuki, neden muayenehaneye ihtiyaç duyalım ki milletin kendi hastanesi dururken? Sistem böyle çalışıyordu. Şimdi 32 bin civarında uzman hekim var Sağlık Bakanlığı çatısı altında, bunların hiçbirinin muayenehanesi yok. Arada çok büyük bir farklılık oluştu. Artık hizmet almak için muayenehaneye gitmek zorunda değilim, Tam Gün bu.

“KARŞI OLANLARIN SESLERİ ÇOK GÜRÜLTÜLÜ ÇIKIYOR AMA…”

Peki bunun üniversite ayağında sürekli bir karşı çıkış, CHP'nin direnmeleri, tabip örgütünün direnmeleri, üniversitelerde sayısı az da olsa bazı hocaların, öğretim üyelerinin direnmeleri, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlar, gerekçeleri farklı yorumlanabilen kararlar, en azından böyle söyleyeyim, Danıştay'ın aldığı farklı kararlarla üniversite tarafından mesele istediğimiz gibi tam sonuca ulaşmadı. Orada da geldiğimiz nokta şudur; üniversitelerimizde şu anda aşağı yukarı 12 bin civarında, 12 bini aşkın öğretim üyesi var, vakıf üniversitelerini çıkarırsanız 11 bin civarında, bu 11 bin kişiden de sadece bin kişi var, dışarıda çalışmayı seçen, hastanelerde de eğitimci olarak kaldılar onlar. Bu sayı 700'ler civarındaydı, şimdi bin civarında, azalıyor, çoğalıyor biraz. Ama sonuçta 11 binin 12 binin içinde demek ki 600'den 800'den bin kişiden bahsediyoruz. Sesleri çok gürültülü çıkıyor ama.

“VATANDAŞ 10 BİN HOCAYA PARASIZ ULAŞIYOR”

Güya vatandaş üniversite hastanesine gittiğinde hocalara ulaşamıyormuş. Evet bu bin hocaya ulaşamıyor. Eskiden bunlara para vererek ulaşıyordu, şimdi bütün geri kalan 10 bin hocaya parasız ulaşıyor artık. Bu bin hocaya da ulaşamıyor. Çünkü bu çeşit çalışmada dışarıda muayenehane ya da özel hastane varsa ilişkinin para üzerine kurulu olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna karşı belki yeni düzenlemeler de yapacağız, bir ücretli çalışma modeli getirmeyi planlıyorduk, biliyorsunuz. Neticede şunu söyleyebiliriz, bugün üniversitelerde çalışan 10 bin öğretim üyesi uzmanımız ki içlerinde hocalarımız var bunların, Sağlık Bakanlığında çalışan 32 bin uzmanımız, yaklaşık 42 bin kişi muayenehane ya da özel para verme şartı olmaksızın vatandaşlarımıza artık kamuda hizmet ediyor."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.