.

Aile Hekimliği Sayesinde Anne Bebek Ölüm Hızı Son Altı Yılda Yarı Yarıya Azaldı

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Girginer, ‘aile hekimleri’nin bireyin sağlık sorumluluğunu üstlendiğini belirterek aile hekimliği uygulaması sonrasında Türkiye’de anne ve bebek ölüm hızlarında ciddi düşüşler yaşandığını söyledi.

Aile Hekimliği Sayesinde Anne Bebek Ölüm Hızı Son Altı Yılda Yarı Yarıya Azaldı



 Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Girginer, ‘aile hekimleri’nin bireyin sağlık sorumluluğunu üstlendiğini belirterek aile hekimliği uygulaması sonrasında Türkiye’de anne ve bebek ölüm hızlarında ciddi düşüşler yaşandığını söyledi.  
 
Aile Hekimleri Dernekleri’ni tek çatı altında toplayan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), bireylerle aile hekimlerinin iş birliği içinde olması gerektiğini vurguluyor.  
 
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Türkiye’deki ‘aile hekimliği’ konusuna dikkat çekmek ve bireylere haklarını hatırlatmak için İstanbul Taksim Titanic Hotel’de bir basın toplantısı düzenledi. 
 
Toplantıya ev sahipliği yapan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu Başkanı
Dr. Murat Girginer, ‘Aile Hekimliği’nin Türkiye’nin yeni sağlık yüzü, gücü ve geleceği olduğunu söyledi.
2005 yılında Düzce’de pilot uygulama olarak ‘Aile Hekimliği’ne başlandığını anımsatan Girginer,
uygulamanın 13 Aralık 2010’da tüm ülkeyi kapsayacak şekilde yaygınlaştırıldığını ifade etti. 
 
‘Bireyin Sağlık Avukatı Aile Hekimleridir’
 
Aile hekimlerinin bireyin ‘sağlık avukatı’ olduğuna değinen Girginer, “Aile hekimi bireyin sağlık
sorumluluğunu üstlenir. Sağlık durumunu korumakla yükümlüdür. Yani aile hekimlerinin en öncelikli amacı
koruyucu hekimliktir. Bireyin mevcut sağlık durumunun kötüye gitmesini önlemek için hastasıyla birlikte
çalışır” dedi.
 
Koruyucu hekimlik yaparken de gebe izlemleri, bebek izlemleri ve bebek aşılamalarının öncelikli görevleri
olduğunu kaydeden Dr. Girginer, şunları söyledi: 
“Aile hekimliği uygulamasına geçildikten sonra çeşitli araştırmalar yapıldı. Uygulamanın başlamadığı 2000’li
yıllara baktığımızda ne kadar hızlı yol aldığımızı görüyoruz. Örneğin; 2000 yılında ‘gebe izlem sayısı
gebelik başına 1,7 iken 2010’da bu sayı 3 kat artarak 4,2’ye çıktı. Yine ‘bebek başına ortalama izlem sayısı
2000 yılında 3,2 iken 2010 yılında bu sayı 7,1’e yükseldi. Öte yandan bu uygulamaya geçildikten sonra
anne ve bebek ölüm hızlarında da ciddi oranda düşüşler kaydedildi. 2006 yılında anne ölüm hızı yüz binde
28,5 oranındayken 2011’de yüz binde 14,8’lere geriledi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerini inceleyip
karşılaştırma yaptığımızda Türkiye’nin bebek ölüm hızlarında Dünya ve Asya ortalamasının çok altında
olduğunu görüyoruz. Dünyada bu oran binde 40’larda, Asya’da ise binde 36 seviyelerinde. Biz binde 10 ile
ortalamaların oldukça altında yer alıyoruz. Avrupa ortalaması ise binde 6’larda… Aile Hekimleri Dernekleri
Federasyonu olarak hedefimiz bu oranları daha da aşağılara çekebilmektir. Bu konuda tüm Türkiye’de üzerimize düşen görevleri yerine getirerek hedeflerimize ulaşmak için çalışacağız.”  
 
 
Aile hekimlerinin özverili ve sorumluluk içinde yaptığı çalışmalar sayesinde ülke sağlık göstergelerine
olumlu katkılar yaptıklarını ifade eden Dr. Murat Girginer, “Türkiye’de bebek ölüm hızında aile
hekimliğinden sonra gözlenen düşüş de çok önemlidir. 2006 yılında binde 22,3 iken, 2008’de binde 17,9’a,
2009’da binde 13,1’e, 2010’da binde 10, 2011 yılında ise binde 9,1’lere kadar gerilemiştir. Bu azalan
oranlar bizim için çok büyük önem taşıyor. Türkiye’de aile hekimliği sayesinde daha sağlıklı bir nesil
yetişiyor.” dedi. 
 
‘Yeni doğan ölüm hızı da düştü’
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Türkiye’de yeni doğan ölüm hızının da büyük oranda düşüş
gösterdiğini söyleyen AHEF Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Girginer, konuya ilişkin görüşlerini şöyle dile
getirdi: 
 
“Avrupa’da yeni doğan ölüm hızı binde 4’lerde… Türkiye’de ise bu oran aile hekimliği uygulamasının da
katkılarıyla binde 8’lere kadar geriledi. Yeni doğan ölüm hızı ortalaması Asya ülkelerinde ve dünyada binde
23’lerdedir. Türkiye’deki bu oranların yıllara göre dağılımına bakalım; 2006 yılında yeni doğan ölüm hızı
binde 14,3’lerdeydi. Bu oran 2008’de binde 13’lere, 2009’da binde 10’lara kadar geriledi. 2010 yılında ise
bu oran binde 8,5’lere indi. WHO’nun 2010 yılı çocuk ölüm hızı verilerine baktığımızda Türkiye hala binde
13’lerde… Bu oran Avrupa’da binde 7’ler seviyesindedir. AHEF olarak hedefimiz bu oranları mümkün
olduğu kadar aşağılara çekebilmektir.”
 
‘Aşılamada büyük başarı’
 
Türkiye’de aşılama uygulamasının eskiden ‘sağlık ocakları’ kanalıyla yapıldığını hatırlatan Dr. Girginer, aile
hekimliği uygulaması ile aşılama konusunun daha da ciddiyetle izlendiğini söyledi. Soğuk zincir sistemi ile
aşıların güvenle korunmasının çok önemli olduğunu kaydeden Girginer, “Türkiye’de aşı konusunda soğuk
zincir sistemini en iyi uygulayan kurumlar Aile Sağlığı Merkezleri’dir. Her birey de aile hekimi tarafından
yakından takip ediliyor. Aşı takvimleri anne/babaların işbirliği ile birlikte başarıyla uygulanıyor” dedi. Aile
hekimliği uygulaması öncesinde 2000 yılında aşılama oranlarının yüzde 80’ler seviyesinde olduğunu
belirten Girginer, aile hekimliği uygulaması ile bu oranın yüzde 97’lere ulaştığını söyledi. 
 
Türkiye’nin aşılanma oranlarında yakaladığı başarılarla dünyada örnek ülkelerden biri haline geldiğini
vurgulayan Dr. Girginer, Türkiye aşılama oranları ile Avrupa aşılama oranlarını karşılaştırdı. Girginer, “1994
yılında Türkiye’de aşılama oranı yüzde 81’lerdeyken Avrupa ortalaması yüzde 89’lardaydı. 2002 yılında
Türkiye’deki oran yüzde 78, Avrupa ise yüzde 94’lerdeydi. Ancak 2011 yılı verilerine baktığımızda Türkiye
aşılama ortalaması yüzde 97 iken Avrupa ortalaması yüzde 94 seviyelerinde kaldı” diye konuştu. 
      Girginer anne adaylarına da sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeleri ve sağlıklı bir bebek dünyaya
getirmeleri için mutlaka aile hekimlerine başvurmalarını ve kontrollerini yaptırmalarını önerdi. 
 
 
 
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.