.

Aile Hekimliği Gerçekleri

Aile hekimliğinde çalışan sadece bir kaç sağlıkçının sitemize mail ile gönderdikleri düşünce ve görüşleri

Aile Hekimliği Gerçekleri



Herkesin bildiği gibi Aile Hekimliği Sistemi eskiden olan sağlık ocaklarının yerini almıştır. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Sistemi’nin mali açıdan devletin yükünü azalttığını söylemektedir. Bunun en basit örneğini yapalım ve mali açıdan yararlı mı zararlı mı olmuş görelim. Üsküdar’da sağlık ocakları zamanında 25 kurum vardı ve yaklaşık olarak 90 doktor 120 ebe, hemşire, sağlık memuru hizmet vermekteydi. Bunlara ödenen ücretler ise yaklaşık olarak şu kadardı:
90 x 1500 = 135000 TL. (Doktorların maaşı)
90 x 2000 = 180000 TL. (Doktorların döner sermayesi)
120 x 1100 = 132000 TL. (Hemşire,ebelerin maaşı)
120 x 600 = 72000 TL. (Hemşire,ebelerin döner sermayesi)
TOPLAM = 519000 TL.
Bunlara ek olarak kurumlara ödenen masraflar için ücretlerde :
Doğlagaz,Elektrik,İnternet,Su,Kirası olan yerler için Kira, ayrıca sarf malzemelere harcanan tutar kurum başına : 3000 TL. civarındadır.(tahminidir)
25 x 3000 = 75000 TL.
519000 + 75000 = 594000 TL.(Diyelim 600000 TL.)
Gelelim Aile Hekimliği Sistemi’ne Üsküdar’a toplamda 146 doktor ve 146 ebe,hemşire,att,sağlık memuru.vb personel çalışmaya başladı. Şimdi bunlara ödenen ücretlerin hesabını yaparsak:
146 x 3500 = 511000 TL. (Doktor maaşları için ödenen tutar.)
146 x 2000 = 292000 TL. (Doktorlara masrafları için ödenen tutar)
146 x 1900 = 277400 TL. (Ebe,hemşire,att,sağlık memuru vb.Ödenen tutar)
TOPLAM = 1080400 TL.
Aradaki farkı hesaplarsak :
1080400 – 594000 = 486400 TL. İki sistem arasındaki bir aylık mali fark.(Sadece bir ilçede bu Türkiye geneli siz hesaplayın)
Diyorlar ki sağlıkta harcamalar azalmadı bu sistemin getirdiği vergi kesintileri arttı ve buralara bu şekilde akmaya başladı. Ne zaman eczaneye gitsem borcum çıkmaya başladı.
Sağlık Bakanlığı bu rakamları bildiği halde neden bu sistemi savunuyor…
(Tüm rakamlar yaklaşıktır. Personellere ödenen tutarlar ise 1.basamak sistemi için geçerlidir.)
İSTANBUL’DA AİLE HEKİMLİĞİ
İstanbul’da aile hekimliği sistemine 30 Ekim 2010 tarihinde geçildi. Ancak nasıl geçildi, nereye kadar böyle gider,vatandaş bunu kabullenecek mi? http://www.personelsaglikhaber.net/guncel/doktor-acigi-nedeniyle-hekimsiz-kaldilar.htm
Bu haber İstanbul’da da personelin çalışmak istemediği yerler olduğunun en iyi kanıtıdır ve aile hekimliği nedeniyle hekimsiz kalanların halini açıklamaktadır.İstanbul’da aile hekimliğine geçildiğinden bu yana 6 kez ek yerleştirilme yapılmasına rağmen bu yerleri hekim istemiyorsa ve sağlık ocağı varken en azından 2 hekimin bulunduğu bu kurumlar şimdi bomboş bekliyorsa, sistemin bir yerlerinde boşluk vardır. Şimdi ise İstanbul’a 7. Ek yerleştirme için başvuru açılmış. Bakın inceleyin toplam 109 hekime ihtiyaç var ve tüm Türkiye geneli başvuru yapılabiliyor. Başka ilden gelen hekim neden gelir orada sosyal koşullar iyi değildir o bölgede ki insanları kaderine terk eder ve kendine uygun yerlere gitmek için uğraşır.İstanbul’da saymakla bitmeyecek kadar büyük sorunlar var sistemle ilgili. Birkaç tanesini sayacak olursak:
1-) Kayıtsız nüfus çok olduğu için hekimlere verilen nüfus bölgelerinde insanlar kayıt oldukça nüfus patlaması oldu ve hekimler artık kayıt almak istemiyor. Bu insanlara kim hizmet verecek.
2-) Toplum sağlığı merkezlerinde çalışan hekim,personel Aile Hekimliği Sistemi’ne dahil olsun diye sürekli geçici görevlere gönderildi ve bıktırıldılar. Şimdi de PDC fazlası personel dağıtılacak, dağıtılsın ama bu bölgelerde hiç kimse izin almayacak mı? Tayin isteyen olmayacak mı? Yerlerine geçici göreve kimi verecekler?
3-) Toplum sağlığı merkezlerinde neredeyse doktor bırakılmadı. Tedavi kurumları şubesinin işleri, bulaşıcı hastalıklar şubesinin işleri, personel şubesinin işleri, AÇ-SAP şubesinin işleri fark etmez doktorsuz yürütülemeyecek işler personelin üzerine yıkıldı ve iş yığını oluştu, kimse altından kalkamayacak hale geldi.
4-) 112’ler,aciller…vs. nöbetten kurtulmak isteyenlerin kurtuluş ümidi Aile Hekimliği oldu ve şimdi o bölgelerde personel sıkıntısı başladı. Att’ler bile Aile Sağlığı Elemanı yapıldı ki, tablonun en korkunç yanı budur? Ebe veya hemşirenin sahasını hiç bilmedikleri konumlarda işe başladılar. (Sonu ne mi oldu? Aşının nasıl yapılacağını bile sormaya başladılar? Bebek, gebe izlemi nasıl olunur, nelere dikkat edilir? Bunları soruyorlar ki çok komik bir tablo bence.)
5-) Aile hekimliği sisteminde TSM’lerin Bulaşıcı Hastalıklar Şubeleri bölgelerini takip ediyor olması gerek ancak hekimsiz kalan şubeler işlerini yürütemez hale geldi. http://www.ailehekimligi.gov.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=315&Itemid=247
(TSM’lerin Görevleri) bakın okuyun ve karar verin…
Daha sayılamayacak kadar sorun var. Ancak işlerin aksamasına neden İstanbul’un idari amirleridir. Aile hekimliğinde boş kalan yerlere hep bu hekimleri görevlendirdiler.
Boşalan acil,112’lere gitmek zorunda bırakıldılar. Şimdi ise o kadar boş konum varken aile hekimliğine geçici görevle bile gönderecek hekim bulamıyorlar. Şimdi İstanbul’da aile hekimliğinin performans değerlendirmesi başlıyor. Ancak hekimlerin sisteminde takip etmesi gereken bebek, gebe aşıları izlemleri eksik görünenler için geçerli olan performans kaygısı başladı. Zamanında kurulan GEBLİZ sistemini Aile Hekimlerinin sistemlerine yüklenmiş olunsaydı, hekimler ve personel sokak sokak dolaşarak bebek, gebe aramak zorunda kalmayacaktı? Aile hekimliği sistemine dahil olan ebe,hemşire,att..vs eğitime tabi tutulmadan başlatıldılar ve bilgisayar üzerinde yapılması gereken işlemleri bile yapamayacak düzeyde hekim ve personelin sayıları hiç azımsanacak sayıda değildir incelenirse.
Şimdi olayın içinde ayrı bir konu daha var ki, ilk defa İstanbul’da uygulandı özel sektörden Aile Sağlığı Elemanı olması için 600 personel alındı. Neden çünkü İstanbul’da bu sistemde çalışmak istemeyen personel sayısı çok fazla. Doğal olarak açık bitmiyor. Bugüne kadar KPSS puanına göre atanan personellerin şimdi bir anda hangi yasaya hangi hukuka göre özel sektörden alınması sağlandı. Dışarda atanmak için o kadar çok personel bekliyor ki, bu başlayanlarda şüphesiz onlardan tabi ama farkları KPSS puanlarına bakılmadan başladılar ve 2000 TL civarı devlet bunlara ödeme yapıyor. Hangi yasaya göre bunlar yapılıyor? Bunu yapabiliyorsa devlet hiçbir mali yükümlülüğü olmayacak 4-B’lileri neden kadroya alamıyor? Böyle çalışılmak istenmeyen bölgelerde personel tayin isteyecek diye mi? Bana sorarsanız hayır. İnsanlar üzerinde sözleşmenizi fesh ederim diye tehdit ederek işsiz kalma korkusu oluşturuluyor ve insanlar ne söylenirse yapmak zorunda bırakılıyor. Ne olacak sonunda özelleşen sektörde istedikleri gibi çalıştırabilecekleri personeli oluşturuyorlar. Biz ne dersek o olur mantığıyla hareket ediyorlar…
Ayrıca bu sistem kurulurken destekleyen sendika,örgüt… vs. ne varsa bunları hiç mi düşünmedi? Sağlık Bakanlığı’nın önünde yetkili sendika veya diğer sendika,örgüt liderleri bakanlığın dediklerine onay vermekten başka ne yaptı? Bunları yaptılar neden mi? Sendika veya örgütlerin başkanları milletvekili olabilsin diye mi? Onlar demek ki böyle davranırsanız milletvekilliği adaylığı veririz vaadiyle kandırıldılar veya o mevkilerde bulunmaları sağlandı diye düşünürüm ben. Bu insanlar bunlar için değil aslında halkın sağlığının veya standartların daha iyi şartlara taşınması için hizmet etmesi gereken kişilerdi sözde.
Sonuca gelecek olursak İstanbul metropol bir şehir ve her yerinde nüfus hareketi var ve bunları takip edebilmek kolay değil. Bunu devlet kontrol altına alır ve kayıtların düzenli tutulup kullanılması gereken yerlere düzenli iletilmesini sağlaması halinde işler daha kolaylaşır ve daha az maliyete daha çok iş yapılabilir. Ama bu zihniyette ki yöneticilerle değil. Umarım bunları düşünen gören birileri vardır ve düzeltmek için bir şeyler yapılır.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.