.

663 Sayılı Khk Hakkında Ses'in Görüşü

Sağlık Bakanlığı 500 bin sağlık çalışanını ilgilendiren kanunu kimseye sormadan danışmadan yaptı şimdide yamalı bohça gibi torba yasa ile düzeltmeyene çalışıyor( personelsaglikhaber.net)

663 Sayılı Khk Hakkında Ses'in Görüşü



 Sağlık Bakanlığı 500 bin sağlık çalışanını ilgilendiren kanunu kimseye sormadan danışmadan yaptı şimdide yamalı bohça gibi torba yasa ile düzeltmeyene çalışıyor( personelsaglikhaber.net)

SES'in Konu Hakkında Görüşleri;

663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Sağlık Aile Ve Sosyal İşler Komisyonundaki Görüşmelerine KESK Adına Genel Başkanımız Çetin Erdolu katılmış olup, kararnameye ilişkin aşağıdaki görüş ve önerilerimizi sunmuştur. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Başbakan tarafından 18.06.2012 tarihinde “663 sayılı KHK ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” incelenmiş olup, değişiklik ile ilgili yorumlarla birlikte eleştiri ve önerilerimiz koyu renkte belirtilmiştir. Görüşlerimizin değerlendirilmesi ve buna yönelik önerilerimizin göz önünde bulundurulmasını dileriz. Saygılarımızla. 21.06.2012

KESK (KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU)

                                                                                                                                                                                                                            

GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ:

18 maddeden oluşan bu tasarı ile;

1.   2. 3. Maddelerde: Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkilerini yürütmek, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğünün görevleri arasında iken, bu görev için bakanlığa bağlı ayrı bir hizmet birimi olarak müşavirlik oluşturulmaktadır.

2.   Maddede: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün “İlaç, tıbbî cihaz ve ürünler dışında kalan alanlarda yapılacak klinik araştırmalarla ilgili düzenlemeleri yapmak, izin vermek ve denetlemek” şeklindeki görevine son verilmektedir.

Aynı maddede Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kura ile ataması yapılan personelin işlemlerini yürütme yetkisine son verilmektedir. Böylece kura ile ataması yapılan tek sağlık personeli olan hekim ve uzman hekimlerin atama işlemlerini yürütme yetkisi de Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün görevlerinden çıkarılmaktadır. Kura ile atanan hekimlerin atama işlemleri ayrı ayrı kurumlara verilmekteyse de kaosa neden olacağı kanısındayız. Bunu merkezi anlamda kontrol ve koordine edecek bir mekanizmaya ihtiyaç vardır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı Merkez Teşkilatı içinde, bağlı kurum ve kuruluşların atama ile ilgili bilgilerinin toplanacağı merkezi bir ünite oluşturulmalıdır.

4.    Maddede: İl Sağlık Müdürlükleri ve Valiliğin Bakanlığın ildeki temsilcisi olması sona erdirilmektedir.

663 Sayılı KHK doğrultusunda oluşturulan teşkilat yapısına göre bu uygulama doğrudur. Ancak, tasarının 11. maddesinde Üniversite Hastanelerinin Eğitim Ve Araştırma Hastanesi olarak ve ortak kullanımı ile ilgili protokollerin İl Valisi ile Rektör arasında yapılacağı belirtilmektedir. Bu çelişkili bir durumdur. Burada, Üniversite Hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’nın yönetimine verilmesi ile ilgili çekince saklı kalmak kaydıyla, protokolün tarafı İl Valisi değil, Bakanlık, ya da Kamu Hastane Kurumu olmalıdır.

5.    Maddede: Kararnamede Kamu Hastane Birliklerinde ek II sayılı cetvelde belirtilen personelin sözleşmeli olarak çalıştırılacağı belirtilmektedir. Ek II sayılı cetvelde genel sekreter, hastane yöneticisi ve başhekim dışında uzman personel olarak istihdam edilecek kişilerin sözleşmeli olarak çalıştırılması söz konusudur.  Uzman personel ise hekim, diş hekimi, eczacı ve Sağlık Bakanlığının hizmet alanı ile ilgili mesleki bilgisi olan kişilerden oluşturulacaktır. Kararnamede sözleşmeli olarak Birliklerde çalıştırılması öngörülen personelin Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunda Yönetim kadrolarında çalıştırılabileceği de düzenlenmiştir.

Tasarı ile sözleşmeli olarak çalıştırılacak mesleki alanlardan hekim,  diş hekimi ve eczacıların yalnızca Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunda değil, diğer bağlı kuruluşlarda da yönetici kadrolarında sözleşmeli olarak çalıştırılabilmesi önerilmektedir.

Ayrıca, sözleşmeli personelin çalışma usul ve esaslarının Bakanlık tarafından belirlenmesi öngörülmektedir.

Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında atanan personelin atandığı yerdeki Kamu Hastane Birliklerinin yönetici kadrolarında Bakanlık tarafından sözleşmeli personel olarak çalıştırılmalarını sağlamak için Kararnamenin 33. Maddesine 8. Fıkranın eklendiği belirtilmektedir. Personelin görevlendirildiği süreler devlet hizmeti yükümlülüğü süreleri içerisinde değerlendirilmektedir.   Ancak 33. Maddede sözleşmeli çalıştırılması öngörülen personelin unvanlarının yer aldığı Ek II sayılı cetvelde yalnızca yönetim görevleri değil “uzman” kadroları da yer almaktadır. Tasarıya eklenmesi öngörülen 8. Fıkra ile sözleşmeli çalıştırmanın hekimlerin İRADESİNE bağlı olmaksızın devlet hizmeti yükümlülüğüne ve yönetim görevleri dışına da yaygınlaştırılması söz konusu olmaktadır.

6.  Maddede: Bakanlık ve bağlı kuruluşlarda çalışan sağlık personeline karşı görevi sırasında işlenen suçlarda Bakanlık ve Bağlı kuruluşların avukatları tarafından yapılacak hukuki yardımlarda vekaletname aranmayacağı düzenlenmektedir.

Bu düzenleme, son günlerde daha da artan “Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet” açısından olumlu bir düzenlemedir.

7.  Madde: Bakanlığın taşra teşkilatında görev yapan il sağlık müdür yardımcısı, şube müdürü, müdür ve müdür yardımcısı kadrolarında bulunmakta iken araştırmacı olarak atanan ve Bakanlık ve bağlı kuruluşlarda halen aynı görevi sürdürenlere 663 sayılı KHK’nın yayımlandığı 02.11.2011 tarihinden itibaren 6 ayı geçmemek üzere ve görevlerini yürüttükleri sürece 209 sayılı Yasa uyarınca yapılan ek ödemelerin eski kadrolarına göre hesaplanacağı düzenlenmektedir.

Bu düzenlemeyle özlük hakkı kaybının, ücret kaybı olmaması ile telafi edilmesi öngörülmektedir. Olumludur.

8. Maddede: 663 sayılı Kararnamenin eki olan III sayılı Kamu Hastane Birlikleri Sözleşme ücreti cetvelinde başhekimlik sütununa diş hekimleri eklenmiştir,  başhekim yardımcılığı sütununa da diş hekimliği ile daha önce cetvelde yer almayan “diğer” diye bir ibare eklenmiştir. Böylece hekim ve diş hekimi olmayan kişilerin başhekim yardımcısı olarak atanacağı ve buna göre ödeme yapılması öngörülmektedir.

Burada da Hekim olmayan, ya da Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’ne göre uzman olmuş çalışan dışında kişilere de bu göreve gelme-getirilme olanağı verilmektedir. Bu da ayyuka çıkmış kadrolaşmaya zemin hazırlamakta, Hekim, Diş Hekimi ve Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’ne göre Uzman olmuş Sağlık Çalışanları dışında mesleklere de Başhekim Yardımcılığı olanağı tanınması söz konusudur. Sağlığın ticarileştirilmesine yönelik olarak yapılan ve 2 Kasım 2011 tarihinde yürürlüğe giren 663 Sayılı KHK’de yeterli kadrolar oluşturulmuştur. Bu düzenleme ile, Başhekim Yardımcılığı yolu da açılmaktadır. Burada “Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’ne göre Uzman olmuş” ibaresi eklenmelidir.

9. Maddede Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatındaki müsteşar, müsteşar yardımcısı, sağlık politikaları kurulu ve hizmet birimleri müdürlük kadroları 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında KHK’ye eklenmektedir.

10. Maddede: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun ikinci görevlendirmeye ilişkin 88. Maddesinin ikinci fıkrasının a) bendi değiştirilmektedir. Değişiklikle 663 sayılı KHK ile yeni kurulan bağlı kuruluşların taşra teşkilatındaki yönetim görevlerinin de ikinci görev olarak yaptırılabileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda il ve ilçe sağlık müdürlüğü, il sağlık müdür yardımcılığı, halk sağlığı müdürlüğü, halk sağlığı müdür yardımcılığı, sağlık grup başkanlığı, başhekimlik, başhekim yardımcılığı ve il sağlık ve halk sağlığı müdürlüklerindeki şube müdürlükleri görevleri ikinci görev olarak yaptırılabilecektir.

Burada işlerin tek elden yürütülmesi amaçlanıyorsa da kadrolaşma ya da yönetsel görevlerin belli kadroların elinde bulundurulması gibi bir sakınca mevcuttur. Bu madde konmamalıdır.

11. Maddede: 3359 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesi yeniden düzenlenmektedir. Madde ile Sağlık Bakanlığı Bağlı Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte yer alan hususlar yasa kuralı haline getirilmektedir. Buna göre nüfusu  850 bine kadar olan illerde eğitim ve araştırma hizmetlerinin; eğitim-araştırma hastanesi veya üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinden yalnızca birisi tarafından verileceği, bu illerde Bakanlık ve üniversitenin tıp lisans eğitimi ve tıpta uzmanlık eğitimi için ortak kullanıma gidilmesinin zorunlu olduğu, birlikte kullanılan üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde Sağlık Bakanlığının mevzuatı uyarınca hizmet sunulacağı, bu birimlerin Bakanlıkça atanan Başhekimce yönetileceği, üniversite personelinin de Başhekim sorumluluğunda olacağı, üniversite tarafından birlikte kullanılan kurum veya kuruluşlarda görevli personelin profesör ve doçent kadrolarına atanabilmesi için, bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına ait eğitim görevlisi kadrolarından da yararlanılabileceği, birlikte kullanım protokolünün il valisi ve üniversite rektörü arasında imzalanacağı belirtilmektedir.

Bakanlık ve üniversitelerin birlikte kullanım dışında eğitim, sağlık hizmeti üretimi, araştırma ve kamu sağlığını geliştirme gibi alanlarda işbirliği yapılabileceğini, birlikte kullanım ve işbirliğine dair Yönetmelik yayımlanacağı düzenlenmektedir.

-      “Birlikte kullanım, iş birliği” adı altında Tıp Fakültesi hastaneleri olan “sağlık uygulama ve araştırma merkezleri” Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşları haline getirilmektedir. 2011 yılı Şubat ayında Tasarının bu maddesi ile aynı içeriğe sahip Sağlık Bakanlığı’na Bağlı Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik yayımlanmış, 494 öğretim üyesi, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği ve Türk Tabipleri Birliği tarafından açılan davada Yönetmelik maddelerinin yürütmesi durdurulmuş, dayanak Yasa maddesinin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verilmiştir.  İtiraz yolu ile Anayasaya başvurulmasına ilişkin kararın özünü yükseköğretim kurumlarının sahip olması gereken bilimsel özerkliğine aykırılık oluşturmuştur. Başvuru henüz Anayasa Mahkemesi tarafından görüşülmemiştir. Yürütmesi durdurulan Yönetmelik kuralının bu kez aynı Anayasaya aykırılık unsurlarını taşır biçimde yasa kuralı haline dönüştürülmesi öngörülmektedir. Anayasa Mahkemesi kararı beklenmeden, Tıp Lisans ve Uzmanlık eğitiminin bütünüyle Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne geçmesi hem antidemokratik olan YÖK yasası, hem de evrensel Üniversite özerkliğini zedeleyicidir. KHK’de buna ilişkin düzenleme vardır ve burada Üniversite Yönetim Kurulu yetkili kabul edilmektedir. Bu maddenin de tasarıdan çıkarılması gerekir. Burada İl Valisi’nin ortak protokol imzacısı olması da çelişkidir.

12.  Maddede: İlk defa kamu hizmeti ve görevinde istihdam edilecek eczacılar ve diş tabiplerinin, 31 Aralık 2012 tarihine kadar, sınavlara tabi olmaksızın kurayla atanabileceği belirtilmektedir. Madde gerekçesinde ÖSYM tarafından kamu personeli seçme sınavının yapılması ve sınav sonuçlarına göre yerleştirme yapılmasının yılın son çeyreğinde mümkün olabilmesi, bu süre zarfında hizmetlerde bir aksamanın yaşanmaması için kura ile atamanın yapılacağı ifade edilmiştir.

Kamuda Eczacı ve Diş Hekimi istihdamı için ayrıca Sınav yapılması, bu mesleklerde alınan eğitimi görmezden gelmektir. Bir defaya mahsus, hizmet boşluğu yaratmamak adına böyle bir düzenleme yapılması “Eşitlik” ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Sınavsız alımın sonrasında da yapılacak alımda sınav uygulaması yerine bazı kriterlerin gözetileceği bir uygulama getirilebilir.

13.   Maddede: 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanununun 3. Maddesinde yapılacak değişiklikle entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlanan  aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları hariç olmak üzere aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının haftalık normal çalışma süreleri ve mesai süreleri dışında nöbet tutturulması   öngörülmektedir. Nöbet tutturulacak yerler ise yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetleridir. Bu halde 657 Sayılı Yasanın Ek Madde 33’teki nöbet ücretlerinin ödenmesi kararlaştırılmaktadır. Fazla çalıştırmanın bir üst sınırı da maddede düzenlenmemektedir.

Aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlardaki aile hekimliği eğitimi verenler ile aile hekimliği uzmanlık eğitimi görenlere, asistan başına hizmet verdiği kişi sayısı 4000’i aşmamak ve kayıtlı kişi başına 5 TL’den fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın kurum döner sermayesine yatırılacağı, buradan aile hekimliği merkezlerinin tüm giderlerinin ödeneceği, ayrıca bu miktardan usul ve esasları yönetmelikle belirlenecek bir yöntemle de öğretim üyesi ve asistanlara ödeme yapılacağı belirtilmiştir.

Aile Hekimleri ile Aile Sağlığı Elemanının nöbet hizmetine dahil edilmesi hem sakıncalı, hem de tehlikelidir. Hem hekim, hem de ebe ya da hemşireye hastaneler Acil Servisleri ve 112 Acil Ambulans Hizmetleri bünyesinde nöbet tutturulacaktır. Her iki birimde de nöbet tutmak özel bir eğitim, bilgi ve birikim gerektirmektedir. Ayrıca, ağır bir yük altında olan Aile Sağlığı Merkezi çalışanları nöbet sonrasında kendi görevlerini nasıl yerine getirecektir. Zorunluluk halinde cümlesi konsa da bu belli bir süre sonra teamül haline gelecektir.

Özellikle Aile Hekimliği Uzmanlık öğrencileri için olumsuz bir düzenlemedir. Uzmanlık Öğrencileri, eğitim süresi içinde, Çocuk Hastalıkları, İç Hastalıkları, Kadın Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları, Genel Cerrahi, Ruh Hastalıkları ve Kardiyoloji rotasyonlarıyla sağlık hizmeti üretim sürecine katılmaktadır. Ayrıca maksimum da olsa 4.000 hasta kaydı ve bunun üzerinden elde edilecek gelirden ek ödeme alınması düzenlemesi ağır bir yük yuüklemek anlamını taşır. Aile Hekimliği Uzmanlık veren birimleri, Sağlık Kuruluşunun Sağlık Hizmeti Birimlerinde hizmet üretimine de katıldıkları için bu düzenleme yerine, ortak gelir havuzundan ek ödeme verilmesi gerekmektedir.

14.   Maddede: Aile sağlığı merkezlerinin çalışma saatlerinin Bakanlıkça belirlenen kıstaslar çerçevesinde belirleneceği ifade edilmektedir. Madde gerekçesinde aile sağlığı merkezlerinin daha uzun süre açık kalması için bu düzenlemenin yapıldığı belirtilmektedir.

Aile sağlığı merkezlerinin tüm personeli yönünden mesai saatlerinde kanuni güvence ortadan kaldırılmakta, Bakanlığı yönetsel tasarruflarla çalışma saatlerini arttırmasına ilişkin yetki verilmektedir.

15.  Maddede:  209 sayılı Kanun’un 5. maddesine yapılan ekleme ile idari halk sağlığı müdür yardımcısına da personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılması öngörülmektedir.

16.   Maddede: Kalp akciğer makinesini kullanarak beden dışı kan dolaşımı işlemini son 5 yıl içinde en az toplam 1 yıl süre ile yaptığını belgeleyen ve en az lise seviyesinde eğitimi bulunanlar ile üniversitelerin perfüzyon teknikerliği bölümlerinden mezun olan ve olacakların Sağlık Bakanlığı'nca belirlenen eğitimleri alarak, açılacak sınavlarda başarılı olmaları halinde perfüzyonist yetkisiyle çalışabileceği düzenlenmektedir.

-        Ağız ve diş teknikerliğine ilişkin iş ve işlemleri son 5 yıl içinde en az toplam 1 yıl süreyle yaptığını belgeleyen ve en az lise seviyesinde eğitimi olanlar da açılacak sınavlarda başarılı olmaları halinde ağız ve diş sağlığı teknikeri olarak görev yapabileceği ifade edilmektedir.

-        Perfüzyonist ve ağız ve diş sağlığı teknikeri eğitim ve sınavların en geç 31 Aralık 2012 tarihine kadar yapılacağı, sınavlara gireceklerin bu süre içerisinde çalışmalarına devam edebileceği düzenlenmektedir.

               Bu maddede, pratikten yetişen Lise Mezunu Teknikerlere bir olanak tanınması olumludur. Ancak gerek “Perfüzyonist”, gerekse “Ağız ve Diş Sağlığı Teknikerliği” için bu konuda üniversitenin verdiği eğitim hiçe sayılarak ikinci bir eğitim ve sınav konmaktadır. Bu maddeden üniversite eğitimi alanlar çıkarılmalıdır.  
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.