.

60 Bin Sağlık Memuruna Kötü Haber

"Tam Gün Yasası" olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda belirtilen sünnet işlemleriyle ilgi düzenlemenin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi için iki dernek harekete geçti.

60 Bin Sağlık Memuruna Kötü Haber



 Tam Gün Yasası'nda düzenlenen 1 Ocak 2015'ten itibaren dini vecibe olarak yerine getirilen ve "erkekliğe ilk adım" olarak nitelendirilen sünnet ameliyatının yalnızca personel tabiplerce yapılabilmesi, Pediatrik Üroloji Derneği ve Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği'nce memnuniyetle karşılandı.

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 17 Ocak'ta onaylanan kamuoyunda "Tam Gün Yasası" olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda belirtilen sünnet işlemleri için düzenlemenin sağlıklı işlemesi konusunda iki dernek harekete geçti.

Türkiye Çocuk Cerrahisi ile Pediatrik Üroloji Derneği sünnet yapacak hekimlerin ilgili branş cerrahi değilse belirlenen bir süre bu konuda cerrahi eğitimi almaları için ortak bir sertifikasyon programı düzenlenmesi konusunda Sağlık Bakanlığına başvuru yapmaya hazırlanırken, sünnetçilik yapan sağlık memurları eğitimden faydalanarak mesleklerini sürdürmek istiyor.

"Düğünden çok sünnet operasyonuna önem verilmeli"

Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Pediatrik Üroloji Derneği Genel Sekreteri ve Diyarbakır Memorial Hastanesi'nde görevli Prof. Dr. Abdurrrahman Önen, AA muhabirine, kanunda sünnet ameliyatının 2015 yılından itibaren yalnızca tabiplerce yapılabileceğinin düzenlendiğini hatırlattı.

Olağanüstü ve istisnai hallerde Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek eğitimi alanların hekim gözetiminde sünnet ameliyatı yapabileceğini ifade eden Prof. Dr. Önen, bu düzenlemeyle sünnetçilik yapanların 31 Aralık 2014'e kadar faaliyetlerini sürdürebileceğini, bunun önemli bir uygulama olduğunu belirtti.

Sünnetin toplumun gözünden kaçan ancak etkileri süregelen çok önemli bir cerrahi işlem olduğunu vurgulayan Önen, bu nedenle ameliyathane ortamlarında, steril şartlarda ve ilgili hekimler tarafından yapılması gerektiğini dile getirdi.

Önen, "Çocuğunun sünnet düğünü için çok ciddi para ve enerji harcayanlar asıl önemli olan cerrahi işlemi çok sağlıksız ortamlarda, sokak ortalarında ya da sağlık koşulları uygun olmayan 'sünnetçi' tabir edilen kişilerin mekanlarında yaptırıyor" dedi.

"Bu, çocuğun gelecekte cinsel hayatını dahi etkileyebiliyor. Penis anatomisi  düşünülmeden o günün düğünsel ve törensel yönü ön plana çıkarılıyor. Düğünden çok sünnet operasyonuna önem verilmeli" diyen Önen, bunun toplumsal bir sorun olduğunu savundu.

"Bazı sünnetçiler gizlice sünnet yapmaya devam edebilir"

Önen, sünnetin mutlaka hastane ortamında, ameliyathane şartlarında bu alanda eğitim almış hekimlerce yapılması gerektiğine işaret etti.

Toplumun ve hekimlerin bu konunun farkında olması gerektiğine dikkati çeken Önen, "Merdiven altı dediğimiz yerlerde, pazarlamacı çantası gibi malzemelerin taşındığı yöntemlerle bazı sünnetçiler gizlice sünnet yapmaya devam edebilir" diye konuştu.

"Hekimlerin sorunsuz şekilde sünnet yapmasını sağlamaya çalışıyoruz"

Ülkede sağlık hizmeti açısından çocuk ürolojisi uzmanı, çocuk cerrahi uzmanı ve erişkin ürolojisi uzmanının yeterli olduğunu ancak sünnet işlemi için yeterli olamayabileceğini kaydeden Önen, şunları dile getirdi:

"Toplumun yarısının erkek olduğu ve 40 milyon civarında insanın sünnet olduğu düşünülecek olursa spesifik bazı branşların sadece sünnet yapması ciddi toplumsal bir eksiklik doğurabilir ve talebi de karşılayamayabilir. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı nezdinde iki dernek olarak hazırlanacak proje ile girişimlerde bulunarak hangi hekim arkadaşların sünnet yapması gerektiği yada yapabileceği ve sünneti yapacak hekimlerin ilgili branş cerrahI değilse mutlaka bir süre bu konuda eğitim almalarını sağlamak için ortak bir sertifikasyon programı düzenlemeyi düşünüyoruz. Bu sayede hekimlerin sağlıklı, sorunsuz şekilde sünnet yapmasını sağlamaya çalışıyoruz."

Önen, bu konuda bakanlığa dernek olarak 31 Aralık'a kadar başvuru yapacaklarını aktardı.

Prof. Dr. Önen, "Adli tıp kurumlarında yanlış sünnetlerle ilgili binlerce dava var. On binlercesi de adliyeye yansımadan hekimlerce tedavi edilmeye çalışılıyor. Sünnetin bu alanda eğitim almış hekimlerce yapılması komplikasyonları önleyecektir" dedi.

Hekimlerin gerekli cerrahi eğitimi almadan, bir sertifikasyon programı veya bir kursa katılmadan girişimde bulunması halinde sünnetçilere göre daha az olmakla birlikte yine komplikasyonların meydana gelebileceğini öne süren Önen, bu konuda dernekler olarak üzerlerine düşeni yapmak istediklerini ifade etti.

Önen, bakanlık ile yapılacak protokolla büyük merkezlerden başlayarak belirlenen bir sürede günde en az 10-15 sünnetin yapıldığı cerrahi ortamda sünnetin nasıl yapıldığı gösterildikten sonra hekimlere sünnet işleminin bizzat yaptırılması suretiyle sertifikalı eğitimin faydalı olacağını dile getirdi.

Toplu sünnet törenlerini asla uygun görmüyoruz"

Prof. Dr. Önen, tasarıya göre toplu sünnet şölenlerinde de sünnet işleminin hekimlerce yapılacağını ifade ederek, "Ancak toplu sünnet şölenlerini hekimler olarak asla uygun görmüyoruz" şeklinde konuştu.

Toplu sünnetlerde aynı malzemelerin, steril şartlar oluşturulmadan pek çok kişide kullanıldığına işaret eden Önen, bu nedenle AİDS ve hepatit gibi birçok hastalığın bulaşma riski ile karşı karşıya kalındığını anlattı.

Cerrahi işlemler sağlıklı bir ortamda yapıldıktan birkaç gün sonra gerekli görülüyorsa sünnet töreni, düğünü ve festivalinin yapılmasının doğru olduğunu aktaran Önen, sünnet için en doğru zaman için de şunları kaydetti:

"Ben 6-7 aylık bebeklik dönemini sünnet için uygun görüyorum. Ayrıca hekimler olarak 2 yaşından önce sünnetin yapılmasını doğru buluyoruz. 3-5 yaş arasında çocukların ilk kez genital bölgeyi tanıması ve cinselliği algılaması nedeniyle genital bölgesine hiçbir cerrahi işlemi doğru bulmuyoruz. Bu yaşlarda sünnet, sadece sünnet derisinin kesileceği şekilde algılanmayarak, çocuğun ileri ki yaşamını da etkileyecek bir travmaya dönüşebiliyor. Bu yaşların geçilmesi halinde çocuğa 6 yaşından sonra sünnet yapılmasını öneriyoruz."

"Eğitim alarak mesleğimizi sürdürmek istiyoruz

Diyarbakır'da 34 yıldan bu yana sünnetçilik yapan Sağlık Memuru Aslan Yaman, kanunda yer alan olağanüstü ve istisnai hallerde Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek eğitimi alanların hekim gözetiminde sünnet ameliyatı yapabilmesinin, sağlık memurlarını kapsayacağını düşündüklerini söyledi.

Yaman, 34 yılda binlerce çocuğu sünnet ettiğini anlatarak, "Çok sayıda siyasetçi ve hekim, çocuğunun sünneti için beni tercih etti. Bizim tecrübemiz hekimlerde yoktur. Son derece steril şartlarda bu işlemi yapıyoruz. Sünnetçilik mesleğimizden vazgeçmeyiz. Eğitim alarak mesleğimizi sürdürmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Piyasada Sağlık Memuru olmadan da sünnetçilik yapanların olduğunu, bunlara kendilerinin de karşı olduğunu aktaran Yaman, şöyle konuştu:

"Biz eğitim alarak Sağlık Memuru olarak görev yapıyoruz. Mesleğimizi sürdürmek için kanunda belirtilen kapsama alınmamız konusunda Sağlık Bakanlığına başvuru yapmıştık. Bu işte tecrübe çok önemli. Ayrıca sünnet için fazla narkoz verilerek hayatını kaybeden çocukların olduğunu biliyoruz. Mesleğimi sürdürmek için gerekirse hakkımızı aramak için yasal yollara da başvururuz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.