.

4/c’lilerin Feryadına Kulak Verin..

bu Aslında 4/C'li Ahmet'in hikayesi - haber ve Başbakan'a mektup

4/c’lilerin Feryadına Kulak Verin..



ASLINDA BU 4/C’Lİ AHMET’İN HİKAYESİ

Ahmet Bey 4/C’li olmayı kendisi istemedi. Diğer özelleştirme mağdurlarıyla birlikte fabrikası kapatılınca 4/C’li çalışmaya razı oldu. Devletine, daha doğrusu Devleti yönetenlerle güvenmek istiyordu.

Devletine güvenerek “Devlette İşçi” olmuş. Güvencesi olsun, emekliliği olsun, işsiz kalmayayım diye.. Bir gün ekmek teknesi bildiği fabrikası, menfaat gruplarından birine peşkeş çekilince çileli hayatı başladı Ahmet’in, diğer 4/C’liler gibi…

O kaderine razı olacak biri değildi. Hak aramak, adalet aramak onun hücrelerine kadar işlemişti. Yürekliydi, hep mücadele etti. Çalmadık kapı, aşındırmadık eşik bırakmadı…

Bir yandan ilkeli mücadele veren Sendikasıyla her platformda omuz omuza 4/C’lilerin hak mücadelesini veriyor, diğer yandan kendisi gibi birkaç “serden geçti” arkadaşı ile TBMM kapılarına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ve hatta Başbakan’a kadar ulaşmanın, dertlerini anlatmanın yolunu arıyordu; yılmadan, yıkılmadan, umudunu kaybetmeden…

Meclis’te Milletvekilleriyle görüşüyor, vekil danışmanlarından söz alıyor, onların gösterdikleri adreslere yöneliyordu.

Önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ulaşıyor, günlerce bekleyerek Bakanlık katına kadar ulaşıyorlardı. Karşılarına Bakan Yardımcısı çıkıyor, yollarını kesiyor. Randevu alıp  Bakan’la görüşecek heyetten, Afyon’dan gelen Süleyman ve Ahmet’e “siz görüşemezsiniz” diyorlar. Makam katından geri çeviriyorlar.  “Siz zencisiniz” demeye getiriyorlar. Halbuki, ne umutlarla bu kapıya kadar gelmişlerdi. Ancak, alçakça ayrım yapılıyor. Yandaş Sen’den olmadıkları için…!

Ama Ahmet bu çirkefliğe rağmen, mücadelesinden vazgeçmiyor. Kendisine söz veren birkaç Milletvekili danışmanının sözüne güvenerek, Kızılcahamam’da AKP’nin istişare toplantısına yöneliyor. Elindeki bir sayfalık mektubu Başbakan’a ulaştırabilmek için…

Bekliyor, bekliyor… Bir gece arabanın içinde yatıyor. Başbakan’ın kaldığı otele yakın bir yerde…

Saatler geçiyor, günler geçiyor. Danışmanlar ortada yok. Devreye güvenlik görevlileri giriyor. Ve Ahmet karga tulumba mektubunu ulaştıramadan, güvenlik görevlilerince oradan uzaklaştırılıyor. Bir daha yaklaştırılmamak üzere…

Ahmet Bakanlıktan sonra ikinci defa kapı önünden atılarak, hakarete uğruyor. Kendi kendine: “Ben hangi suçu işledim de, bu muameleye maruz kaldım..?” diye düşünüyor, düşünüyor ve sonunda, “haklı mücadelemde başıma gelen herşey benim için, onurdur, gururdur ve şereftir” diyor.  “Çünkü, bu ülkede haklı olmanın çok bir anlamı yok. Ancak hak aramaktan vazgeçmek demek, haksızlığa boyun eğmektir. Zulme teslim olmaktır. Bu da zalimlere güç vermek anlamına gelir ki, ben haksızlık karşısında ömrüm boyunca susmadım, bundan sonra da susmayacağım. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, adaletten umudumu kesmeden, onurlu mücadelemi sürdüreceğim”

Ahmet, bu kararlılıkla yeni mücadele yöntemleri geliştirmek için ayrılıyor Kızılcahamam’dan…

İşte 4/C’li Ahmet’in Başbakan’a ulaştıramadığı mektup; Tüm 4/C’lilere ve hak, hukuk diyenlere ibret olsun!

Sayın Başbakanımız,

4/C’liler olarak, başka çaremizin kalmamasından dolayı size bu mektubu yazıyoruz. Bildiğiniz üzere kamu çalışanları arasında en çok mağdur olan kesimi biz oluşturuyoruz. Bizler memurların aldığı aylık ücretin yarısı kadar maaş alıyoruz.

Yapılan araştırmalarda çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 1.763,58 TL, açlık sınırı ise 1.361,85 Lira olarak hesaplanmıştır. Yine dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 3.525,42 Lira olarak belirlenmiştir. Bizim aldığımız maaşlar bu araştırmada çıkan sonuçların maalesef çok altındadır.

Aynı zamanda ödediğimiz ev kirası, çocuklarımızın okul masrafları, ulaşım giderlerimizde işin içine girdiği zaman, 4/C’liler olarak bizler hayatımızı borç batağı içinde idame ettirmeye çalışıyoruz.

Sayın Başbakanım, yine büyük sorunlarımızdan birisi de kadrodur. Bizler yan yana masalarda aynı işi yapan lakin aralarından ücret farkı ve iş güvencesi farkı bulunan mağdurlarız. Her sene sonunda sözleşmelerimiz yenilenecek mi yoksa işsiz mi kalacağız korkusuyla yaşayan, maalesef ki bu korkuyu ailesine yaşatan ve küçücük çocuklarının psikolojinin bozulmasına neden olan 4/C’lileriz.

Kamuda çalışıpta aile ve çocuk yardımı almayan tek grup biziz. Evlatlarımız bizim geleceğimiz. Sayın Başbakanım siz de diyorsunuz “en az 5 çocuk yapın” diye. Hür vicdanınızla bizim yerimize koyunuz kendinizi. 4/C’lilerin her ay evine giren para 1.000 TL’yi geçmezken bırakın 5 çocuğu, çocuk sahibi olanlar 2. çocuğu yapmaktan korkar hale geldi. Eğitim paralı, sağlık paralı ama 4/C’liler parasız. Siz bir baba olarak bizim yerimize koyunuz kendinizi. Çocuğunuza sunabileceğiniz güzel bir gelecek yoksa, imkanlar kısıtlıysa dünyaya bir çocuk getirip, onun hep bir yokluk hissiyle yaşamasına dayanabilir miydiniz?

Sayın Başbakanınımız, bizler bu ülke, bu vatan için gece gündüz demeden, mesai mufhumu gözetmeden çalışıyoruz. Bu noktada sizlerden bu kadar küçük bir iyileştirme isteme hakkını 25 bin 4/C’li olarak kendimizde buluyoruz ve affınıza sığınıyoruz.

Biz 4/C’liler maddi ve manevi anlamda ciddi sıkıntılar yaşamaktayız. Biz biliyoruz ki, siz adaletli ve merhametli bir Başbakansınız. Sizden yardım isteyen biz 4/C’lilerin taleplerine seyirci kalmazsınız. Çünkü aldığımız ücretle ve iş güvencesiz çalışma şartları altında daha fazla ne kadar dayanabiliriz bilmiyoruz. Hayat pahalılığı yüzünden neredeyse hepimizin psikolojisi bozulmuş durumda. Bir çoğumuz ek iş yaparak ailesine bakmak zorunda.

Sayın Başbakanımız, Sosyal devletin temeli olan tüm vatandaşa eşit mesafede olunması ilkesini bir kez daha gözden geçirmenizi rica ederiz. Memurlara tanınan ücret, çeşitli yardımlar, iş güvencesi ve diğer haklardan biz 4/C’lilerinde faydalandırılmasını sağlamanız sizden tek talebimizdir. Bu noktada sizin adaletinize sığınmaktan başka çaremiz yok.

Lütfen 4/C’lilerin feryadına kulak verin. Saygılarımızla…



Türk Büro-Sen Genel Merkezi
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.