.

16-22 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası

Tuz vücutta su dengesinin korunmasında ve besinlerin hücre duvarından geçişinde rol oynar. Ancak tuzun belirtilen orandan fazla tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

16-22 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası



    DÜNYA TUZA DİKKAT HAFTASI (16-22 MART)
 
Tuz vücutta su dengesinin korunmasında ve besinlerin hücre duvarından geçişinde rol oynar. Ancak tuzun belirtilen orandan fazla tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Aşırı tuz kullanımı hipertansiyon, kalp, damar ve böbrek hastalıkları başta olmak üzere kemik ve göz sağlığını etkiler, bazı kanser türleri ve inmeye (felç) neden olur. Bu hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için Dünya Sağlık Örgütü günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram olarak önermektedir.  Ülkemizdeki tuz tüketimi ise oldukça yüksektir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2010 yılında yayınlanan rapora göre aşırı tuz tüketimine bağlı olarak meydana gelen yüksek tansiyonun inmelere %51, kalp hastalıklarına %45 oranında neden olduğu görülmüştür.
Ülkemizde yapılan çalışmalara göre günde 1 gram daha az tuz tüketilmesi, felçlerde %5, kalp krizlerinde % 3 azalma sağlamaktadır. Günde 9 gram daha az tuz tüketilmesi ise felçlerde % 34, kalp krizlerinde ise % 24 azalma sağlamaktadır. Bu nedenle aşırı tuz tüketiminden kaynaklanan hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için günde 5 gram tuz miktarını aşmamaya dikkat edilmelidir.
Aşırı tuz tüketimi de değiştirilebilir bir sağlıksız beslenme uygulamasıdır ve birçok kronik hastalığın temelinde yer almaktadır.  Özellikle oluşumunda aşırı tuz tüketiminin önemli bir etken olduğu hipertansiyon, dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içerisinde bir numaralı risk faktörüdür. Fazla tuz tüketimi yüksek kan basıncına neden olmaktadır. Yüksek kan basıncı ise ülkemizde ölümlerin ve hastalık yükünün en önemli nedeni olan kalp hastalıklarının önde gelen risk faktörüdür.  Aşırı tuz tüketimi yüksek kan basıncına neden olarak ya da olmadan inmelerin en önemli sebeplerinden birisi olarak gösterilmektedir. Ayrıca aşırı tuz tüketiminin sadece yüksek kan basıncı nedeni olmakla kalmayarak günümüzde önemli birer sağlık sorunu haline gelen mide kanseri, osteoporoz, böbrek hastalıklarının gelişimiyle de yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir. 
Sodyum organizmada sıvı dengesini sağlamada ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynar. Ancak fazla tuz tüketimi idrarla kalsiyum atımını da arttırır. Bu durum kemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Bilindiği gibi kemiklerden kalsiyum kaybının artışı osteoporoz ve kemiklerin kırılma riskini arttırır.
Hamilelik döneminde vücutta su toplanması (ödem) ile birlikte yüksek tansiyona neden olduğu saptanmıştır. Bebeğin fiziksel ve mental gelişimi yavaşlar. Erken doğum riski artar.
TUZ-SODYUM NEDİR?
Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliğine göre tuz, ana maddesi sodyum klorür olan ham tuzdan tüketime uygun nitelikte üretilen tuzlardır. Sofra tuzunun asıl adı “sodyum klorür” dür. Sodyum klorür diyetle alınan tuzun kimyasal adıdır. Tuzun %60’ı klor,%40’ı ise sodyumdan oluşur. Tuz besinlerde bulunabildiği gibi göllerden, denizlerden ve kayalardan saf olarak elde edilir. Tuzun 1 gramında 400 mg sodyum bulunur.
Sofra tuzu, kabartma tozu ve yemek sodası sodyumun en iyi kaynaklarıdır. Tüketilen sodyumun büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere eklenen tuzdan değil, işlem görmüş besinlerden gelir. İşlenmiş besinler sodyum alımının %75’ini oluşturur. Salamura besinler de (zeytin, turşu, peynir gibi) sodyum alımına önemli oranda katkıda bulunur.
                 
  Tuz tüketimini azaltmak için şunlara dikkat edilmesi gerekmektedir; 
  
-Daima taze ve tuz eklenmemiş besinler tüketilmelidir.
-Turşu, konserve gibi tuz içeriği yüksek besinleri tüketmekten kaçınılmalıdır.
-Yemeklerin tadına bakılmadan yemeğe tuz atımından kaçınılmalıdır.
-Hazır besin alırken etiket bilgilerine mutlaka bakılmalı, aşırı tuz içeren besinlerin alımından kaçınılmalıdır.
-Zeytin, peynir, turşu gibi gıdaları tüketmeden önce en az 12 saat mutlaka suda bekletip tuz oranını azaltın.
-Yemeklere lezzet vermek açısından tuz yerine nane, kekik, kırmızıbiber, limon, sirke, dereotu gibi ürünler kullanılmalıdır.
-Ev dışında yemek yerken tuzsuz besinler tercih edilmelidir.
-Restoran, kafe, lokanta gibi yerlerde kullanılan tuzun iyotlu olması sağlanmalı, tuzluk yerine -1 gramlık küçük paketlerde tuz verilmeli.
-Taze sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır.
-Maden suyu tüketileceği zaman içindeki sodyum oranı kontrol edilmelidir.
-Sodyumun sadece tuzlu gıdalarda değil aynı zamanda şekerli gıdalar ve bazı besinlerde de yüksek olduğunu unutmayın.
Bakanlığımızca aşırı tüketildiğinde sağlığımızı olumsuz etkileyebilen tuzun daha az tüketilmesini sağlamak amacıyla 2011 yılından beri “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı (2011-2015)” uygulanmaktadır. Program kapsamında farkındalık artırıcı etkinlikler, eğitimler yapılmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yapılan işbirliği çalışması sonucunda, 04.01.2012 tarih ve 28163 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2012/2 no’lu Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği’ ne göre ekmekteki tuz miktarı kuru maddede % 1,5’ a düşürülmüştür. Okul kantinlerinde tuz oranı yüksek olan cipslerin satışı yasaklanmıştır.
Sağlık Bakanlığı-UNICEF işbirliğinde “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir. İyotlu tuz; zekâ geriliğini ve beyin hasarını önler, okul başarısını arttırır.  İyot Kaybını önlemek İçin tuzu; yemeklerinizi pişirdikten sonra ekleyin ve serin, kuru ve ışıksız ortamda, koyu renkli cam kaplarda saklayınız.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.