.

112′de Yıpranma Payı Ve Riskli Birim..

İnsan sağlığı için kendisini riske edenler özgür ve güvenilir bir çalışma ortamını hak etmiyor mu?

112′de Yıpranma Payı Ve Riskli Birim..



İnsan sağlığı için kendisini riske edenler özgür ve güvenilir bir çalışma ortamını hak etmiyor mu?

Bir insanın sağlığına yardım etmeye giderken ki kutsallık nasıl böyle acımasızca kirletilip şiddet ve vahşetle mukabele ediliyor. Sonra kalkıp da yakınıp tartıştığımız konu “yıpranma payı” oluyor. Evet, verilmekle kalmamalıdır, abartmadan söylemek gerekirse öngörülenden daha çok yıpranma payı verilmeli. Bunu garipseyip de “abartıyorsunuz” diyenler gece sıcak yataklarında mışıl mışıl uyurken sağlık çalışanları, bilhassa 112 acil sağlık çalışanları sarhoşla, şizofrenle, sinir hastalarıyla, binlerce ateşli yaralanma, silahlı saldırı sonrası müdahale ile ambulansı beklerken kışkırtılmış, eline silah tutuşturulsa önüne geçene sıkacak hınçla dolu insanlarla uğraşıyor. Ağır küfür edip fiziksel tepki verenlerle, tekme tokat ile iletişim kuranlarla uğraşıp onlara yardım ediyor. Mışıl mışıl uyuyanlar rüyasında uçadursun, ambulans ekipleri buzlu yollarda hastasına yetişmeye çalışırken can savaşı veriyor. Acil tıp teknisyenleri, paramedikler, hekimler ambulansın arkasında, kışın ortasında vakaya müdahale edip hastanın sağlığı için çabalarken ambulans şoförleri vakayı hastaneye yetiştirme derdinde. Can kurtarırken acaba kurtarılan candan sonra, cankurtaranların psikolojisini düşünen var mı?

Riskli birimler arasında belki de değil, kesinlikle en riskli birim 112′dir. Niye mi? Çünkü gideceği yerde onları neyin karşılayacağını bilmiyorlar. Tedbirsiz, savunmasız bir şekilde gidiyorlar. Polisin işi riskli mi? Evet. Ancak polis ya da asker gerekli teçhizat ve fiziksel eğitim, caydırıcı silah gücü ile olaylara müdahale edebiliyor ya da şiddet uygulayan, karşısında polis ve asker olduğunda çekiniyor, çekinmek zorunda. Fakat 112 çalışanları tabir-i caizse kendisini ateşin ortasına atıyor. Hem de savunmasız.

112 çalışanlarına savunma merkezli yakın dövüş öğretilmeli, derken, bunu açıklama ihtiyacı hissettim. Mantığımızı kullanırsak, bir insan bize vurmak için elini ya da ayağını kaldırdığında biz refleks olarak ya da bilerek onun elini ayağını tutmaya çalışırız. Bunu hemen her insan yapar. Orada şu düşünülmez: “bu adam bana vurduktan sonra ben hiç tepki vermeyip, onu şikâyet edip yasal yollarla hakkımı ararım.” Elbette ararsın. Burada sıkıntı yok. Düşünelim; 112 ekibi vakaya gitti ve ambulansın geciktiğini düşünüp küplere binen bir adam, ekip aşağı iner inmez küfür edip tekme tokat saldırmaya başladı; şu halde yapılacak şey mutlaka savunmadır. Yani onun yumruklarına ya da tekmelerine karşı kendimizi savunmalıyız. İşte diyoruz ki şiddete karşı, karşılık şiddet değil, savunma olmalı. Bunun içinde zaten yapılan bir işin eğitimi verilmeli ki, zarar asgariye indirilsin. Bunun yanı sıra yasal düzenlemeler ve caydırıcı ceza işlemleri medyada duyurulmaya devam etsin ve sürekli ediyor da. Eğer bu problem çözülebilmiş olsaydı bu savunma eğitimine gerek kalmazdı ve medyada her gün sağlık personellerine şiddet haberleri duymazdık.

Yanlış müdahale ettikten sonra yedi sülalesi perişan edilen hemşireler, acil tıp teknisyenleri, sağlık memurları, paramedikler; şayet müdahaleleri olumlu ise küçük bir teşekkür alıyorlar. Canla uğraşmak elbette risklidir ve yıpratır. Burada hata göz ardı edilmez, çünkü can söz konusu.

Nöbet sistemi ile çalışan sağlık ekiplerinin istirahat kısmı ile uğraşırlarken, fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulanan personelin istirahat süresi tartışılacağına, şiddet uygulanan personelin psikolojik yıpranmasının belki de bir yıl sürebileceği hiç düşünülmüyor mu? O çok bahsedilip imrenilen ” bir gün çalış, üç dört gün yat” laflarını söyleyenlere ve yıpranma payı, riskli birim, çalışma süreleri ile ilgili dışarıdan ilgisiz ve kayıtsız yorum yapanlara, işin içinde olmayanlara ambulans ekipleriyle nöbet tutturmak gerekli. Yıpranma payı ve riskli birim hususunda olumsuz tepki verenleri, mışıl mışıl uyudukları yataklarından kaldırıp nöbet tutturmalı.

Ambulansta kaza yaptıktan sonra gene de o ambulansa nasıl binildiği hususunu kaza yapanlar anlar. Çekinerek, içinden gelmeyerek, kazadan sonra başlarda korkarak.
Fiziksel şiddete maruz kalmış acil sağlık çalışanlarının bir daha vakaya giderken ki endişe ve korkusunu düşünen var mı? Bilhassa bayanların.
Nöbet tutan bayanların ya da bayların çocuklarını ve eşlerini evde bırakıp hastalarla ilgilenip, kış vakti geceleri onlara yardım etmeye çalışırken yedikleri küfürlerden, ağır vakalarda akıtılan terden, çarpan kalplerden, fiziksel şiddetlerden, psikolojik yıkımlardan haberleri var mı?

Yıpranma payıymış, riskli birimmiş! Pehh!.. Bence empati yapmak, sadece hasta ile sağlık çalışanı arasında değil; yıpranma payı ve riskli birim kararı verecek kişiler ile sağlık çalışanları arasında da olmalı. Empatiye ihtiyaç duyanlar belki de başka birileridir.

TUNAHAN DAĞAŞAN
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.